"Görmüş olduğunuz bu gökkuşağı sıradan bir gökkuşağından fazlasıdır. Şu an dünyanın en güzel gökkuşağını görüyorsunuz. Çünkü gökkuşağı; kötü günlerin içinde umutla beklenen iyi günleri simgeler. Bazen açlıktır, yoksulluktur ve hastalıktır. Bazen ise var olabilmeniz için bütün güzelliğini cömertçe sunar size. Hayatınızda en çok değer verdiğiniz bir insanı alıp götürebilir sizden uzaklara. Bir hüzündür. Bazen de mutlulukların en güzelidir. Sevgidir. Birlikte yaşamak ne ise ta kendisidir. Paylaşmaktır. Dostluk ve kardeşliktir. En renksiz anların rengârenk sevincidir. Gökkuşağı, sahip olduğumuz güzelliklerin farkına varabilmektir."
"Bir düşünceye inanarak onu benimsemek, o düşünceyi gerçekleştirmenin temelini oluşturuyordu. İnsanların yüzlerinden okunuyordu bu inanç. Deniz o kararlılığı ve başarı hırsını görmüş, tutkulu bir insanın istediği birçok şeye ulaşabileceğini anlamıştı."
Sahip olduğumuz şeyler, boynumuza astığımız kolye, duvara astığımız diploma, ne kadar pahalı olursa olsun bindiğimiz otomobil, giydiğimiz en markalı kıyafetler, ister küçük, ahşap, nohut oda bakla sofa bir kulübecik olsun, isterse yüzlerce odası olan bir saray olsun oturduğumuz evler, kredi kartımızın limiti, kartvizitimizde yazan ünvanlar... Hiçbiri " BEN KİMİM?" sorusunun aklımızda ve kalbimizde cevap bekleyen yerini doldurabilecek kadar büyük değildir...
Çünkü bizi birer BEN yapan onlar değildir. Biz birer ben olarak bu dünyaya onlarla birlikte gelmediğimiz gibi, onlarla birlikte gidecek, yahut giderken onları da yanımızda götürecek değiliz...