Kübra GÜLTEPE

Kübra GÜLTEPE
@kubragultepe98
Terapi odası dış dünyaya henüz aktarılmamış duygusal gerçekler ve bağlantılardan oluşan bir alan olabilir bu kişi için terapisti tarafından anlaşıldığını düşündüren muazzam bir güç kaynağıdır.
Çiftler terapide size ilişkilerinin nasıl olduğunu ve nasıl iletişim kurduklarını gösterirler.Tartışmanın daha ne kadar devam etmesine izin vereceğini kestirmek hassas bir noktadır.Çiftin tarzı,çözüme kavuşmak,aralarına mesafe koymak,kendi ailelerinden gördükleri muamelelerin yansıması olabilir. İyi bir terapist odada çiftler ile çalışırken bu ihtimallerin sınırsız olduğunu bilendir. Dolayısıyla bu durumda her iki tarafın da işgal ettikleri duygusal alanı ve ruhsal alanı iyi gözlemlemek gerekir.
Rahmetli Doğan Cüceloğlu yüzü baskın insan ile canı baskın insan deyimini çarpıcı bir dille kullanır. Canı baskın insan kendi içsel yolculuğunun farkına varmış kendisiyle barışık insandır. Yüzü baskın insan ise takındığı sosyal maskeler sonucunda kendinden önce dışarıyı önemseyen insandır. Candan cana yol alan insanlar olmak dileğiyle…
Otto Rank,anksiyetenin kökeninin doğum travması olduğuna inanırdı. İngilizce’de de kaygı kelimesi yani “anxiete” nin boğulmak,nefessiz kalmak anlamına gelen Latince kök “angere” kelimesinden gelir. İşte insan hayatının ilk mücadelesi bebeği sıkan ve boğan o dar doğum kanalıdır.
Kendilerini anlama yolu tıkanan ya da hayatlarının ilerlemediğini hisseden insanlar terapiye gelir. Meslek hayatım boyunca gördüğüm şeyler,kendileriyle iletişimi kesen, vazgeçmeyi bilemeyen,acı,kafa karışıklığı ve üzüntü içinde olan insanlardı. İşte terapinin görevi burada durumlara yönelik belirli 3 katmanı açmaktır: Var olan Duygular,var olan kelimeler ve var olan fikirler.