Sayıklamalar

2 üye
Takip
*gece, 01.42
Kimse kimseye geç kalmaz, erken gelmez, vaktinden önce veya sonra rastlaşamaz. "Nasip" büyülü bir kelimedir ve sevgili Yasin Kara'nın dediği gibi; "en güzel ihtimal"dir. Olmuşsa, olanda hayır vardır; olmamışsa, olmamasında bir sebep. Burada durduğunda, buradan baktığında hayıflanmaktan da vazgeçiyorsun. İnanmak çok konforlu, bir o kadar da "nasip" işi.
Sayıklamalar
*münacaat
Allah'ım sen gün bitip gece çöktüğünde sığınacak limanı olmayanların da rabbisin. Hatta en çok onların, yani bizim, yani benim. Sen daha iyi bilirsin ama çok yorgunum gerçekten, keşke biraz ölmesem.
Sayıklamalar
Reklam
*gece, 01.16
Gece. İçimde yine avutulmayı bekleyen o çocuk. Neredeyse her gece ağlayıp sızlamasına, tepinip zırlamasına aldırmadığım için kendi kendine sızıp kalmaktan başka çaresi olmayan o zavallı. Bazen ona o kadar üzülüyorum ki, gönlü olsun diye eline yalandan bir şeker tutuşturuyorum. Şekeri alıyor, bakıyor, tadıyor ve gerçek olmadığını anlar anlamaz fırlatıp ağlamaya devam ediyor. Zor biri. Zor; çünkü istediği, beklediği, özlediği kolay değil. Bir kere dünya böyle çocuklar için hiç kolay değil. Avunma yeri mi burası? Hayır, değil. Dünya bir avunma yeri değil; aldanma yeridir küçük dostum. Aldanırsın; bir gülüşün büyüsüne, bir sesin kucağına, bir bakışın rüyasına aldanırsın. Bile bile, göre göre aldanmalarımızın toplamıdır yaşamak dediğimiz. Sen bu fena âleminde bâkî olanın, eskimeyenin, tükenmeyenin, sahici olanın peşinde olduğun için ağlamaya devam edeceksin. Kimse gelip sırtını sıvazlamayacak, kimse seni kucağında uyutmayacak, kimse gözündeki yaşa elini uzatmayacak. Haydi uyu, sabah olur belki bir çiçeğe uyanırsın.
Sayıklamalar
gece, 01.16
Gece olduğunda kendimi nasıl avutacağımı, kendimle ne yapacağımı, bu kendimi nereye koyacağımı bilmiyorum. “Avunamayanlar” isimli bir kulüp kurmak geçiyor içimden. En başa kendimi yazmak üye listesinde. Tutunmak bir şekilde çözülüyor ama avunmak çok zor. Hele gece indiğinde. Ne demişti Hayaloğlu: “Bir ben kaldım tenhasında gecenin / Avutulmamış bir ben…” Ben de varım diyen, diyemeyen, diyecek mecali bile olmayan herkesi kulübümüze bekliyoruz. Hayaloğlu ile ben, evet.
Sayıklamalar
*gece işte
Ben elmayı seviyorum diye elmanın da beni sevme zorunluluğunun olmaması zoruma gidiyor, insanım çünkü. İnsan karşılığını görmek istiyor. Sevginin, ilginin, vefanın, çabanın. İnsan var gücüyle kürek çekerken bir parça olsun yol alamadığını görünce kollarında derman kalmıyor. Aklın süzgecinden geçen şeyler gönlün eleğine takılıp kalabiliyor. Akıl nedir ki insanı tanımlasın, çerçevesini çizsin, sınırlar koysun. Gönül gelip çat diye beklenmedik bir adım atıyor ve siliniyor bütün sınırlar. Bu da insandan, insanın hâllerinden. Derdimizi söyleyebilmek, anlatabilmek, aynı yerde değilsek bile bak ben buradayım diye gösterebilmek lazım. O da olmuyorsa kürek çekip duracağına bırak akıntı seni götürsün, kaybetsin, o saatten sonra nereye gittiğinin ne önemi var?
Sayıklamalar
*gece falan işte bilirsiniz
Gece. Okuyor, okuyorum. Elimdeki kitabı, telefonda başka bir kitabı, sosyal medyada karşıma çıkan iletileri, kapandı diye üzülüp söyleyemediğim, açılmış mı diye ikide bir girip baktığım o bloğu, dikkatimi çeken birinin gidebildiğim kadar geçmişine gidip bütün paylaştıklarını okuyorum. Okumak bir çeşit tanışıklık sağlıyor gibi hissediyorum sonra. Jules Payot denen abimiz çok çalışma meselesine kafayı takmış mesela, 18-25 yaşındaki mürekkep yalamış genç erkekleri kurtarırsa toplumun baştan aşağı değişip düzeleceğine inanıyor. Yolda görsem çevirip "Abi iyisin hoşsun da Tanrı beni sadece yemek yapayım diye yaratmış olamaz sanki be, ne diyosun?" derdim sanırım. Neyse onu boş verelim. Okudukları ve onlar üzerine söyledikleriyle bende ciğer bırakmayan birisi daha var. Akşama kadar o yazıyor, ben okuyorum. Sanki artık tanışmamıza bile gerek kalmamış gibi hissediyorum sonra. Zaten tanışmışız çoktan. O şiiri ben de okumuştum, yirmili yaşlarımda. O kitapların kim bilir hangi satırlarını çizmiştim. Gençtim. Şimdi bakmaya korkuyorum aynı satırların altını çizdiysek diye. Yazının tam da burasında kızım çıkıp geliyor uykusundan. Derdini çözüp yatırıyorum. Sonra yeniden, yeniden. Analığı Payot ne bilsin, diyorum içimden. Bunları hukuk fakültesinde öğretmezler bayım.
Sayıklamalar
Reklam
Reklam