• Zaman zaman her şey anlamsız geliyor. Milyonlarca yıldır hiçliğe doğru koşan minyatür bir gezegende, acılar içine doğuyoruz, büyüyoruz, dövüşüyoruz, hastalanıyoruz, acı çekiyoruz, acı çektiriyoruz, bağırıyoruz, ölüyoruz, ölüyorlar ve aynı anlamsız komediyi baştan oynamak için başkaları doğuyor.
  • Hızlı koşan arap atının dört yana savruldu nalı, 
    Umulmadık zamanda kesti birisi bindiği dalı. 
    Günah ki en güzel kadındır, sizler güzele kanan,
    Tabiatın şeytan olacaksa yılan doğursun anan! 
    Say geriye doğru onu, ileri giden yolcu zaman, 
    Başkasının ızdırabı ile huzur bulandır mutsuz insan. 
  • Zembilfroş û Xatûn

    Zembîlfiroş Efsanesi de, en az Yusuf ile Züleyha, Mem û Zîn ve Siyabend u Xece kadar bölgede bilinen ve halk şarkılarına konu olan hazin bir aşk hikayesi.

    Zengin prenses ile fakir gencin sonu hüsranla biten sevdası. Ancak bu birbirini delice seven Mem û Zîn'in öyküsü değil. Şirin için dağları delip yol açan Ferhat'ın öyküsü de değil. Bu sevda Zembîlfıroş'a karşılıksız aşk besleyen Xatûn ve bu aşktan kurtulmak için ölümü seçen Zembîlfıroş'un efsanesi...

    Efsanenin geçtiği yer Mezopotamya'nın tarihi ve kültür beşiği, çeşitli uygarlıklara yurtluk yapmış, Mervani Devleti'nin başkenti Farqin yani bugünkü adıyla Silvan dır.Efsaneye göre bir padişahın zevk ve sefa içinde büyütülmüş, çok yakışıklı bir oğlu varmış. Genç prens sık sık ava çıkarmış. Bu av gezilerinin birinde yol kenarındaki mezarların birisinden çıkmış iskelet ve kafatası görür.

    O zamana kadar ölüm kavramına yabancı olan genç prens o andan itibaren ölümün gerçekliği yüz yüze gelir. Ölümün zengin, yoksul, genç yaşlı dinlemediğini, dünya malının dünyada kaldığını ve bir gün böyle iskelete dönüşeceğini anlar. Prens o andan sonra elini eteğini dünya nimetlerinden çekmeye karar verir ve Allah'a sığınıp, onun yolunda yürümeye yemin eder. Sarayı ve yaşadığı ihtişamını geride bırakıp eşi ile birlikte yollara düşer. Diyar diyar gezerek zembîl yapıp satmaya ve hayatını böyle kazanmaya başlar. Çocukları olur. Sırtlarında çadırları, üzerlerinde yıpranmış giysilerinden başka bir şeyleri yoktur. Genç prens, artık zembil satarak, geçimini sağlayan Zembîlfıroş'tur...

    Son durağı olan Farqin'e gelir. Zembil satmak için Farqîn sokakların arşınlarken Farqin Beyi'nin karısı Xatûn'un dikkatini çeker. Xatûn, Zembîlfiroş'a aşık olmuştur. Zembil alma bahanesiyle Zembîlfiroş'u saraya çağırır ve ona olan aşkını dizelere dökerek anlatır:

    Zembîlfiroş zembîla tine
    Dikan bi dikan di gêrîne
    Hiş li Xatûnê namîne
    Serî li zeman di gerîne
    Gazi dike ku bibîne
    Were ser doşeka mîr e
    Li te helal, herama mîr e
    Bidime te zulfî harîr e
    Çavê min ê xezalan e
    Sîngamin wek zozana ne
    Bejna min wek rihane
    Çiqa bêjî hêjan e

    Zembîlfiroş, zembiller getirir,
    Dükkan dükkan gezdirir,
    Xatûn'un aklı başından gidiyor,
    Aklıyla arıyor zaman yaratmak için,
    Sesleniyor ki, onu görmek için
    Gel Beyin döşeğinin üstüne,
    Beyin haremi sana helaldir,
    Güzel zülüflerimden sunayım sana,
    Gözlerim ceylanların gözüdür,
    Bağrım yaylalar gibidir,
    Endamım reyhan gibidir,
    Dilediğin gibi güzel ve uygundur,

    Ama Zembîlfiroş evlidir, karısını sevmektedir, dünya nimetlerinden vazgeçmiş bir derviştir. En önemlisi tövbe etmiştir. Allah'a kulluk edecektir, haramı yaşamından silmiştir. Zaten bunun için değil miydi onca malını, mülkünü, ihtişamını bırakıp yollara düşmek?.. Bu yüzden Xatûn'un aşk çağrısına olumsuz yanıt verir. Ve Xatûn'a cevabı hemen oracıkta verir:


    Xatûnê ez tobedar im
    Delalê ez tobedarim
    Zarok birçîne li malin
    Ji rebbê jorî nikarim

    Xatûn ben tövbekarım
    Güzel kadın ben tövbekarım,
    Çocuklar evde açdır,
    Allah adına yapamam


