muhammed akbaş, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Alçak insan olmandan vazgeçmeni ve "senin kendin" olmanı istiyorum. 'Sen kendin', diyorum! Okuduğun gazetenin fikri değil, kötü komşundan işittiğin fikir değil, aksine " sen kendin ".

Dinle Küçük Adam, Wilhelm Reich (Sayfa 34)Dinle Küçük Adam, Wilhelm Reich (Sayfa 34)
İsmail Duman, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Ama beni öyle kötü dövdü ki, Portuga; öyle kötü dövdü ki. Önemi yok artık. (...)
"Önemi yok, onu öldüreceğim!"
"Ne diyorsun sen, küçük; babanı mı öldüreceksin?"
"Evet, yapacağım bunu. Başladım bile. Öldürmek, Buck Jones'un tabancasını alıp güm diye patlatmak değil! Hayır. Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek... Ve bir gün büsbütün ölecek."

Şeker Portakalı, José Mauro De Vasconcelos (Sayfa 159 - 117. basım, 2016)Şeker Portakalı, José Mauro De Vasconcelos (Sayfa 159 - 117. basım, 2016)

Yüz Yaşında Camdan Atlayıp Kaybolan Adam
Jonas Jonasson'ın yazdığı bir baş yapıt ilk kez 2009 yılında yayınlanan tam 440 sayfa çılgın macera aksiyon kitabı ...

Kitabın iyi yönleri tam bir macera ve aksiyon komedi olması akıcı ve güzel bir üslubu olması eğlenceli ve merak uyandırıcı bir kitap ...

Kitabın kötü yönleri bu güzel macera komedi kitabı ülkemizde neden böyle az okundu ona şaşırdım olması ...

Kitabın konusu Allan huzur evinde doğum günü kutlanırken kendisi camdan atlayıp kaçar o gün tam yüz yaşındadır amcam bizim Allan çantasını da alır trene binmek için yola çıkar ve yolda çantayı karıştırır çantanın içindede bir çanta dolusu para vardır Allan amca hem yüz yaşındadır hem zengindir artık olanlar olur cinayetler kovalamacalar bu arada kitap Allan amcamızın bir şimdiki halini birde geçmişi anlatır ne macera ama Allah amca çocukluğundan beri patlatmayı sever neyimi okuyunca anlarsınız ...

Sonuç kitap çok güzel eğlenceli keyif dolu bir macera romanı heyecan hırs aksiyon cinayet bombalar vesaire neler yok ki bu kitapta DİKKAT: Bu kitap sıradan karakterler içermez; General Franco’sundan Stalin’ine, Başkan Yardımcısı Truman’ından Albert Einstein’ına, Çin Lideri Çan Kay Şek’inden İran Şah’ına kadar herkes burada. Bir sen yoksun yani, belki de varsın, kim bilir…tam da dediği gibi bir kitap bu kadar olmaz umarım sizde okursunuz okuyan ve okuyacak olan herkese keyifli okumalar dilerim en tatlı en güzel kitaplar hepimizin olsun Türkiye ...

İsmail Altun, Zorba'yı inceledi.
10 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Zorba
Nikos Kazancakis'in yazmış olduğu en iyi kitap İlk kez 1946'da yayınlandı tam 335 sayfa dünya klasiği bir roman ...

Kitabın iyi yönleri akıcılığı anlatımı üslubu güzel içinde Türkiye den Yunanistan dan Girit'ten bahseden yöresel etik konular içeren bir kitap ...

Kitabın kötü yönleri ise Yunanlı köylülerin çok cahil ve zorba bir millet oldukları maalesef doğrudur ...

Kitabın konusu bir gemiye binecek olan bir yazar ile Alexis Zorba adında çılgın bir adamın dostluk macerası ve etrafındaki insanların durumları davranışları ilişkileri ahlak düzeni vesaire daha bir çok konu bu kitapta ...

