Konserveyi olduğu gibi çöpe attı. Akdenizli midesi, Kuzeyin her şeyi şekerle yeme adetine alışamamıştı bir türlü. Ekmek hatta balık bile şekerliydi. Alışveriş yaptığı marketlerde bir şey alırken paketin üstünde yazılanları uzun uzun inceliyor, şekersiz bir şey bulmaya çalışıyordu.
Uzun bir sessizlik oldu. Odada ki iki İsveçli hasta, bu garip durumu göz ucuyla süzüyor ve İskandinavya’nın yazılı olmayan altın kuralı gereği, hiçbir
müdahelede bulunmuyorlardı.
Gerçi İsveç’te bundan önceki yaşlı kıral Gustav’ı da bisikletle halkın arasında dolaşırken görenler vardı ve Başbakan Olof Palme, öğle vakti bürosundan çıkıp kuyruğa girerek sosisli sandviç alırdı ama yinede aileyle yüz yüze gelmek Yoriko’ yu müthiş heyecanlandırmıştı.
Bir seferinde tankerden kıyıya petrol bulaşmıştı. Her yer zift içinde kalmış ve kuşlar ölmüştü. Hükümet bunun üzerine bir açıklama yaptı ve kıyıyı temizlemek için gönüllüler istedi. Gidebilecek durumda olan herkes gitti. Ellerinde bezlerle kıyının her taşını, her çakıl taşını sildiler temizlediler.