n

Nüfus baskısı

0 üye
Takip
Fakat ne yaparlarsa yapsınlar, bir süre sonra “nüfus baskısı” sorununu çok yakıcı şekilde hissettikleri bir dönem gelmiş. Gerçekten kalabalıklaşmışlar ve bununla beraber, kaçınılmaz şekilde, yaşam şartları gerilemiş. Peki, bu kadınlar bununla nasıl baş etmişler? Birbirinin önüne geçmeye çalışan görgüsüz insanların olduğu; bazısı bir süreliğine de olsa tepeye çıkarken çoğunluğun sürekli en altta ezildiği; ilelebet kıvrım kıvrım kıvranan bir kitleyi, fukaralardan ve yozlaşmış kişilerden oluşan bir alt katmanı doğuran; kimsenin huzur ya da rahat yüzü göremediği; halkın genelinde gerçekten soylu özelliklerin ortaya çıkma imkânının olmadığı bir “varoluş mücadelesi”yle değil. Zor durumdaki yurttaşlarının bekasını sağlamak için başkalarının topraklarını alıp kendilerininkine katmak ya da başka birinin rızkına el koymak üzere yağmacı seferlere çıkmaya da başlamamışlar. Kesinlikle böyle şeyler olmamış. Bir araya gelip bir kurul oluşturmuş ve meseleyi enine boyuna masaya yatırmışlar. Hepsi de ne istediğini bilen, çok güçlü düşünürlermiş. Şöyle demişler: “Elimizden gelen çabayı gösterirsek bu ülke arzuladığımız huzur, rahatlık, sağlık, güzellik ve ilerleme standartlarında kabaca şu kadar sayıda insanı idame ettirebilir. Pekâlâ… Bundan daha fazla insanı doğurmayacağız.” İşte budur. Görüyorsunuz ya, onlar da anneydi ama bizim anladığımız anlamda çaresiz, istemsiz bir doğurganlıkla ülkelerini insanla dolup taşırmaya zorlanan, sonra da oturup çocuklarının acı çekmesini, günaha girmesini, birbirleriyle dövüşerek ölmelerini izlemek zorunda kalan anneler değil, Bilinçli İnsan Yaratıcıları olan annelerdi.(…) Biz genellikle ülkemiz için “canımızdan vazgeçmeye” hazırızdır, ama onlar ülkeleri için annelikten vazgeçmek zorunda kalmışlar… ve onlar açısından yapabilecekleri
Sayfa 87 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Nüfus baskısı