Yaren Can, bir alıntı ekledi.
4 dk. · Kitabı okuyor

"Dokunduğun kızlara âşık mıydın?"
"Hayır."Bunu kabullenmiş olmaktan dolayı kendini kötü hissetti.
"Hiç âşık oldun mu?"
Ona baktı;nasıl cevap vereceğini bilmiyordu."Bilmiyorum.Hâlâ aşkın ne olduğunu anlamaya çalışıyorum."
"Ben de,"dedi Haven. "Çok kafa karıştırıcı."

Sempre, J. M. Darhower (Sayfa 95)Sempre, J. M. Darhower (Sayfa 95)

BUNLAR TARAFTAR DEĞİL AĞZINDAN SALYALARI AKAN YARATIK!
Gollük bir pozisyonda yanlış bayrakla kesilmiş bir Beşiktaş pozisyonu var.
Ama inanın futbol yok. Futbol olmayınca organize mi değil mi bilemem ama birtakım garip adamların gösterisi var. Fenerli sözde futbolcuların tümüne kötü niyetleri nedeniyle: 0.

Aslı, bir alıntı ekledi.
 6 saat önce · Kitabı okuyor

Neden mutsuz olduğumun cevabını buldum, ama kalpsiz mi olalım, aaa!
Var olmanın en kötü şekli, esaret altında olmaktır, yani duygularınızın insafında olmak.

Felsefenin Kısa Tarihi, Nigel Warburton (Sayfa 124 - Alfa Yayınları/ 13.bölüm- Spinoza)Felsefenin Kısa Tarihi, Nigel Warburton (Sayfa 124 - Alfa Yayınları/ 13.bölüm- Spinoza)
Alperen Tekin, Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine'yi inceledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Nietzsche bu kitabında, adı üstünde, tarihin şimdiki zaman için olan yararları ve zararlarından bahsediyor. Buradaki tarih kelimesini, geçmiş deneyimler olarak da algılayabiliriz.

Kitabın başında insanların anı yaşamak ve mutlu olmak açısından "tarihdışı" olan hayvanlara özendiklerini anlatıyor ama bu mutluluğu elde etmek için insanların hayvanlara dönüşmeyi göze almayacaklarını ve insanlıklarından feragat etmeyeceklerini de ekliyor. Biz, tarihsel varlıklar olarak, geçmişteki tecrübelerimize göre karar alıyor ve hayatımızı şekillendiriyoruz.

İşin asıl düğümü de burada. Tarihi inceleyen biri, büyük olayların şans eseri ortaya çıktığına tanık olabiliyor, ya da tarihin tekerrürünü görüp alaylı ve kötümser bir havaya bürünebiliyor. Bu noktada tarihe ve yaşamın ilerleyişine katkıda bulunmayı fuzuli bir uğraş olarak görme riski de var.

Burada bir denge olmak zorunda. İnsan gerektiği zaman hatırlayabilmeli ve gerektiği zaman da unutma yetisine sahip olmalı ki ne vicdansızlık ve gamsızlığa ne de hatalarını tekrar etme korkusundan ötürü eylemsizliğe ve paniğe itilsin. Tarihin şimdiyi kapatması (örtmesi) toplumları bir kültür sahibi olmak yerine sadece geçmiş bir kültürü bilmekle yetinmeye götürüyor. Bir şeyleri yaşamak yerine, yaşananlara karşı soğuk ve soyut bir tavır sergiliyoruz.

Nietzsche tarihe üç yaklaşım olduğunu söylüyor. Anıtçı, koruyucu ve eleştirici.

Anıtçı tarih, eskilerin yüce kişiliklerini, onların yaptıklarını konu ediniyor ve miraslarını koruyor. Bu tutumun meyvesi, insanlara umut ve azim verebilmesindedir ama kötü yanları da vardır şüphesiz. Konu edindiği dönemin o "biricik" şartları bir daha hiçbir zaman tıpatıp yaşanmayacağından bu umudun bir kısmı boşa çıkabilir, üstüne üstlük bu "anıt kimseler" öylesine büyütülebilir ki, mirasları hayata hakim olup orijinal fikirlerin doğmasının önüne geçebilir.

Koruyucu tarih, muhafazakar tarihtir. Kültürel kimliğin iyi bilinmesi ve hissedilmesi topluma fayda sağlar ve sanata katkıda bulunabilir. Fakat yine, bu abartılırsa ve geçmişe dair olan her şeye yapay bir hayranlık duyulmaya başlanırsa tarih sadece akademik bir uğraşa dönüşür. Kimse neden tarih araştırdığını hatırlayamaz hale gelebilir. Eski olana yoğun hayranlık duyulduğundan yeni bir şey üretmeye gerek duyulmayabilir.

