Canzi'yi tanımadan evvel ben tanrıları kıskandıracak bir durumda idim. Şöhret?.. Vardı. Servet?.. Vardı. Gençlik, sıhhat, kadınlar... Ne ararsan... Fakat her şeyin dolu dolu köpürüp taşması bende bir nevi tiksinti ve tokluk uyandırmıştı. Eski Yunanlıların bir hikmeti hatırıma geliyor: "Nerede tokluk orada hypris" yâni küfür ve günah. Biz Türkler'in bir atalar sözü de aynı şeyi söyler gibi: "Kula belâ gelmez kul azmayınca; kul belâsını bulmaz; Hak yazmayınca." Azmak burada büyümek, şişmek, azmanlaşmak mânâsındadır. Demek mükemmelleşen, dolan, tamam olan her şey ya dışarıdan ya içeriden yıkılıp boşalmaya mahkûmdur. Benimkisi -elhak-noksansız oldu. Hem dışarıdan, hem içeriden gümbür gümbür çöküverdim.