Herhangi bir olguyla ilişkimiz olması için o olgunun hayatımızda önemli bir yer kaplamasına gerek yok. O olgunun hayatımızda olmasına izin vermeyişimizle de onunla ilişki kurarız ve bu ilişki bize dair bir şeyleri açığa çıkarır.
En nihayetinde bu dünyaya tek başımıza fırlatıldık, kendi deneyimimizde yalnızız, bizden başka kimse gerçekten ne yaşadığımızı anlayamaz, göremez ve kimse başkasının ölümünü ölemez.
Seçimlerimizle hayatlarımızı ilmek ilmek örüyoruz. Her sabah uyandığımızda, aslında her anımızda iki seçenek vardır; ya ezbere yaşayıp önceki günleri tekrar etmeye çalışırız, “ben böyleyim” dediğimiz kalıpların dışına çıkmayız ya da seçerek yaşarız, daha önce nasıl olduğumuzdan bağımsız olarak o günü seçtiklerimizle inşa ederiz.