• "Şimdi hepimizin
    Kilitlerden perdelerden bir yuvası var
    Kentlerden bir korunak kurduk
    Lambalarımız korkuyla ışıyor
    Hepimiz hepimizin zalimi ve mazlumuyuz"
    Şükrü Erbaş
    Sayfa 33 - Kırmızıkedi Yayınları
  • "Kalbim, şarkı söyleyen bir kuş gibi, yuvası hareli bir sürgünde"
  • “Ağaç gövdeleri, ince fidanlar, dallar, çiçekler, yapraklar, otlar, filizler, dikenler birbirine geçmiş, karışmış, birleşmiş, kaynamış mı. Sanki bitkiler, bu üç yüz kadem-karelik bir yerde birbirine sımsıkı sarılarak, yaratıcının huzurunda insanlığın kardeşliği misali olan kutsal kardeşliğin ve birlik olmanın sırlarını ilan edip uygulamıştı. Bu bahçe artık bir bahçe değil, belki iri bir çalılıktı. Yani bir orman gibi, içine işlenemez bir memleket gibi yerleşilmiş, bir kuş yuvası gibi titrek, iri bir kilise gibi karanlık, bir çiçek demeti gibi kokulu, bir makber gibi tenha, bir cemiyet gibi diri bir şeydi.”
    Victor Hugo
    Sayfa 1068 - Ötüken Neşriyat
  • Efsaneye göre Simurg ya da bilinen adıyla Zümrüdü Anka kuşu, bilgi ağacının dallarında yaşar ve akıllara gelebilecek her şeyi bilir. Öyle ki, bütün kuşlar ona inanır, başları sıkıştıkça Simurg’un kendilerine yardım edeceğini, onları hep zor durumlardan kurtaracağını düşünürler.
    Zümrüdü Anka kuşu öleceğini hissettiği zaman kendisine ağacın kuru dallarından bir yuva yapar ve hiçbir zaman ne olduğu anlaşılmayan bir yapışkanla yuvayı sıvar, yuvanın içinde ölümü bekler. Ta ki güneş bütün görkemiyle ortaya çıkıp, kuru dalları yakıncaya kadar… Simurg oluşturduğu yuvada yanarak ölür ve küllerinden yeniden doğar.
    Bu kısır döngü sürerken, kuşların başına bir gün öyle bir talihsizlik gelir ki, Simurg’tan yardım istemeleri gerekir. Birden Simurg’un uzun süredir hiç görünmediğini fark ederler. Öyle çok beklerler ki yuvasından çıkıp havalanacağı anı. Sonunda umudu keserler. Tam her şeyin bittiğini düşündükleri bir anda, çok uzaklardaki bir ülkede, Zümrüdü Anka kuşunun kanadından bir tüy bulunur. Umutları yeniden yeşeren bütün kuşlar, birlik olup Simurg’un yuvasına gitmeye karar verirler.
    Ancak Zümrüdü Anka kuşu yuvası, etekleri bulutların üstünde olan, görkemli Kaf Dağı’nın tepesindedir. Oraya ulaşmak için, yedi dipsiz vadiyi geçmek gerekmektedir. Bu vadiler öyle zorludur ki, yolda bir sürü kuş kaybolur.
    ....
    1. vadi: İrade vadisi
    Burası kuşlar için bir cennettir. Aradıkları her şeyi irade vadisinde bulurlar. Bir anda her şeyi isteyebileceklerini fark ederler. Sınırlar yoktur. Zevke, sefaya, bütün emellerine kavuşabileceklerdir. İnsanları anlatan masallardaki gibi; çalışmadan, uğraşmadan mevki makam sahibi bile olabileceklerdir. Öyle çok kuş vadinin sihrine kapılır, öyle çok şey ister ki, bu vadide bir sürü kayıp verilir.
    ....
    2. vadi: Aşk vadisi
    Vadiye girince bütün kuşların gözünü bir sis kaplar. Gördükleri biçimsiz şekilleri, taşları, odun parçalarını, birer sülün, birer kuğu sanarlar. Gözleri kör olmuştur. Kapılırlar, sürüklenirler ve gözden kaybolurlar.
    ....
    3. vadi : Cehalet vadisi
    Bu vadide her şey güzel gelir gözlerine. Anka kuşunu bile unuturlar. Nereye gittiklerinin hiç bir önemi yoktur. Orada da gökyüzü, burada da gökyüzü… İlginç nesneler görürler, ancak ne olduğunu sorgulamazlar. Önemsemedikçe düşünmemeye başlarlar. Düşünmedikçe unuturlar Unuttukça yükleri hafifler ve artık amaçsızca gülümsemeye başlarlar
    ....
    4. vadi: İnançsızlık vadisi
    Vadiye girdiklerinde birden her şey anlamını yitirir. Simurg’u bulmanın hiç bir şeyi değiştirmeyeceği inancına kapılırlar. Kesin öleceklerini iddia edenler, Simurg’un çözüm bulamayacağını söyleyenler, bu kadar yolu boşa geldiğini, emeklerinin boşa gittiğini düşünenler vardır. Kanadı yaralanan bir kuşun aşağıya düştüğünü, hepsinin başına aynı şeyin geleceğini bağıra bağıra söylerler. Tüm bu olanlardan sonra kuşların birçoğu yolu tamamlayamayacaklarını ya da tamamlasalar da hiçbir işe yaramayacağını söyleyip geri döner.
    ....
