Ali Rıza MALKOÇ, bir alıntı ekledi.
 18 May 14:12 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Ne bilimsiz Siyaset, ne felsefesiz sanat düşünülebilir. Bilimsiz siyaset kör dövüşü, felsefesiz sanat kargaşadır.

Düşünce Tarihi-1, Afşar Timuçin (Sayfa 41 - Bulut Yayınları)Düşünce Tarihi-1, Afşar Timuçin (Sayfa 41 - Bulut Yayınları)
Murat AVCI, Körlük'ü inceledi.
30 Mar 10:56 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Körlük
Kör değilim. Ama yanımdakine muhtacım. Güçlü olan bu gerçeği unutur mu? Göz vicdanın bekçisi midir? Güçlü olan muhtaçlığı unutmadığı sürece mi ahlaklıdır?

Uzun zamandır roman okumamıştım. Bir kaç bölümü geçince bu sorular aklımda döndü durdu. Yazarın olayların içine serpiştirdiği görüşler, ahlaki değerlendirmeler romanı, salt bir konu olmaktan çıkarıp, yaşama dair kavrayışlara dönüştürdü benim için. Empati kurmanın imkansıza vardığı bir çerçeve Körlük. Sınırları zorlayan bir iğrençlik, ahlaksızlık ve kötülük. İnsanların seçme özgürlüğü varken, iyiliğe yatkın olmayan taraflarının baskın olmasının sonuçları tahmin edemeyeceğim noktalara ulaştı. Son bölümlere doğru tabiri uygunsa okuduğum şeyin ‘kör dövüşü’ olmadığına dair kavrayışım netlik kazandı. “Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük, gören körler mi, Gördüğü halde görmeyen körler.” Oysa dünya benzer yaşanmazlıkta hem de biz bunu görürken.
Son olarak şunu belki dipnot olarak eklemeliyim. Kitapta karakterler var,adları yok fakat onları tanımlayan sıfatları var.
-gözü siyah bantlı yaşlı adam
-doktorun karısı
-göz yaşı yalayan köpek
-kör muhasebeci
Çeviri kitaplarda karakterleri tanımak zor olabiliyor. Bu şekilde hiç zorlanmadım hatta çok daha kolay oldu. Yazarın, roman içerisinde başka biçemsel güzellikleri de mevcut.

F.Betül U., bir alıntı ekledi.
22 Mar 15:01 · Kitabı yarım bıraktı · Beğendi

"Bu dünya öyle kör dövüşü değil, bir karanlık gidiş değil... Allah bu dünyada kendisine bağlanan kimseye hakikatleri gösteriyor. Gösterir. Göstermemesi mümkün değil, adaletine uymaz."

Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz, Mahmud Esad Coşan (Sayfa 97)Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz, Mahmud Esad Coşan (Sayfa 97)
Bay_X, bir alıntı ekledi.
06 Ağu 2017 · Kitabı okudu

BUGÜNÜ ANLAMAK İÇİN
Saint-Simoncular da üstatları gibi, hali organize edecek olan doktrini tarihte ararlar. Bugünü yaratan dündür. Önce kesin ve kronolojik bir incelemeye ihtiyaç vardır, sonra
da olaylardan hareket ederek toplumun eğilimlerini aydınlatmak lâzımdır.Tarihin akışı bilinirse politika kör dövüşü
olmaktan çıkar.

Saint-Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist, Cemil Meriç (Sayfa 99 - İletişim yayınları)Saint-Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist, Cemil Meriç (Sayfa 99 - İletişim yayınları)

