Sabâ Melikesi, bulduğu oyunun hınzırlığından hoşnut, sevgilisini içinde binlerce
yapma çiçeğin olduğu bir odaya getirir. Ve der ki:
– Burada binlerce yapma çiçeğin arasında tek bir gerçek çiçek var. Senden onu
bulup, bana vermeni istiyorum.
Bir oda ki binlerce kusursuz taklitle dolu! Süleyman bir ona dokunur, bir bunu
koklar, işin içinden çıkamaz. Çatılan kaşları ağrımış, bedeni terden sırılsıklam
olmuştur. Nefessiz kaldığı için melikeden camı açmasını ister. Ve hemen
arkasından da tek gerçek çiçeği bularak, Belkıs’ın avuçlarına bırakır. Şaşırır
melike:
– Bunu nasıl yaptın Süleyman?
Bir yaprağın diğerinin üzerine kapanışı kadar ince, sade gülümser Süleyman.
– Basit. Pencereden giren arıyı takip ettim.
..
Hikâye hoştur hoş olmasına ya, sorusu kendisinden çok daha güzeldir:
Binlerce yapma çiçeğin arasındaki tek gerçek çiçeği arayan Süleyman olmak
mı zor, yoksa binlerce yapma çiçeğin arasındaki tek gerçek çiçek olmak mı?
Diyor ki biri, bence arı olmak daha doğru.