Sonuç olarak ilk önce bu kitabı okumadan çok ön yargılarım vardı aslında ön yargılı biri değilimdir ama Günaha son çağrı kitabı beni maalesef çıldırtınca bu kitapta aynı etkiyi yapar dedim evet kitapta yer yer çıldırdığım yerler oldu mesela kadını taşlamaları ne kadar yobazca ve itici geldi bana Yunan halkının cahilce davranışlarına kızdım ama aslında bu cahilliklerin yanlış inançlardan ve öğretilerden kaynaklı olduğunu gördüm çarpık Yahudi ve Hristiyan inancında taşlama var ve biz çarpık İslam anlayışı da böyle Aslında gerçek İslamda yok onun haricinde birde Yunanlıların bir hareketi daha beni çıldırttı ölen insanın evine girip daha ölmeden her şeylerini kapışmalar falan bunlar çok bağnaz sığ hareketler maalesef ama kitap genel anlamda çok güzel ve sağlam gerçek zorbanın Alexis Zorba değil de İnsan oğlunun zorbalığını görünce hayrete düşüyor insan adeta bize insanlık dersi veren Alexis Zorba ya teşekkür etmek geldi içimden ben bu kitaptan pek keyif aldım ibret alınacak güzel bir kitap okuyan okuyacak olan herkese keyifli okumalar dilerim en tatlı en güzel kitaplar hepimizin olsun Türkiye ...

Güneş İbret, Karanlık Sular'ı inceledi.
10 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

Eminim ki Paula Hawkins'in ilk kitabı olan Trendeki Kız'ı bir okumuşsunuzdur. Karanlık Sularda yine bu yazarın ikinci kitabı. Ama Trendeki Kızla benzer ve farklı yönleride var. Olay Londra'nın küçük bir kasabası olan Beckford da ünlü, Ölüm Göleti adındaki bir gölet etrafında dönüyor. Gölette 1679 yılında Libby adlı bir kızın ölümünden başlayıp 2015 e kadar o gölete atlayıp intihar etmiş kadınları anlatıyor. Sadece kadınların ölü bulunduğu bir gölet olduğu için "sorun çıkaran,başa bela olan kadınların atıldığı yer"diye anılıyor. Nel Abbot bu kadınlardan biri ve bir gün o gölü çok sevmesine ve gölde yaşanmış intihar olayları hakkında bir kitap yazmasına rağmen gölette ölü olarak bulunuyor. Kardeşi Julia(Jules) ve kızı Lena ve dahil olay 10-11 kişinin ağzından anlatılıyor. Ben bu tarz bir çok kişinin görüşünden anlatılan romanları her ne kadar çok sevsem de bu kadar çok kişinin bakış açısıyla anlatılması benim bile kafamı karıştırdı. Hatta şablon çıkarmak zorunda kaldım.Trendeki Kızla ikinci benzerliği ise belirli tarihler arasında gerçekleşmesiydi. Trendeki Kız,1 hafta gibi bir süre zarfında ilerlerken,Karanlık Sular 10-25 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşiyor. Sonra Eylül-Aralık-Ocak ayları arasında hızlı geçişler yapıyor. İki kitapta da son kısma kadar katilin kim olduğunu tahmin edemedim. Özellikle Karanlık Sularda katilin kim olduğunu belirlemek daha zor diye düşünüyorum çünkü oldukça gizem doluydu.Bir çok kişinin ağzından yazıldığı için tam olarak bir karakteri çözemiyor,iyi mi yoksa kötü mü anlayamıyorsunuz.İkinci olarak konuya direk girdiği için ilk sayfalarda oldukça kafanız karışıyor. Beni şablon çizecek kadar zorlayan ilk kitap olduğunu söyleyebilirim. İçinde bir çok kişinin sırrını barındırdığı için beni oldukça içine çekti nasıl başladım nasıl bitti anlamadım bile her seferinde heyecanla bir sonraki sayfaya geçtim. Oldukça akıcı ve merak uyandırıcı bir şekilde yazılmış. Sanırım tek sorun baştaki Libby adlı karaktere fazlasıyla ilgi çekilmiş gibi hissetmemdi. Olayın dönüp dolaşıp ona bağlanacağını hatta bir şekilde Nel Abbot un büyük büyük annesi tarzında bir şey çıkacağını bile düşündüm. Bir çok kişinin ağzından anlatılıp kafa karıştırması ve Libby ile ölen öteki kadınlara çok dikkat çekmesi dışında çok beğendiğim bir kitap oldu. Yazarın ikinci kitabı olmasına rağmen gayet başarılıydı.