Sanders, bu kitabında tarihsel ve geleneksel olarak insanların, özellikle erken bir dönemde kurdukları bağları koparmadan okuryazarlığa nasıl geçtiklerini betimlemeye, kendilerine bir ses bulmak isteyen Amerikan toplumundaki gençleri çetelere, şiddete, uyuşturucuya ve cinayet işlemeye götüren yan yolları anlatmıştır. Bunların sebeplerini sözlü/yazılı/elektronik kültür üçgeninde arayarak sözellik, konuşma, dinleme, anne-bebek ilişkisi, şarkı, dans, şaka, doğaçlama, kurgu gibi olgulardan hareketle çözüm üretmeye çabalıyor fakat bu konuda bize sunacağı bir çözümün olmayacağını yine kendisi şu şekilde ifade ediyor: “Her okuryazar, bu kitabın benzerlerini son sayfalara yaklaştıkça artan bir beklentiyle okur, son bölümde bir zirve noktasına ulaşacağını, tatmin edici bir çözüme varacağını umar. Bende size sunacak bir çözüm yok. Bu konu için sonsuz saatler harcadıktan sonra size tek bir şey söyleyebilirim: Okuryazarlık sorunu olarak tanınan soruna bir çözüm bulunması beklenemez, beklenmemelidir. (…) Eğer yaşamlarımızı, yaşama şeklimizi toptan gözde geçirmezsek okuryazarlık sorununu çözme çabalarımız bu soruna ancak ucundan dokunabilecek ve hayâl kırıklığıyla sonuçlanarak sorunu daha da büyütecektir.” (s. 252) Sanders, sonrasında buna benzer cümleleri ve sorunları yineleyerek yapılacak ilk işin okuryazarlık için toptan seferberlik ilan edilmesi olduğunu söylüyor. Sanders’in, çoğunlukla kişisel görüşlerini içeren, kimi zaman da bilimsel kanıtlara dayanan kitabını, deneme türünde değerlendirebiliriz. Kitap, 2017 basımında giriş ve yedi bölümden oluşuyor.
Giriş kısmında Sanders, kitabın adının neden “Öküzün A’sı” olduğunu kısaca aktarıyor: “Kitabın adında alfabenin ilk harfini, A’yı kullanıyorum. İlk hâliyle, Fenike yazı sisteminde alef denen A harfi, bugün bildiğimiz A’nın yan