Oysa bana gelince, benim içimi dökebileceğim kimsem yoktu, kimse bana bir şey öğretmiş ve beni uyarmış değildi, deneyimsizdim ve her şeyden habersizdim: kendimi kaderime bir uçuruma atlarcasına teslim ettim.
Sen ikili bir yaşam sürdürüyordun, bir yönüyle parlak, tümüyle dünyaya açık bir yüzey, öteki yönüyle ise çok karanlık ve yalnızca senin bildiğin bir yüzey.
Senin başına yemin ederim ki cümle âlem ayaklanıp başımı vursalar yine de senin sevgini içimden çıkaramazlar. Kanımı akıtsalar, kanımdan çıkan buharda bile senin aşkın görülür.
İnsanoğlunun yaradılışı gereğidir ki kendi mutluluğunu yalnız kendisinin bilmesi ile yetinmez, başkaları da görsün, duysun ister. Hatta bir adam gerçekte mutlu olmasa bile, insanları, kendi saadet haline inandırmak için hilekârlığa ve yalancılığa bile başvurur.