Koray

Koray
@koraystopher
Rüyamda bir çiçek karanlıkta kalmıştı ve ben, güneşi getirmenin ona yetmeyeceğini anladım. Ehli Sünnet
Kierkegaard çok sevdiği nişanlısı Regine Olsen'i, çok sevdiği için terk etti. Ömrü boyunca bunun acısını çekti ama soranlara yaptığının doğru olduğunu savundu. Regine’i o kadar çok sevmişti ki, evlenip onun kendisine maruz kalmasına izin vermedi. Sevmek sevdiğin şeyi düşünmektir.
Reklam
“İntihar, korkunç bir ölüm şeklidir. Ona yol açan ruhsal ıstıraplar genelde uzun, şiddetli ve hafifletilemez olanlardır. Bu keskin acıyı yatıştıracak bir morfin yoktur. İntiharda, ölüm çoğu kez şiddet dolu ve tüyler ürperticidir. İntihar etme eğiliminde olanların acısı kişisel ve tarif edilemezdir; bu yüzden böyle bir ölüm geride kalan aile fertlerini, arkadaşları ve meslektaşları anlaşılamaz bir kayıp duygusu kadar suçluluk duygusuyla da başa çıkmak zorunda bırakır. İntihar, kötü sonuçlarında tarifi imkânsız bir şaşkınlık ve yıkımı barındırır.” Birçok kereler intiharın eşiğinden dönmüş, yakın arkadaşlarından birinin intihar acısını yaşamış, psikiyatri profesörü unvanına sahip az sayıda kadından biri olan Kay Redfield Jamison intiharı ve kötü sonuçlarını böyle tanımlamıştır. Prof. Jamison’ın depresyonel ve bipolar hastalıklar geçirmiş bazı şair ve sanatçıları ve bu hastalıkların nedenlerini araştırdığı “Ateşe Dokunanlar; Manik-Depresif Hastalığı ve Sanatsal Mizaç” adlı kitabında “şairliğin aklî hastalıklara açık, klinik tedaviye en fazla başvuran mesleklerden biri olduğu belirtilmiştir. Kitapta özetle yaşamının merkezinde sürekli şiir olan insanların kendilerini sosyal hayattan gitgide soyutlayarak akıl hastanesine düşme veya intihar etme olasılığının yüksek olduğunun altı çizilmiştir. Elbette şairlerin intihara neden bu denli istekli olabileceğini uzun uzun tartışıp, eylemin ahlâka uygunluğu ya da aykırılığı üzerine bir hayli felsefi çaba da harcayabiliriz. Ama her zaman daha önemli soru, “intiharı düşünenler için ölümün değeri ve yararlılığı acaba nedir?” olmalıdır. Şair, kendini imha için seçtiği akıl almaz metotlar ve geride bıraktığı intihar notlarıyla kime, ne anlatmaya çalışır? Hayatla bağlarını sessiz sedasız koparmak yerine, neden geride kalanları acı ve
Ancak işitenler çağrıya cevap verirler En'am/36
Bir üşüyen varsa dünyanın ötesinde, burada ısınamamalı... Bugün instagram'da Savaş Şafak hocamın paylaştığı bir gönderinin yorumlar kısmında bir abla çok güzel bir yorum yazmıştı, düz yazı olupta şiir tadında olanlardan. Yazıyı çok sevdim defalarca okudum ama bir şey çok ayrı şekilde dikkatimi çekti: "Bir üşüyen varsa dünyanın ötesinde, burada ısınamamalı." Gerçekten derinliğinde boğulacağım bir cümle çünkü basit bir empati ya da anlayış bağlamında söylenmiş iki süslü sözcük değil! Bakın diyor ki ısınamamalı, ısınmamalı değil ısınamamalı, yani bu senin almış olduğun bir emir olmayacak, bir farz olmayacak, bir rica olmayacak, senin varoluş ile yalnız kaldığın an duyduğun o duygu bu. Senin sosyolojin bu olacak, çünkü senin fıtratta yaradılışın bu. Ve fark ettim ki sonrasında bunun bilincinde olan kim ki.. İnsan düşününce birine merhamet etmekten bahsetmenin, aslında ne kadar da ayıp bir şey olduğunu fark ediyor.