s

Sinema-Tiyatro

3 üye
Takip
Puan vermedi·120 syf.·
2026 216. kitabı
Kime gülünür? Neye gülünür? Nasıl güldürülür? Bu sorularin cevabını bulmak için okudum bu Gülmenin Oyunsu Özgürlüğü Neye, nasıl güldüğümüzü anlamak kendimizi anlamak için atılan önemli adımlardan biridir. Gülme ediminin kendimizle ilgili neler anlattığının, anlatabileceğinin peşine düşmek ise, gerçeklik ile nasıl yüzleştiğimizi gözlemlemeye götürür bizi. Tiyatroda gülünç kılınanın ardında yatanı irdelersek eğer, belki de gülmeye bu denli hevesli olmamızın nedenine yaklaşabiliriz. Kısacası, bize, bizimle ilgili ipuçları verir gülme. Bir sözü olmalıdır gülmenin. Tiyatroda gülmenin sadece komedi unsuru değil, aynı zamanda dramatik yapının bir parçası olarak "oyunsu" (performative) özgürlüğünü ele alır Gülme eylemine, canlı ve tarihsel süreçten gelen güçlü bir geleneğin ardalan oluşturduğu bir açıdan yaklaşır. Gülmenin Oyunsu Özgürlüğü", Esen Çamurdan tarafından kaleme alınan, tiyatroda gülme eylemini geleneksel, canlı ve oyunsu bir çerçeveden inceleyen teorik bir eserdir. Kitap, tiyatro geleneğinin gücünü ve oyunculukta gülmenin özgürleştirici, yaratıcı etkisini analiz eder. Keyifle okundu,ruhen dinlenilmis oldum Gülmenin Oyunsu Özgürlüğü
Sinema-Tiyatro
Gülmenin Oyunsu ÖzgürlüğüEsen Çamurdan · Mitos Boyut Yayınları · 20112 okunma
Oyunlarla Yaşayanlar' da dil uyuşmazlığından yarahlan bir başka gülünçleştirme durumu da, eski dil ile yeni dil karşıtlığında yaşanır. "İcra Memuru" olarak karşımıza çıkartılan devletin temsil­ cisinin ağdalı dilinden kimse bir şey anlamaz. Aynca, yerli yersiz kullanılan şive sorunuyla da alay eder Oğuz Atay. Baltaa Mehmet Paşa - Katerina ilişkisinin oyununu yazmaya yeltenen Coşkun, Pa­sa'nın yaveri ile yaphğı konuşmayla ilgili olarak "Şimdi, der, mu­hakkak çavuş köylü şivesini taklit eder Baltacı'ya cevap verirken: 'Paşam sen bu garuyu essahtan seviyon mu?"' Ve hemen ardından yazar, yine Coşkun'un ağzından, düşüncesini doğrudan aktarır: Okumuş yazmış takımı genellikle halkın anlayacağı birkaç söz ederler nutuklarının sonunda. (Düşünür.) Nasıl diyorlar? Halk­la aramızda 'diyalog' kurulsun diye. Neyse . . . Oyunun ana gülme kaynağını besleyen yollardan biri de kimi toplumsal değerleri altüst etmedir. Batı kültürünü özümseme sa­vındaki toplumun aslında bir "kopya" dan başka bir şey olmadığı­nı öne süren Atay; gülünç taklitlere dönüştürdüğü kişiler aracılı­ ğıyla eğitimin, öğrenimin, vatan-millet sevgisinin, kültür yaşamının vb. yapaylığını, yüzeyselliğini ve kandırmacalığını göstermek ister.
