• Benim münâcâtım Hakka rızık için değildir, hâşâ
    Hüdâ Rezzâk-ı Âlemdir, rızıksız kul yaratmaz ya"

    Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.
  • Doğu Türkistan, Türk yurdudur!

    “Ben bu toprakları terk edip kaçamam.
    Bu bana yakışmaz.
    Osman Batur ölmekten korktu, canını vermekten korktu, kaçıp kendini kurtardı, budununu, yurdunu, kavgasını, ülküsünü terk etti, dedirtmem.
    Ben bu topraklarda doğdum. Öleceksem yine burada, bu topraklar için öleceğim. Yaşamak için kaçmak bana yakışmaz. Bana uymaz. İnancıma, imanıma, Türklüğüme ters gelir.
    Ben bu topraklardan başka yerde zaten yaşayamam. Canım sağ kalsın diye budunumu terk edersem, yurdumu terk edersem, kimsenin yüzüne bakamam. Utanırım. Kahrederim. Ölsem daha iyidir.
    Beni siz vurun. Çekin silahınızı öldürün ama bana kaçmaktan söz etmeyin. Baş eğmekten de söz etmeyin.
    Ben gitmeyeceğim. Biliyorum işimiz çok zor. Biliyorum başarmamız çok zor ama ben savaşmayı, son kurşunumu bile Çinlilere sıkmayı seçeceğim.
    Kimseyi kalmaya zorlayamam. Kimseye benimle birlikte ölün, diyemem. Kim gitmek isterse gitsin. Kim başka bir yurt tutmak istiyorsa varsın tutsun. Kimseyi ayıplamam. Kimseye küsmem, kızmam. Bu bir seçimdir. Ben kimsenin yerine yaşayacak değilim. Kimse de ben dedim diye ölmesin. Önce Tanrı’dan, sonra kul hakkı geçmesinden korkarım.
    Ben Urumçi’ye de gelemem. Yurtdışına da gidemem. Çocuklarım da gitse, oğullarım, kızlarım gitse, hepiniz gitseniz, bir başıma da kalsam, ben gidemem.”
    Osman Batur…
  • Kilo aldırmıyor diye
    Kul hakkı yemeyin.
  • “Tuvalette ekmek mi kemirdin, Allah’a şirk koşarken kul hakkı mı yedin, dört büyük kitaba diss mi attın, şeytana ruhunu mu sattın anasını satayım. Dinden 22 almak ne lan?”
    Büşra Yılmaz
    Sayfa 90 - Epsilon Yayınevi
  • BATINIYYE: Şiaya mensubiyet iddia eden, fakat islam müelliflerice İslam dışı kabul edilen fırka. Nasların (delillerin) zahiri ve batıni manaları bulunduğunu, zahirin kabuk teşkil ederek asıl maksud olan mananın batın olduğunu söylerler.Batıni manaları ancak kendilerince kabul edilen Ma’sum imamlar bilir.
    Çaşitli islam memleketlerinde değişik adlar almışlardır. Batınıyyenin, aslında Allah’ı ve mukaddesatı inkâr ettikleri, nefsin arzu ettiği şeyleri mübah gördükleri kabul edilir.

    BERAHİME: Brahmanlar. İslam müelliflerine göre bu Hind telakkisinde kainatın hudusu ve Allah’ın birliği kabul edilmekle beraber nübüvvet inkar edilir. Bu sebeple de tenkide tabi tutulur.

    CEBRİYYE: Kulun hiç bir fiil, irade ve kudrete sahip bulunmayıp yalnızca ilahi fiillere sahne teşkil etmeye mecbur olduğunu kabul edenler. En meşhur kolu Cehmiyyedir.

    CEHMİYYE: Cehm b. Safvan’ın görüşlerini benimseyenler. Allah’ın sıfatlarını, ru’yetullahı (Allah’ın görülebilmesini) ve kulun iradesini inkar ederler. Cennet ile cehennemin sakinleriyle birlikte fani olduklarını kabul ederler.

    DEHRİYYE: Zaman (dehr) ile maddenin ebediliğini benimseyenler.Allah’ı ve ahiret gününü inkar ederler.Onlara göre kainat kadim olup tabiat kanunlarına veya feleklerin devrine tabidir.

