O kadar çok kendimle uğraşıyorum, yüreğimde öyle fırtınalar esiyor ki, diğer insanları kendi hallerinde bırakmayı yeğliyorum; keşke beni de kendi halime bırakabilseler.
Yaşamında, seni yiyip bitirmeyen hiçbir an yoktur, hem seni hem de yakınlarını; senin de bir yok edici olmadığın, bir yok edici olmak zorunda kalmadığın hiçbir an yoktur; en küçük gezintin binlerce zavallı solucanın yaşamına mal olur, attığın tek bir adım karıncaların inşaatlarını sarsıp ezer ve küçük dünyalarını berbat bir mezara çevirir.
Ama olağan yaşamda bile, hemen hemen az çok özgürce, asilce ve beklenmedik bir biçimde gerçekleştirilen bir eylem görüldüğünde, her zaman bunu yapan için, ‘Bu adam sarhoş, bir deli!’ denmesi dayanılmaz bir tavırdır. Utanın ayıklar! Utanın bilgeler!
Bir yanda insanın içindeki yayılma, yeni buluşlar yapma ve öteye beriye devinme itkisi; öte yanda sınırlamalara gönüllü olarak boyun eğme, alışkanlığın raylarında devam etme ve sağıyla soluyla ilgilenmeme konusundaki içsel güdü var.