İnsan Hakları

13 üye
Takip
Milletlerarası hukukun çağdaş gelişim çizgisi, idam cezasının giderek sınırlandırılması ve nihayet kaldırılması yönünde ilerlerken, belirli bir grubu hedef alan özel idam düzenlemeleri bu eğilime açık bir meydan okuma niteliği taşımaktadır. İsrail'in yasama organı Knesset tarafından kabul edilen ve bilhassa Filistinli esirler hakkında ölüm cezasının uygulanmasını kolaylaştıran yeni idam yasası, idam kararının oy birliği yerine basit çoğunlukla alınmasını yeterli görmekte, temyiz imkânını sınırlandırmakta ve infaz sürecini hızlandırmaktadır. Bu yasal düzenlemenin milletlerarası hukuk ilke ve düzenlemelerine açık aykırılık içerdiği görülmektedir. Medenî ve Siyasî Haklar Milletlerararası Sözleşmesi (ICCPR), idam cezasını tamamen yasaklamasa dahi, bu cezanın uygulanmasını sıkı usul güvencelerine bağlamış; keyfî infaz ihtimalini ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. İlgili yasa ise bu güvenceleri zayıflatarak milletlerarası insan hakları hukukunda idam cezasının sınırlandırılmasına yönelik yerleşik eğilimle bağdaşmayan bir geriye gidiştir. Düzenlemenin en tartışmalı yönü, kapsamının fiilen yalnızca Filistinli sanıkları hedef alacak şekilde formüle edilmiş olmasıdır. Bu durum, milletlerarası hukukun ayrımcılık yasağı ve eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır. Özellikle işgal altındaki topraklarda sivillerin korunmasını düzenleyen Dördüncü Cenevre Sözleşmesi, idam cezasının uygulanmasını son derece sınırlı hâllere bağlamış olup, temyiz ile af gibi güvenceleri zorunlu kılmıştır. Bu güvencelerin kaldırılması ve infazın kısa süre içinde gerçekleştirilmesinin öngörülmesi, milletlerarası insancıl hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Keza çağdaş milletlerarası ceza hukuku sisteminde —özellikle Roma Statüsü kapsamında— idam cezasının tamamen terk edilmiş olması dikkate alındığında, söz
İnsan Hakları
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 11 . maddesinin birinci fıkrasında, herkesin barışçı amaçlarla dernek kurma özgürlüğüne sahip olduğu belirtilmiş, ikinci fıkrasında ise, bu hakların kullanılmasına, ulusal güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeninin korunması, suçun önlenmesi, genel sağlık ve ahlak veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için ancak yasalarla kısıtlamalar getirilebileceği kabul edilmiştir.
İnsan Hakları
Reklam
Davalı Parti savunmalarında, Türkiye'nin başta İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi olmak üzere kimi uluslararası sözleşmeleri kabul ettiğini, iç hukuk normu ile ulusalüstü norm arasında bir çatışma söz konusu olduğunda, mahkemelerin ulusalüstü normu doğrudan uygulaması gerektiğini, ulusalüstü normların iç hukuka üstün ve bağlayıcı normlar olduğunu ileri sürmüştür.
Sayfa 224·Kitabı okudu
İnsan Hakları
Öte yandan, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'nin 30. ve İnsanHakları Avrupa Sözleşmesi'nin 17. maddesinde, Bildirge veya Sözleşmenin hiçbir hükmünün, burada ileri süıülen hak veya özgürlüklerden herhangi birinin yok edilmesini amaçlayan etkinlik veya eylemde bulunma hakkını verir biçimde yorumlanamayacağı öngörülmüştür.
Sayfa 225·Kitabı okudu
İnsan Hakları
Reklam
Reklam