-en acıyan yerinde dokunulmuş bir yaralının çığlığına benzeyen o delici bakışlarıyla baktı yüzüme; hem utanmış hem hoşnuttu. Mükâfatım o bakıştaydı işte ; onun kalbini ferahlatma, onu teselli etme düşüncesi benim için ne büyük yüreklenmeydi!!
- bu yüzden de, beni önce arzunun oklarıyla delip geçen , sonra da dipsiz boşluğunda yok oldukları gökyüzünde onları kaybeden , iki yönlü bir aşkla seviyordum onu.
‘’- bir kristal içindeki gümüş bir imge gibi dinle kuşatılmış aşkımdan kimse şüphe duymayacak! - Varlığım kendimi attığım ateşte kül olurken sizi aşkların en saf haliyle seveceğim’’
O muazzam kayıtsızlığıyla, yaralı, zayıf, acı çeken kimselere karşı gösterdiği merhametle, yasa zincirinin ağırlığına ihtiyacı olmayan bağlılığıyla bu kadın bana çok büyük göründü! Oradaydı , yakıldığı ateşin üstünde bir aziz ya da bir kurban gibi dururken nasıl da huzurluydu!