Bir Katilin Güncesi, insan zihninin karanlık koridorlarında dolaşan, hafıza ile gerçeklik arasındaki sınırları bulanıklaştıran rahatsız edici bir romandır, Kim Young-ha bu eserde yalnızca bir seri katilin hikâyesi anlatmıyor , aynı zamanda insanın kimliğini oluşturan hafızanın yavaş yavaş çözülüşü de gözler önüne seriyor. Anlatının merkezindeki karakter geçmişinde işlediği cinayetlerle yaşamış bir adamdır, ancak ilerleyen yaşında zihni onu terk etmeye başlar ve artık neyin gerçek neyin kurgu olduğunu ayırt etmek giderek zorlaşır. Romanın en güçlü tarafı kötülüğü dışarıda değil insan zihninin içinde aramasıdır, okur bir katilin düşüncelerini takip ederken aynı zamanda hafızanın güvenilmezliğiyle de yüzleşir. Kim Young-ha’nın dili sade ve keskindir, gereksiz ayrıntılardan uzak bu anlatım gerilimi daha da artırır, çünkü korku çoğu zaman söylenenlerde değil söylenmeyenlerde saklıdır. Bir Katilin Güncesi yalnızca bir suç romanı değil, insanın kendisini kaybetme korkusu üzerine yazılmış psikolojik bir metindir, kitap bittiğinde geriye çözülmüş bir gizem değil şu huzursuz edici düşünce kalır, insan hafızasını kaybettiğinde yalnızca geçmişini değil, kim olduğunu da kaybetmeye başlar.
Beklentilerin aksine, tıpkı ürkek ve kolayca korkan insanlar nasıl şiddetli bir fırtınanın daha da güçlenmesini daha çok arzularsa, insanlardan tam bir korku içinde yaşayanlar, her zamankinden daha korkutucu ve korkunç canavarları kendi gözleriyle açıkça görmek için psikolojik bir ihtiyaç geliştirirler ama ne yazık ki insanlık denen canavar tarafından fazlaca yaralanan bu sanatçılar o kadar dehşete kapılmışlar ki sonunda görülere inanırlar ve canavarlar, doğanın öğle güneşinin acımasız parıltısı altında gözlerinin önünde canlı bir şekilde beliriverir.
Bu birçok duygudan oluşmuş bir arzuydu ki hepsine birden itaat arzusuyla kuvvet kazanıyordu; sadece aşk ve merhametten ibaret değildi, teşekkür, tapınma, şiir, hürmet, korku, pişmanlık, onur, her şey ve en sonra, namus... Evet, namus, ebeveyninden, büyüklerinden duydugu, kitaplarında okuduğu namus, bütün insanlık kanunlarının esası ve gayesi olarak tanıttırılmış olan namus en sonra gelebiliyor, "Namus... Herkesin söylediği, fakat kimsenin rast gelmediği bir çeşit kuş olmalı..."