ö

Öğlen öğlen

1 üye
Takip
Uzaklara bakabiliyor olmanın bir nimet olduğunu geçtiğimiz haftalarda fark etmiştim. Gözünün önünde insan eliyle sonradan iliştirilmiş bir şeyler olmadan yani, bina gibi. Bunun insanın hayal gücünü ve ufkunu genişlettiğine inanıyorum, şimdilik böyle en azından. Baktığında beş metre ötesini görmekle, beş yüz metre ötesini görmenin ya da beş bin metre ötesini görmenin insan ufkunda aynı etkiyi göstermediğine eminim. Okumadım, içeriğini bilmiyorum ama bu İmam Gazalî'nin "göğe bakmanın faydaları" gibi bir metni var, onun içinde her ne yazıyorsa söylemek istediğim şey onunla ilgili olabilir. Ayrı bir nimet ki bu iletiyi Hacı Bayram'da Şeyh İzzettin Türbesinin ön taraflarındaki parkta, karşı tepenin yamaçlarını seyrederken yazıyorum. Böyle söyleyince iletim sınıf atlamış gibi hissettim. Odamda iki metre ötesini ancak görebiliyorken yazdığım iletilerden bi farkı olmalı diye geçiriyor insan içinden. Ama maalesef fiziken bir yerde olmak oradan olmak, oralı olmak ya da oranın rengine boyanmak demek olmuyor. Öyle olsaydı bir sürü Allah dostunun gelip geçtiği şu mekanda ben de ermiş oluverirdim. Ama ben hala "ben ne zaman akıllanacağım" diye geçiriyorum içimden. Neyse konuyu nerden nereye getirdim. Şimdi gidip kemankeş'te bir şerbet içip kitap okuyayım. Okuyacağım dedim, okumam gerek. Selametle 🌿
Öğlen öğlen
bakın bu benimle yaşıt bir hastamın kabir toprağı. yaşasaydı yirmi üç yaşını doldurmuş olacaktı. on dört ay falan oluyor vefat edeli. yoğun bakımda bakmıştık. sonra otopsisine girmek nasip oldu, şimdiki aklım olsa girmem. yüzü hala gözümün önünde. definden sonra kabrine gitmiştim, duvak örtmüşlerdi kabrin üzerine. onun kabrinden aldım bu toprağı da. on dört aydır masamın üzerinden hiç kaldırmadım, hep gözümün önünde duruyor. önceleri daha fazla şey hissettiriyordu, şimdi o kadar değil. ama hala düşündürüyor beni. ölüm beni hep düşündürür zaten. kimin kime duası geçer bilinmez tabi, arada aklınıza gelirse bi fatiha okuyabilirsiniz. ismini yazmayacağım. ama edilen duanın illa ki yerine ulaşacağına eminim.
Öğlen öğlen
Reklam
İş işlerken konuşan insanı hiç sevmem derdim şimdiye kadar. Bir iş üzerindeyken beni konuşturmayın diye de uyarırım bu kaideme uymayanları. Ama iş susmakta değilmiş, bunu demin fark ettim. Şimdi bunu buraya yazıp, çayımı içip, ot yolmaya devam edeceğim. İş, can sıkıcı şeyler konuşmamakta; insanı konuşmaktan, konuşandan kaçırmamaktaymış. Yoksa hayvanların bile birbiriyle iletişim halinde olduğu bi dünyada, insanın en kuvvetli iletişim aracı olan dili kullanmak istememesi mantıklı değil. Güzel konuşmak, güzeli konuşmak, güzeli dinlemek. Kaliteli iletişim. İhtiyaç olan bu.
Öğlen öğlen
Odamın halısında çikolata parçaları buldum. Yeğenim meloş'un işi olduğu besbelli de... Annemin kenara koyduğu bayram şekerini de yemiş zaten. Annem bana sen mi yedin diye soruyor. Nerden çekti şu çocuk bana bilmiyorum ki. Hayır elli kere de söyledim güzel bi şey yerken beni de çağır diye.
Öğlen öğlen