    Zembîlfiroş, Xatûn'un ilan-ı aşk teklifini reddeder. Farqin beyinin karısı Xatûn red cevabını kabul etmez. Ne yapıp edip yakışıklı Zembîlfiroş ile birlikte olmaktır amacı. Xatûn'ın ısrarları karşısında Zembîlfiroş çareyi kaçmakta bulur. Xatûn peşini bırakmaz, sora sora Zembîlfiroş'un kaldığı çadırı öğrenir. Xatûn, bir gece çadırda kalmak için Zembîlfiroş'un karısına yalvarır. Karşılığında tüm mal varlığını ve mücevherlerini bağışlayacağını anlatır, sadece bir gece Zembîlfiroş ile kalmak ister. Xatûn'un bu kadar yoğun ısrarı üzerine Zembîlfiroş'un eşi, çocuklarını da yanına alarak oradan ayrılır. Xatûn, Zembîlfiroş'un eşinin giysilerini giyer ve yatağa girerek Zembîlfiroş'u beklemeye başlar. Karanlık Farqin'e çökerken, Zembîlfiroş zembillerini sattıktan sonra çadırına döner. Xatûn'un yatağında olduğundan habersiz, aynı yatağa uzanır. Ancak yataktaki kadının kendi karısı olmadığını, Xatûn'un ayağındaki gümüş halhalin çıkardığı sesten anlar. Bunu anlar anlamaz, çadırdan dışarı çıkar.

    Kimilerine göre Zembîlfiroş, Xatûn'dan kurtulamayacağını anlar ve gidip sarayın burçlarından kendini aşağı atar. Efsanenin başka bir anlatımına göre ise, Zembîlfiroş bu noktadan sonra çaresiz kalır ve canını alması için Allah'a yalvarır. Zembîlfiroş ölünce, peşinde koşan Xatûn'da aynı dilekte bulunur ve ikisi de ölür.

    Bu sevda masalının da diğer masallar gibi sonu hazindir... Aynı Mem û Zîn destanındaki gibi, Xatûn'un Zembîlfiroş'a olan aşkında da ölüm 'çare' olmuştur...

    Şarkılara, öykülere konu olan Zembîlfiroş ile Xatûn'un aşk hikayesi, bugün sadece olayın yaşandığı Diyarbakır`ın Silvan ilçesinde değil, Kürt kültürünün olduğu tüm bölgelerde hala dillerde."
  • Bir kadının birbirine iliştirebileceği tüm mazeretleri işittim: Yetenekli değilim. Önemli değilim. Eğitimli değilim. Bir fikrim yok. Nasıl bilmiyorum. Ne bilmiyorum. Ne zaman bilmiyorum.
    Ve içlerindeki en kötüsü: Zamanım yok. Pişman olup bir daha asla yalanlar söylemeyeceklerine dair söz verene kadar onları altüst etmek, sarsmak istemişimdir hep. Ama buna gerek kalmaz, çünkü bunu, düşlerdeki karanlık adam yapacaktır.
    Clarissa P. Estes
    Sayfa 85 - AYRINTI YAYINLARI
  • Askerî diktatörlük döneminde, 1973 yılının ortalarında, Juan José Noueched adında bir Uruguaylı siyasal mahkûm beş günlük ek bir cezaya çarptırıldı: Bir kurala karşı geldiği için beş gün görüşme yapamayacak, dışarı çıkamayacaktı; beş bomboş gün. Cezayı veren yüzbaşıya sorarsanız, söz konusu kural tartışma kaldırmazdı. Bu kurala göre mahkûmların, iki elleri de arkalarında olarak, "birerlekol” yürümek zorunda oldukları açıkça belirtilmişti. Noueched de yalnızca bir elini arkasına koyduğu için ek cezaya çarptırılıyordu.
    Noueched tek kolluydu.
    Noueched’in mahkûmiyeti iki aşamada gerçekleşmişti. İlkin kolu tutuklanmıştı. Sonra kendisi. Kolu Montevideo’da tutuklanmıştı. Noueched bacaklarının var gücüyle kaçarken peşinden koşan polis sonunda onu yakalayıp, “Seni tutukluyorum!” diye bağırırken kavradığı kol elinde kalmıştı. Noueched’in geri kalan kısmı, bir buçuk yıl sonra, Paysandu’da tutuklandı.
    Hapse atılınca Noueched yitik kolunu geri istedi.
    “Dilekçe formu doldur,” dediler.
    Noueched kalemi olmadığını belirtti.
    “Kalem için dilekçe formu doldur,” dediler.
    Kalem bulundu, ama kâğıt yoktu.
    “Kâğıt için dilekçe formu doldur,’ dediler.
    Sonunda kâğıda ve kaleme kavuşunca, Noueched yitik kolu için dilekçe yazdı.
    Zaman içinde dilekçesine karşılık geldi. Hayır, istediği şey olanaksızdı, çünkü kolu ayrı bir mahkemenin yetki alanındaydı. O, askerî mahkemede hüküm giymiş, kolu ise sivil mahkemede yargılanmıştı.
    Eduardo Galeano
    Sayfa 68 - Can Sanat Yayınları 5. basım 2017
  • "Insanın aklıyla benimsediğini bedeninin benimsemesi güçtür çoğu zaman."
  • Bizler çok ciltli kitap takımlarıyız. Hayatımızın bir bölümü duvara toslayıp yansa da, her zaman bizi bekleyen bir bölüm ve sonra başka bir bölüm daha vardır. Doğrusunu yapmak, hayatlarımızı sahip olmayı hak ettiğimiz şekillerde biçimlendirmek için her zaman daha başka fırsatlarımız olacaktır. Bir başarısızlıktan nefret ederek zamanınızı harcamayın. Başarısızlık, başarıdan daha büyük bir öğretmendir. Dinleyin, öğrenin, devam edin.