    5. vadi Yalnızlık vadisi
    Vadiye giren bütün kuşları korku salar. Bulundukları yerde sadece kendileri varmış gibi endişeye kapılırlar. Acıkan sadece kendi karnının doymasını düşünür. Tek başına avlandığı için de başarılı olamayıp daha büyük hayvanlara yem olur. Her biri kendi başına hareket etmeyi seçer ve yönünü tek başına bulmaya çalışır. Kendilerini kimse yokmuş gibi, yapayalnız hissederler. Milyonlarca kuşun aynı amaç için uçmakta olduğu akıllarının ucundan bile geçmez.
    ....
    6. vadi: Dedikodu vadisi
    Kuşlar, vadiye girdiklerinde her köşesinde fısıltılar duyulmaya başlarlar. En arkadaki kuş, Simurg Anka’nın yeniden doğuşta tüylerinin yandığını söyler. Öndeki kuş bunu duyar ve yanan tüylerin tekrar çıkmadığını söyler. Bir öndeki kuş bunu duyar, yanan tüyleri çıkmadığı için Anka kuşunun gizlendiğini söyler. Bir öndeki kuş bunu duyar, morali bozuk olduğu için Simurg’un, saklanırken, onu görenlere zarar verdiğini söyler. Daha öndeki kuş bunu duyunca, herkese zarar veren Simurg’un, dayanamayıp kendini öldürdüğünü söyler. En öndeki kuşa, gitmeye gerek kalmadığı, Simurg’un toprak olduğu bilgisi gelir. Bir çok kuş söylentilere inanarak geri döner.
    ....
    7. vadi: Ben vadisi
    Bütün kuşlar ‘’Ben’’ vadisine girer girmez, içlerinde değişik bir his uyanır. Kimi diğer kuşun kanadını eleştirmeye başlar, bir diğeri her şeyi bildiğini iddia eder. Yanlış yoldan gidiliyor diye kargaşa çıkar. Her kafadan bir ses çıkmaktadır. Herkesin fikri vardır ve hepsi de söyleyen için doğrudur. Sanki milyonlarca farklı yol varmış gibi… Hepsi en önde lider olmak ister, öne geçmek için birbirlerini ezip dururlar. Ta ki vadiden çıkana, “Ben”den uzaklaşana dek…
    Ve nihayet vadiden Kaf Dağı’na vardıklarında, dünyadaki bütün kuşlardan geriye sadece 30 tanesi kalır. Zorlu vadilerden geçen bu 30 kuş, yuvaya vardıklarında Zümrüdü Anka kuşunun “otuz” demek olduğunu öğrenirler. Yani kalan kuşların hepsi Simurg’tur. Kurtarıcı, bilge, mükemmel kuş; bu yedi vadiyi geçen kuşların tamamıdır.
    İradesine hakim olan, körü körüne bağlanmayan, düşünen, kendini geliştiren, kendine ve başaracağına inanan, hep birlikte hareket edilmesi gerektiğini bilen, yalnız olmayı tercih etmeyen, dedikodu yapmayan ve en önemlisi egosunu eğiten kuşlar Simurg’tur...
    alıntı.
  • Eğer karbon dönemi bataklıklarından birinde bir yusufçuk kuşu eksik ölseydi, gezegenimizin akıllı yaratıkları bugün belki de kuştüylü olacaklar ve çocuklarına kuş yuvası dersleri vereceklerdi. Evrimsel rastlantı şaşırtıcı bir karmaşa ağıdır; anlayış sınırımızın darlığı boynumuzu büküyor.
  • 512 syf.
    ·6 günde·Beğendi·9/10 puan
    Bugün Wattpad'ta çok severek ve defalarca okuduğum bir kitapla Aşiyan' la geldim. Kalbinizi ısıtan, yüzünüzde gülümsemeye neden olan bir kitap. Tekrar okumak hele de kitap olarak okumak harika bir duyguydu. Kitap olacağını duyduğumda belki de en mutlu olduğum anlardan biriydi. Yazarın dili çok güzell. Harika bir mahalle kitabı desem yeri. Savaş yıllarca aşkını içinde yaşayıp hissettirmiyor ama bir gece farkında bile olmadan açık veriyor. Ve Gülfem kendini ona aşık olarak buluyor. Savaşın aşkı o kadar güzel ki insan imrenmeden duramıyor. Asker olmasından kaynaklanan bir sertliği var ama Gülfem'e o kadar net ve naif ki. Çok kıskanç ve çok net çizgileri var bu yüzden de Gülfem'le çok çatışıyorlar. Aşkları çok güzel ama biraz da fırtınalı desem yeridir galiba . Müge ve Kaan'ı okumak ayrı zevkti. Onları her okuduğumda gülmekten karnıma ağrılar giriyordu. Levent Gülfem'in abisi bazı yerlerde bana çok itici geldi bazı yerlerde de keşke böyle bir abim olsa dedim devam kitaplarında daha net oturacak onun hikayede ki yeri . Efsun ve Tarık çok iyi dostlar. Tarık'ı çok okuyamadık ama aklı başında, yüreği güzel biraz da saf bir karakter diyebilirim. En sevdiğim karakterlerden biri olur kendisi . Bu arada kitabı sevmemin başka bir sebebi daha var o da ismi Aşiyan; Aşiyan yuva, kuş yuvası anlamına geliyor ve benim adımın anlamı da yuva, kuş yuvası anlamına geliyor (Helin). Böyle de kendime bağladım kitabı .
    Size şiddetle tavsiye ediyorum, kesinlikle okuyunn. Herşeyden önce Savaş gibi bir karakteri okumalısın bence.