Muhabbet Şişmanlatır
Ebul Abbas Mursi (ks) derdi ki: "Şişman gördüğün müride itiraz etme. Çünkü muhabbet kalbe girince kul şişmanlar." Şibli (Rahimehullah) çok şişmandı. Ona şişmanlığı sorulunca şöyle derdi: "Her ne zaman kimin kulu olduğumu hatırlasam şişmanlıyorum." Hikâye: Bir seferinde müridin biri şişman bir şeyhin meclisine gitti. Baktı ki şeyh müritlere dünyadan zahid olmayı anlatıyor. Mürit içinden; "Kendisi ayı gibi yağlı olduğu halde bu şeyh insanlara nasıl zühdden bahsediyor!" diye geçirdi. Şeyh onun aklından geçene vakıf oldu ve şöyle dedi: "Allah'ın yüceliğine yemin ederim ki; beni yemek şişmanlatmadı. Beni ancak Allah Teala'nın muhabbeti şişmanlattı."
Sayfa 150 - Yasin Yayınevi, 2. Baskı, 2013·Kitabı okudu
Tasavvuf
Bizim Yunus
Deniz oldu birkaç kadeh susuzluğum kanmaz benim İniltilerim eksilmez gözüm yaşı dinmez benim Gel soralım bizim ile kim giresin bahçelere Dâim öter bülbülleri gülistânım solmaz benim Bizim ilin bahçeleri dâim tâzedir gülleri Ma'murdurur bustanları ağyar gülüm üzmez benim Mansur kadehin nice kez ma'şûka sundu elime Dört yanımdan od urdular kimse halim bilmez benim Yana yana kül olubam sen ma'şukanın yoluna Günde bin kez yanar isem dosttan yüzüm dönmez benim Canım aşkın külüngüne Ferhad olup tuttum başım Dâim dağları keserim Şîrin'im hiç sormaz benim Yunus aydır ey sultânım aşkın ile yandı cânım Gel kılar isen dermanım ayrık canım ölmez benim
Yunus Emre - Hayatı ve Bütün Şiirleri
Yunus Emre - Hayatı ve Bütün Şiirleri
Reklam
Gaflet, biz ile âhiret emelleri arasına bir perde misali girmiştir. Böylece kalplerimiz, Allah Teâlâ’nın tehdidi karşısında katılaşmış, günahların oluşturduğu pas ise gözlerimizi Allah’ın vadettiği sevaptan, azabından, emirlerinden ve hükümlerinden alıkoymuştur. Bunun sebebi şudur: Biz kalplerimizi âhireti düşünmekten uzak bıraktık. Böylece dünya düşüncesi kalplerimize hâkim oldu ve bizi meşgul etti. Sonunda kendimizi unuttuk çünkü kendimizi düşünmeyi ve gözetmeyi unuttuk. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Onlar Allah’ı unuttular, Allah da onlara kendisini unutturdu.”
Sayfa 49 - Sufi Kitap·Kitabı okuyor
Alıntı
Canzi'yi tanımadan evvel ben tanrıları kıskandıracak bir durumda idim. Şöhret?.. Vardı. Servet?.. Vardı. Gençlik, sıhhat, kadınlar... Ne ararsan... Fakat her şeyin dolu dolu köpürüp taşması bende bir nevi tiksinti ve tokluk uyandırmıştı. Eski Yunanlıların bir hikmeti hatırıma geliyor: "Nerede tokluk orada hypris" yâni küfür ve günah. Biz Türkler'in bir atalar sözü de aynı şeyi söyler gibi: "Kula belâ gelmez kul azmayınca; kul belâsını bulmaz; Hak yazmayınca." Azmak burada büyümek, şişmek, azmanlaşmak mânâsındadır. Demek mükemmelleşen, dolan, tamam olan her şey ya dışarıdan ya içeriden yıkılıp boşalmaya mahkûmdur. Benimkisi -elhak-noksansız oldu. Hem dışarıdan, hem içeriden gümbür gümbür çöküverdim.
Sayfa 112·Kitabı okuyor
Neydi o bir zamanlar Sevmişliğim, sevilmişliğim O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Edebiyat
Reklam
Reklam