Nitekim, Başbakan bunun işaretini verdi bile. Yalnız, Başbakanın bu tutumunun ne kadar tehlikeli olduğunu, olayın türbanla kapanamayacağını, bunun arkasından çarşaf, çarşafın arkasından Arap alfabesinin kaldirilmasinin sebebi sorulacak, ardından, irtica şehitlerinin hesabi sorulacak , onun arkasından Menemen yobazlarının aklanması olacak ve hersey çorap söküğü gibi birbirini izleyecektir.
Ben, bir fantazi sergilemiyorum. Görünen köy klavuz istemez
İrtica ve bölücülük tehlikesinin bu boyutlarda olmadığı zamanlarda dahi meslektaşları arasında çağdaş, bilgili, uzağı görenkişiler olarak bilinen tüm Anayasa Mahkemesi üyeleri, görevlerini cesaretle yapmış, amaçları ülkemizi bölmek ve Anayasamıza aykırı
bir düzen kurmak isteyen partileri, kopabilecek yaygaraya aldırmadan kapatmaktan çekinmemişlerdir.
Bizleri yanıltmaya çalışan hukukçu uzmanların bir kısmı sadece dış güdümlü değildir; içlerinde çıkar amaçlı suç örgütlerinin avukatlığını üstlenmemiş veya irticai faaliyette bulunan veya bölücü örgütlerden ve partilerden "bilirkişi ücreti veya danışmanlık
ücreti" adı altında astronomik ücret almamış pek az kişi kalmıştır.
Günümüzdeki irtica, Atatürk devrimlerinin
sınırlarını aşarak, Turk milletinin geleneksel inançlarini-tahrip etmekte ve devleti bu zaruana kadar bjç olmadığı bir tehlikeli ortama itmektedir.
Cuma namazlarının, Ramazan aylarının ve bayramlarının türban eylemi için uygun
bir ortam olarak seçilmesindeki amaç belli olduğu halde Diyanet
İşleri Başkanlığı bu başörtüsü sömürüsüne karşı neden olumlu veya
olumsuz bir tavır almıyor da Sağlık Bakanlığını ilgilendiren alanlar da fetva veriyor?
Halk kitleleri devlete, kanunlara karşı kışkırtılıyor. Bu eylem, başta, sabık Refah
Partisi olmak üzere, bütün gerici basın ve siyasi partiler tarafından
destek gördüğü halde kimsenin kılı kıpırdamıyor.