Gece. İçimde yine avutulmayı bekleyen o çocuk. Neredeyse her gece ağlayıp sızlamasına, tepinip zırlamasına aldırmadığım için kendi kendine sızıp kalmaktan başka çaresi olmayan o zavallı. Bazen ona o kadar üzülüyorum ki, gönlü olsun diye eline yalandan bir şeker tutuşturuyorum. Şekeri alıyor, bakıyor, tadıyor ve gerçek olmadığını anlar anlamaz fırlatıp ağlamaya devam ediyor. Zor biri. Zor; çünkü istediği, beklediği, özlediği kolay değil. Bir kere dünya böyle çocuklar için hiç kolay değil. Avunma yeri mi burası? Hayır, değil. Dünya bir avunma yeri değil; aldanma yeridir küçük dostum. Aldanırsın; bir gülüşün büyüsüne, bir sesin kucağına, bir bakışın rüyasına aldanırsın. Bile bile, göre göre aldanmalarımızın toplamıdır yaşamak dediğimiz. Sen bu fena âleminde bâkî olanın, eskimeyenin, tükenmeyenin, sahici olanın peşinde olduğun için ağlamaya devam edeceksin. Kimse gelip sırtını sıvazlamayacak, kimse seni kucağında uyutmayacak, kimse gözündeki yaşa elini uzatmayacak.
Haydi uyu, sabah olur belki bir çiçeğe uyanırsın.