    FUDAYLİYYE: Havaricin tali fırkalarından biri. İsmet-i enbiya hakkında kabulu mümkün olmayan görüşleri vardır.Havaricin bir kolu olan Ezarıka’nın da benzer görüşleri mevcuddur.

    GULAT-I REVAFIZ: (Revafız burada şia manasında kullanılmıştır.) Gulat, şiaya intisabettikleri halde görüşlerinde İslam dairesinin dışına çıkan müfritlerdir. Hazreti Ali ile kabul ettikleri diğer imamları tanrılaştırırlar. Teşbih, tecsim ve hulule inanırlar.

    HAŞVİYYE: Allah’a sıfat nisbet etmekte ifrata düşüp ona cisim izafe edenler. Nasların zahirini bile yanlış ve kaba bir anlayışla tefsir ederler.

    HAVARİC: Meşru devlet reislerine isyan edenlere verilen umumi addır. İslam tarihinde ilkin tefrika çıkaran, Hazreti Ali’nin ordusundan baş çekip ayrılan Havariciye.
    Havaric, Hazreti Osman ile Hazreti Ali’yi, Cemel vakasına katılan ashabı, Hakem hadisesine rıza gösterenleri ittifakla tekfir ederler. Günah işleyenleri tekfir ve gayri adil devlet reisine karşı çıkmanın vücubuna da çoğunlukla hükmederler. Birçok kollara ayrılırlar.

    İBAHİYYE: Kulların, kötülüklerden kaçınmaya ve emrolunanları yapmaya kudreti olmadığını söyleyen, kadın ve servet ortaklığını benimseyen ve tasarruf perdesi altında gizlenen zümre. Başta Hasan Sabbah olmak üzere Batınıyye müntesibleri bunlardandır.

    IBAZIYYE: Havaric fırkasının başlıca kollarından biri. Abdullah b. İbaz’a tabi olmuşlar ve ona nisbetle anılmışlardır. İbazıyyeye göre kendilerinden olmayan Ehli kıble, kafirdir.Müşrik değil fakat nankör manasına kafir sayılır.

    KADERİYYE: Kaderi inkar edenler. Olmuş ve olacak bütün hadise ve eşyanın ezeli olan ilm-i ilahide mevcud olup yazılı bulunduğunu kabul etmeyenler: kullara ait fiillerin Allah’ın yaratmasıyla değil, kulun icadıyla meydana geldiğini iddia edenler. Çoğu zaman Mutezile ile birleşilir, fakat Kaderiyye Mutezile’den önce zuhur etmiştir.

    KERRAMİYYE: Muhammed b. Kerram’a tabi olanlar. Allah’a cisim ve mekân izafe ederler. Onun hadislere (sonradan meydana gelen) mahal teşkil ettiğini kabul ederler. Kalbin tasdiki olmaksızın bile imanın sahih olabileceğini savunurlar.

    MUATTILA: ‘Kıdem’ mefhumunu sadece zat-ı Bari’ye tahsis etmek ve Allah’ın birliğini (tevhidi) tam manasıyla isbat etmek gerekçesiyle Cenab-ı Hakkı sıfatlardan tenzih edenler. M’bed el-Cuheni ile Cehm b. Safvan başta olmak üzere Mutezile muattıladan sayılır.

    MUHAKKİME: Havaricin ilk zuhur eden zümresidir. Sıffin harbindeki ‘Hakem’ hadisesine rıza göstermeyerek ”Hüküm yalnız Allah’a aittir” demişler ve Hazreti Ali ordusundan ayrılmışlardır.
    Hazreti Osman, Hazreti Ali, Hazreti Muaviye’yi, Cemel ve Sıffin vakalarına katılanları, hakemleri ve onlara rıza gösterenleri, ayrıca her günah işleyen mümini tekfir ederler.

    MUKANNAİYYE: Horosan’lı Mukana’a bağlı olanlar. Maveraunnehir taraflarında faaliyet göstermiş, sapık batınıyye ve müşebbihe akidelerine sahip, aslında gayri İslami bir fırka. Mukanna’, haram ve farz tanımıyordu. Tanrılık iddiasında da bulunmuştur.

