Yağmurda belirsiz bir sevecenlik var öyle,
uyur uyanık bir şey, boynubükük, sevimli,
usul usul bir ezgi canlanıyor
onunla ortalığın uyuyan ruhunu titreştirip
Ne var ki şu dünyada su içmek gibi güzel, hepimiz daha iyi çocuk olduk: ve geçti acılarımız, pembe çelenklere bürünüp.
Ve altın ülkelerde yitti bakışlarımız.
Bir hüzün sızıyor mobilyalardan ve ruhumdan.
Belki yok Doğa'nın bana göstereceği
kristal göğsü.
İşte yüreğimin eti acıyor ve ruhumun eti.
Ben konuşunca, sözlerim havada kalakalıyor
suda mantar gibi.
Gözlerin içindir çektiğim acı, geçmişin acısı ve geleceğin.
Yağmurlu ve soluk külrengi akşam, yürüyor her şey.