Muktedirim ben, elimde söyleme, yapma ve değiştirme imkanım var. Şeyleri, olayları, ilişkileri, insanları, yerleri, yurtları, zamanın akışını değiştirebiliyorum. Pek çok kişinin alnında, pek kaderin üstünde benim mührüm var ve bütün kalbimle inanıyorum ki ülkenin, zamanın, tarihin seyrine de mührümü basacağım. En önemli şey istemek, bilmek ve yapmak değil midir? Bilerek, isteyerek ve yaparak kendi hedeflerimin izini sürmüyor uyum sanki? Gücüm, iktidarım, buyruklarım hep bundan kaynaklanıyor, değil mi? Evet öyle, evet, sözüm gücümdür benin, gücüm de silahım. Güçlü olduğum için de silahlıyım. Yapıp ettiklerimle zayıflığın, gevşekliğin, tereddüdün hayatımdan çok uzak olduklarını ispatlamadım mı? O zaman şu evdeki gevşekliğim, zayıflığım da neyin nesi? Neden bu eve adımımı attığımda tereddüt duygusu üstüme üstüme geliyor, şüphe okları içime saplanıyor? Neden o vahşi ülkenin şahini olan ben bu kadına söz geçiremiyorum? Neden kutsal duygularım, vazifelerim, becerim bu evde para etmiyor? Neden dünyanın, evet dünyanın en seçme birliğinin komutanı olan benim yüreğim bu itoğluit karının karşısında zavallı bir serçeninki gibi ıklaya ıklaya çarpıyor? Evet, bir süre beni iyice uyuşturan sıcak suyun içinde böyle derin, ikircimli, gücenmiş halde düşüncelere daldım... Çocukların sesleri gelinceye kadar."