    MUTEZİLE: Hasan-ı Basri’nin talebelerinden Vasıl b. Ata’nın hocasını terk ederek (i’tizal) kurduğu akaid mezhebine mensub olanlardır. Kaderiyye diye de anılırlar.
    Kul kendi fiillerini, kendine ait müstakil bir irade ile yapar, Allah’ın bunda bir dahli yoktur. Aksi takdirde Allah’ın insanları cezalandırması zulum olurdu, gibi görüşleri vardır.En sapkın mezheplerden birisidir.

    MÜCESSİME: Allah’a cisim izafe edenler. Sıfat-ı İlahiyyeyi inkâr edenlere mukabil ona sıfat nisbet ederken ifrata düşüp zat-ı ilahiyyeye cisim ve mekân izafe edenler. Kerramiyye bunlardandır.

    MULHIDE: Doğru yoldan çıkanlar. İslam dininden ayrılanlar, münkirler. İslamiyyete intisab iddia ettikleri halde aslında İslam dışı olan Batınıyyenin Horosan yöresindeki adı.

    MÜNECCİME: Allah’ı inkar edip, kainatın yaratılış ve işleyişini kadim telakki ettikleri yedi yıldıza bağlayanlar.

    MÜRCİE: Günahkâr müminin azab olunmayacağını umanlar veya ona ait bir hüküm vermeyip bunu ahirete tehir edenler. Mutezileden sonra zuhur etmiştir. Günahkâr müminin (fasık) iman-ı kâmil sahibi bulunduğunu savunurlar.

    MÜŞEBBİHE: Halikı (yaratanı), mahlûka (yaratılana) benzetenler. Allah’u Teala’ya sıfat izafe ederken aşırı gidip teşbihe düşenler. Zat-ı ilahiyyeyi bile diğer zatlara teşbih edenler vardır. Bir kısmı şiadan olmak üzere bazı kolları vardır. Mukanaıyye bunlardandır.

    NECCARİYYE: Hüseyin b. Muhammed en-Neccar’a bağlı olanlar. Sıfatı maaniyi ve ru’yetullahı inkar hususunda Mutezileye uymuşlardır.

    SALİMİYYE: Hallac-ı Mensur’un (sekerat halinde iken iddia ettiği) hulul görüşünü benimseyen Muhammed b. Ahmed b. Salim el-Basri’ye mensub olanlar. Teşbih ve hulul gibi gayr-i islami görüşlere sahipdirler.

    SENEVİYYE: İyiliğin yaratıcısı Nur ve kötülüğün yaratıcısı Zulmet olmak üzere iki tanrıya inanırlar.

    SÜ-FESTAİYYE: Miladdan önce beşinci asırda Eski Yunanda zuhur edip eşyanın hakikatinin sabit olmadığı veya olsa bile insan bilgisinin buna ulaşamayacağını iddia edenler. İslam kaynaklarında indiyye, inadiyye ve la-edriyye olmak üzere üç gurupta mutalaa ve tenkid olurlar.

    SÜMENİYYE: Kâinatın kıdemine ve tenasuha inanan, beş duyudan başka bilgi kabul etmeyen putperest Hind inanışına bağlıdırlar.

    ŞİA: Hazreti Ali taraftarları. İmamların masum olduğuna inanırlar. Akaid meselelerinde bir kısmı ehli sünnete, bir kısmı müşebbiheyeye çoğuda Mutezileye uyarlar.Bir çok kollara ayrılırlar.

    ZEYDİYYE: Ali Zeynelabidin’in oğlu Zeyd’e mensub ola şia fırkası. Akidede Mutezilenin yolunu izlemişlerdir.
  • Erzurum'lu İbrahim Hakkı Hz.leri;
    Açılır bahtımız bir gün, hemen battıkça batmaz ya
    Sebepler halk eder Hâlık, kerem babın kapatmaz ya
    Benim Hakk'a münacatım rızık için deyüldür hâşâ
    Hüda Rezzak-ı Alemdir rızıksız kul yaratmaz ya...
  • "Adem cenneti kaybetti, buğday yediği gün. Düşün zerre kadar kul hakkı yiyenin sonu ne olur."