Şimdi bütün duvarlara yazabilsem şunu söylerdim: Ne kadar acı çektiğinin bir önemi yok. Ve biliyor musun, ev, acı çektiğin yerdir. Çünkü dönüp dolaşıp sadece evine gidersin. Dönüp dolaşıp yine hissettiğin ağrıya dönersin. Ama buna gerek yok. Çünkü doğduğunda tek başınaydın. Çünkü dünyaya doğduğunda üzerinde tek bir çatı bile yoktu. Bu yüzden ev senin kaçtığın yerdir. Çünkü şimdi o sokaklara geri dönsem o küçük kıza derdim ki, bütün kötü hislerin altından, dikenli tellerin arasından geçtiğin gibi geçebilirsin. Etrafına ne inşa edersen kalbine de onu inşa edersin. İçine gömüldüğün hangi duygunun filiziyse sulayıp büyüttüğün o olur. Şimdi bir his bahçesi hayal et topraktan kaçmak yerine. Ne hissetmek istiyorsan onu ek. Yaraları sulamayı bıraktığın zaman kuruyup toprağa karıştığını göreceksin. Bu yüzden boynunda taşıdığın anahtarı, bu yüzden göğsünde taşıdığın ağırlığı koparıp at. Daima, gökyüzünü görebileceğin yerlerde dolaş.