Yaşar
Babası ona Zübeyde Hanım Doğumevinde ihtilalden sonraki 28 mayıs Cumartesi günü doğduğunu bir seferinde anlatmıştı. Öyle siyasetle ilgili bir adam değildi, kalın sesli bir askerin “dün gece yarısından itibaren bütün Türkiye'de ordu idareyi ele almıştır. Hiç kimsenin sokağa çıkmamalarını rica ederiz.” dediğini radyodan işitmiş, ertesi gün hastaneden ayrılamamış sonraki günlerde ise memleketin her yerinde bir sürek avı başlatılmış, bizde çok padişah sadrazam vezir paşa darbelerden sonra hakkın rahmetine kavuşmuştur, sıcak yatağında ölen pek bulunmaz demişti babası. Geçmişte yüz karası günler var evladım.. Cumhurbaşkanı Başbakan Bakanlar milletvekilleri partiye uzaktan yakından selam veren herkes cezaevlerine konulur, yer sıkıntısı olduğunda içerdekilerin bir kısmı salıverilir, dışardakiler içeri alınır kör dövüşü sürüp gider… asker sürü gibidir komutanlarının haklılığını ispat etmek için ölür öldürür böyle yetiştirilmiş, gazete manşetleri onlar için delil sayılır olayları araştırmazlar dedikodular onları yönlendirir hayatları kışlanın duvarlarını aşmaz başka bir şey görmediklerinden tek rengi haki zannederler, O yüzden de halkla iç içe yaşamalarını engellemek için komutanları ellerinden geleni yaparlar hayatları askeri okul kışla orduevi lojman kantin arasında geçer gider, dış dünya ile tek bağlantıları radyo ve gazeteler... gazetelere hakim olan askerlere de hakim olur... zamanında cuntacılar ihtilalden önce açığa çıkmışlar fakat mahkemede şikayet eden subay iftiradan tutuklanmış, şikayet edilenler beraat etmiştir.
Yurt dışına gittiklerinde gelişmiş ülkelerin uçaklarına toplarına tüfeklerine kışlalarına ordu evlerine üniversitelerine fabrikalarına hayranlıktan kendilerini yer bitirirler uyanıkların açık hedefi olurlar
bütün bunlar turistik bir gezi görüntüsünde veya daha önceden hazırlanmış programla, bir planla yabancılar tarafından ayarlanır hemen hemen hepsi bizden adam olmaz canım diye sayıklaya sayıklaya memlekete dönerler... sistem bellidir İngilizlerin başlattığı Amerikalıların geliştirdiği bütün yöntemler bu organizasyona dahil edilir, hatta savunma bakanlarını da cuntaya bir şekilde monte etmeyi de ihmal etmezler…
Yargılamalar ayrı bir komedi mahkemenin kararı baştan belli nasıl diye sorma! “Sizi buraya getiren irade böyle istiyor” Suçumuz ne diye soran tutukluya acele etmeyin çok vaktimiz var bulacağız dedi mahkeme başkanı. Türkiye bütün dünyaya geri kalmış bir ülke görüntüsü verdi gibi görünse de hep o gezilerde harcanan paranın karşılığını aldılar… dedi ve sustu

KörKalem | Dumbledore, bir alıntı ekledi.
06 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Aptal herifler. Anca birbirinizi yiyin. Nereye kadar gidecek bakalım bu kör dövüşü. İslam Kardeşliğini tesis etmeden zor bitirirsiniz bu kavgayı. Bu milleti birbirine bağlayan ana unsur İslam'dır.

Hamza, Ömer Faruk Dönmez (Sayfa 23 - İz Yayıncılık)Hamza, Ömer Faruk Dönmez (Sayfa 23 - İz Yayıncılık)
Burak Denizli, bir alıntı ekledi.
 23 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Günümüz Türkiye'sini en iyi tanımlayabilecek anahtar sözcük "değişim"dir. Bu değişim sürecinde, kültürel kimliğini tanımlamış, tarihinden gelen çeşitli, değişik öğeleri bir ulusal kimlikte buluşturmuş olarak mı giriyoruz?
Bunun yerine, her birinin ötekini yok etmeye çalıştığı Doğu, Batı, Levanten, Kürt, Laz, Egeli, Müslüman, ateist, Alevi, Sünni, Amerikancı, Ortadoğucu, asker, sivil; kör dövüşü mü yaşıyoruz?

Orta Zekâlılar Cenneti, Zülfü LivaneliOrta Zekâlılar Cenneti, Zülfü Livaneli
Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
28 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Gerçekleri tarih yazar ama tarihi kimin yazdığını önemlidir. Arşivsiz tarihte doğru ve yanlış bilinemez; dolayısıyla tartışmak gereksizdir.
Tartışmalarda, fikirler biliçaltı yüklenenlerle ilerler. Yani anlayacağınız, kör dövüşü ile geçer tartışma. Her iki taraftaki sözde sözcüler, kendi bilinçaltına vidalanmış fikirlerle karşı tarafın bilinçaltındaki vidalanmış fikirlerini çürütmek adına yüksek sesle kıçını yırtar. Amaç, beslendiği aşağıya ve biat ettiği yukarıya şirin görünmektir. Arşivi olmayan tarihi tartışması da olmaz. Kini, nefreti, bölünmeyi, acıyı ve kaybedişleri tetikleyen her geçmişi unutmalıyız.
Geçmiş, gelecekten çok uzak:
Unut gitsin!

Düşünmek Yetmez Sorgulamalısın, Zata (Sayfa 26)Düşünmek Yetmez Sorgulamalısın, Zata (Sayfa 26)