Eleştirici tarih, koruyucu tarihin zıddıdır. Yeni şeyler üretebilmek için geçmişi yargılar. Bunun riski de geçmişe karşı adaletsiz olma riskini taşımasındandır. Yapılanları gerekli kılan neden yadsınabilir.

Kısaca Nietzsche'ye göre, tarih eylemi kısıtlamamalıdır ve yaşama hizmet etmelidir. Mantıklı mı? Mantıklı. Dağılabiliriz.

Emre Kepenek, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Edebiyatın ticari güdüden neler çektiğini her yazar bilir: hemen hemen bütün güçlü yazılar şu ya da bu grubu gocundurur, dolayısıyla da az satış yapar. Yazarların kendi değerlerini aldıkları para ile ölçmemeleri zor bir iştir, hele kötü eserler çok büyük paralar getirirken yoksul kalmayı göze alarak iyi eser verebilmek olağanüstü bir karakter sağlamlığı ister.

Aylaklığa Övgü, Bertrand Russell (Sayfa 120 - Cem Yayinevi)Aylaklığa Övgü, Bertrand Russell (Sayfa 120 - Cem Yayinevi)
Alperen Tekin, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Yığın bana yalnızca üç bakımdan gözden geçirmeye değer gibi görünüyor: İlkin yığın, büyük adamların, yıpranmış levhalar üzerinde kazılmış ve kötü kağıda çıkarılarak hazırlanmış silik, bulanık kopyaları olarak; sonra büyük adamlara karşı duran, karşı çıkan bir şey olarak ve en sonra da büyük adamların araçları olarak; öte yandan yığını şeytan alsın, bir de istatistikleri!

Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine, Friedrich Nietzsche (Sayfa 120)Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine, Friedrich Nietzsche (Sayfa 120)
Esma Balı, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okuyor

Türk milleti kendi müzelerinde Batı resminin kötü taklitlerini değil, kendi hayatını seyretmeli. Bizim müzelerimiz zenginlerimizin kendilerini Batılı hissetme hayallerini değil, bizim hayatımızı göstermeli.

Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk (Sayfa 578 - Iletisim Yayınları)Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk (Sayfa 578 - Iletisim Yayınları)

Tren yuvarlanmayı sürdürdü ve dışarda Batı Almanya kasabalarını andıran şirin kasabalar gördük, masal kitaplarından çıkmış gibiydiler biraz, parke taşlı küçük sokaklar, yüksek çatılar, ama orada da ıstırap vardı, şehvet vardı, cinayet vardı, delilik vardı, ihanet, hiçlik, korku, can sıkıntısı, sahte tanrılar, tecavüz, sarhoşluk, uyuşturucu, köpekler, kediler, çocuklar, televizyon, gazeteler, tıkalı tuvaletler, kör kanaryalar, yalnızlık… Yaratmak bir kaçış yoluydu sanki, çığlık atmanın bir yolu, ama o denli kötü şeyler yaratılıyordu ki, tıkalı tuvaletler ve tıkalı yaratıcılık.

Shakespeare Bunu Asla Yapmazdı, Charles Bukowski

Mutlu Gözler :), bir alıntı ekledi.
 8 saat önce

Tesadüften daha gizli ve görülmez başka bir şey var mıdır ? Bu kadar savunmasız olduğumuz ve sinirlerimizi bozacak başka bir şey var mıdır? Eğer bu konu üzerinde düşünürsek, olayların genel kurallarla nedensellik ilişkisi teorisinin yarı yarıya geçerli olduğunu, geri kalan zamanda tesadüf şeytanının yolunun açık olduğunu söyleyebiliriz. Rastlantısal bir olayın da kendi doğal nedenleri vardır ve genellikle bu nedenlerin oldukça sıradan olduklarını üzülerek keşfederiz. Bizim canımızı sıkan, kazaların nedenlerini bilemememiz değildir; asıl sinirlendiğimiz şey kötü olayların burada ve şimdi keyfi bir biçimde başımıza gelebileceğidir

Keşfedilmemiş Benlik, Carl Gustav JungKeşfedilmemiş Benlik, Carl Gustav Jung
Aysel Turan, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okuyor

"Biliyor musun... akıl hastası olmanın en kötü yanı, hayatta kalabilmek için ağır bir bedel ödenmesi."

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg (Sayfa 70)Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg (Sayfa 70)