Sayfa 105 - Mitos boyut yayınları 2011
Sinema-Tiyatro
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sevim Burak, Sabahattin Kudret Aksal ve Melih Cevdet Anday tiyatrosunda toplumsal yapının bir parçasına dönüşmüş, toplum­ sallaşhnlmış, "meşru kılınmış" şiddet işlenir. Yazarlarımızın ele aldıkları toplumsal düzen insanın kendine ait bir yaşam alanı ya­ ratmasına izin vermez; onun, ancak toplumsal alanlar içinde ta­nınmış olan sınırlı yerlerde ve yine kendi koyduğu koşullar (değer yargılan) çerçevesinde devinmesini ister, çemberini daralthkça da oyun kişilerini insanlıktan çıkarır, giderek trajikleşen durumları ise görmezlikten ge1ir. Söz konusu şiddet Anday'da patolojik karmaşıklık olarak sahneye getirilirken Burak oyunlarında patla­yan şiddet, "geniş bir toplumsal çerçeveyle gerekçelendirilmiş bir taciz etme ve sindirme girişiminin sonucudur" Aksal, toplumun düzenle bütünleşmesini / özdeşleşmesini veya düzenin toplum üs­tündeki baskısını, Burak ve Anday gibi, orta sınıf aracılığıyla verir. Düzene uyum sağlama, toplumda yer edinme ya da olan yerini koruma çabası, kısacası toplumsal konum Aksal ile Anday'da tesLim olmayı getirirken Sahibinin Sesi'nin kahramanı Bilal, yok ol­ ma durumuna tepki olarak, kendini ve çevresini yok etmeye gider; oysa İşte Baş İşte Gövde İşte Kanatlar'ın kadınları (Nıvart ile Me­lek) daha çok, kapalı uzamları içinde şiddet ile devinirler.
Sayfa 62 - Mitos boyut yayınları 2011
Sinema-Tiyatro
Yiğitlik söylencesi önce "Yiğit Pazarı"nda bozulur. Bu eğretileme­li ad bile, daha baştan, yiğitliğin pazara düşmüş olduğu düşünce­ sini hiciv dolu bir biçimde verir. Nitekim sahnede bire bir olarak gösterilen yine aynı durumdur ve tümüyle açık ironi örneğini oluşturur: Pazar tabelaları ("Satılık Yiğit", "Paralı Asker", "Ucuz Yiğit Bulunur", "Her türlü vur kır" . . . ) veya pazaronın söylemi ("Her davaya, her insana hizmet edecek yiğitlerimiz var") her şe­yin, onurun da satılık olduğu bir ortamı imler. İnsanların kendile­rini hayvanlar gibi pazarladığı ve hayvanlar gibi satın alındığı bir yerdir burası. Ne var ki yazarımız, çizdiği bu karamsar tablonun seyirciyi sarmasına izin vermez; kişileri çeşitli yollarla gülünçleş­tirerek sahnenin bir parodi boyutu kazanmasını sağlar. Oyundaki anne-baba tipleri de, toplumca kabul görmüş anne-baba rollerinin birer parodisi olarak çıkar seyirci önüne. Amaç, daha ön­ce sözünü ettiğimiz gibi, söz konusu figürlerin aldatıcı imgelerini kırmaktır. Dumrul'un "moruk" olarak nitelediği (toplumsal bek­ lenti) baba yaşından çok genç gösterir, capcanlıdır, neşelidir. Oğ­lundan genç birçok karısı olması, oturak alemi düzenlemesi gücü­ nü de kanıtlar. Baba imgesi çocuğa karşı davranış biçimiyle de bo­zulur: Koca Duha Dumrul'u hep ihmal etmiştir, ona karşı ilgisizdir, ilgilenmeye de pek niyeti yoktur. Anne, daha örtülü ancak benzer bir konumda gösterilir. Babanınki gibi asıl düşüncesini saklayan basmakalıp sözlere dayalı, temelde laf kalabalıklığından ibaret olan bir söylemi vardır. Bayılma numarası yapar, sonunda da kor­kudan ölür.
Sayfa 30 - Mitos boyut yayınları 2011
Sinema-Tiyatro
Kemal Sunal ve güldürü
7/10
·48 syf.··
2024 261. kitabı
Gülerek hayatımıza girdi. İçimizden biri olarak 7'den 70 e milyonların gönlünde taht kurdu. Bazen bir çöpcü... Bazen kapıcı... Kimi zaman da vali olarak karşımıza çıktı. Ağalık, çarpık kentleşme, sürüklenen hayatlar, ve hızlı şehirleşmenin getirdiği suç. Bugün dahi geçerliliğini koruyan sorunları hep onun usta oyunculuğundan izledik. "Türkiye'nin okuyan insana ihtiyacı var" dedi, 12 Eylül döneminde ara verdiği üniversite eğitimine geri döndü. Marmara Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü'nü 51 yaşında bitirdi, ardından yüksek lisans eğitimi yaptı. *Bir çocuğun ağlamasına ya da bir kedinin açlığına, kısaca tüm canlıların çaresizliğine umutsuzluğuna onlardan fazla üzülürüm. İnsanları güldürmek için acılarına da ağlayabilmek gerek. Demiştir
Sinema-Tiyatro
Kemal Sunal Kimdir?Nevzat Basım · Mikado Yayınları · 201521 okunma