Hayatımız , sonrasında , çocukken bastırmayı öğrendiğimiz sesimizi yeniden bulmakla , onunla irtibata geçmeye çalışmakla geçiyor.Anne babanın onayını almadan hareket edemeyen çocuk , büyüdüğünde de otorite olarak algıladığı merci her neyse onun haricinde hareket etmeye ve hatta düşünmeye cesaret edemez.
Beş yaşındayken bir video izlesek ve et yemenin yanlış bir şey olduğuna zihnen ikna olsak ,çoğumuz değil et yememeye karar vermeyi, böyle bir tercih ve karar hakkımızın olup olmayacağını kendi kendimize sorgulamayı dahi aklımızdan geçiremezdik; çünkü çoğunluğumuza farkında olmadan öğretilen şey , kendimize ait istek ve irademizin olmayacağı , kendimize dair konularda karar alma hakkımızın bulunmadığı idi.Bu yüzden değil öyle ya da böyle yapmaya karar vermek , öyle ya da böyle yapmayı tercih edeceğimiz bile farkındalığımıza ulaşabilen bir bilgi değildi.