Algernona çiçekler bana beni, bizi sorgulattı aslında. İnsanlığın bazı ortak duyguları var. Belki de en önemlilerinden biri diğer insanlar tarafından kabul görme, sevilme isteğimiz. İnsan yalnız yaşayabilecek bir canlı değil. Bizler sosyal varlıklarız ve çevremizde kabul görmek isteriz. Sevilmek için değer görmek için çevremizdeki herkesle eşit seviyede olmak, onlarla birşeyler paylaşmak içinse kendimizden çok büyük tavizler verebiliyoruz. Charlie de bunu yaptı. İnsanlar tarafından sevilmek için kendinden vazgeçti.
Bu bana bir yerlerden tanıdık geldi tabii. Çocukluğuma gittim, ortaokul ilkokul yıllarıma. Arkadaş edinebilmek için kendimden verdiğim tavizler boyumu aşmıştı ama onlar tarafından kabul görmek herşeyden daha önemliydi. Sonuç hiç değişmiyor gerçi. Kendimizden taviz verdikçe o sevgiye ulaşabileceğimize kim inandırdı bizi acaba? Her neyse.
Charlie içimde bir ukte kaldı benim. Her raporda yavaş yavaş büyüdü sanki. Keşfetti, öğrenmeye devam etti küçük bir çocuk gibi. Zirveye ulaştığındaysa yapayalnız kaldı. Sonra yavaş yavaş herşey geriye sarmaya başladı. Alice ona "...senin sıcak ve gerçek bir gülümsemen vardı. Çünkü sen insanların seni sevmesini istiyordun." dediğinde gözlerim doldu. Tek istediği buydu aslında; insan olarak sevilmek, birey olarak kabul edilmek, bir de birkaç çiçek. Hepimiz gibi.
"...ama sen eskiden sahip olduğun bir şeyi kaybettin. Senin bir gülümsemen vardı..."
"Boş ve anlamsız bir gülümseme..."
"Hayır, sıcacık, gerçek bir gülümseme, çünkü sen insanların seni sevmesini istiyordun."
"Ve onlar hep benimle dalga geçtiler, bana hep güldüler."