Oyunlarla Yaşayanlar' da dil uyuşmazlığından yarahlan bir başka gülünçleştirme durumu da, eski dil ile yeni dil karşıtlığında yaşanır. "İcra Memuru" olarak karşımıza çıkartılan devletin temsil cisinin ağdalı dilinden kimse bir şey anlamaz. Aynca, yerli yersiz kullanılan şive sorunuyla da alay eder Oğuz Atay. Baltaa Mehmet Paşa - Katerina ilişkisinin oyununu yazmaya yeltenen Coşkun, Pasa'nın yaveri ile yaphğı konuşmayla ilgili olarak "Şimdi, der,
muhakkak çavuş köylü şivesini taklit eder Baltacı'ya cevap verirken:
'Paşam sen bu garuyu essahtan seviyon mu?"' Ve hemen ardından yazar, yine Coşkun'un ağzından, düşüncesini doğrudan aktarır:
Okumuş yazmış takımı genellikle halkın anlayacağı birkaç söz ederler nutuklarının sonunda. (Düşünür.) Nasıl diyorlar? Halkla aramızda 'diyalog' kurulsun diye. Neyse . . . Oyunun ana gülme kaynağını besleyen yollardan biri de kimi toplumsal değerleri altüst etmedir. Batı kültürünü özümseme savındaki toplumun aslında bir "kopya" dan başka bir şey olmadığını öne süren Atay; gülünç taklitlere dönüştürdüğü kişiler aracılı ğıyla eğitimin, öğrenimin, vatan-millet sevgisinin, kültür yaşamının vb. yapaylığını, yüzeyselliğini ve kandırmacalığını göstermek ister.
Sayfa 105 - Mitos boyut yayınları 2011