1000Kitap Logosu

Kütüphaneler

Dünyada olmak başlı başına bir bela .Dünyanın neresinde olursa olsun ruhum , kendisini evinde , yurdunda hissettiği yerler de var buna karşılık .Kütüphaneler bunların en başında geliyor benim için.Yeryüzünde kendi istemi dışında fırlatılan ve hayata her daim anlam arayan insan" yeryüzüne dayanabilmek için" kütüphanelere sığınır.O mekânar , dünyaya sürgün olan insanda bir ev ve yurt duygusu uyandırıyor.Kütüphaneler , anne rahmi gibi , dış dünyanın kötülüklerinden koruyor insanı .Bir güven duygusu veriyor yoğun sessizliğin içinde...
11
Dewey Onlu Sınıflandırma Sistemi
Amherst Kolejinde öğrenci olan Melvil Dewey 1876 yılında kolejinin kütüphanesini düzenlemek amacıyla bu sistemi uygulamıştır. Şimdi bu sistemin nasıl çalıştığını kısaca anlatacağım. Hiç harf kullanılmaz. Daima sayılar üzerinden gidilir. Kendisi 10 bilgi alanı belirlemiştir. Bu bilgi alanlarını üç basamaklı sayılarla gösterir. 000 = Genel Eserler, BIlgisayar Bilimleri, Bilgi ve Genel Çalışmalar 100 = Felsefe ve Psikoloji 200 = Din 300 = Sosyal Bilimler 400 = Dil 500 = Bilim 600 = Teknoloji 700 = Güzel Sanatlar, Eğlence ve Spor 800 = Edebiyat 900 = Tarih ve Coğrafya Bu 10 bilgi alanının basamakları değiştirilerek daha spesifik konular elde edilir. 813 = Türk Edebiyatı Bu sınıflandırma yöntemi şu an kütüphaneler genelinde en çok kullanılan sınıflandırma yöntemidir.
4
Samet Onur
bir alıntı ekledi.
Kitabın Değeri Üzerine
Okumaktan hangi hakla söz ediyoruz? Okuma terbiyesinden önce, çok daha mühim, çok daha âcil disiplinlere muhtacız. Böyle bir ruh hâleti içindeki insanlar nasıl, neyi okuyabilirler? Büyük bir yazarın tek satırını anlamaları imkânsız. Kendini yığın hâline getiren bir millet pâyidâr olamaz. Tek kaygısı para olan bir yığın yaşayamaz. Düşünceyi küçümsüyoruz. Kitaba harcadığımız parayı, atlar için harcadığımızla kıyaslarsak, yerin dibine girmemiz gerekmez mi? Kitap sevene, kitap delisi diyoruz. Kimseye at delisi dediğimiz yok. Kitap yüzünden sefalete düşen görülmemiş. At uğrunda iflas eden edene. Ingiliz milletinin içkiye verdiği para, kitaba verdiğinin kaç misli, hiç düşündünüz mü? En güzel kitap bir kalkan balığı fiyatına. Alan nerede? Umumi kütüphaneler resmî ziyafetler kadar pahalıya mal olsa idi hükümetimizin daha çok iltifatına mazhar olurdu şüphesiz. Kitaplar bileziklerin onda biri kadar etse beyefendilerimizle hanımefendilerimiz arada bir okumak hevesine kapılırdı belki. Birçokları kitabı ucuz olduğu için almaz. Düşünmez ki kitabın tek değeri okunmasındadır. Bir değil birçok defalar okunmasında, çizilmesinde, tanınmasında. Felaketimizin kaynağı kültür yokluğu. Bizi helâk eden ne ahlâksızlık, ne bencillik, ne kafamızın ağır işlemesi. Bir öğrenci kayıtsızlığı içindeyiz. Hoca tanımadığımız için yardım görmemize imkân yok. Hayatı anlamadan geçip gidiyoruz. Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek. İçlerinde böyle bir canlılık, böyle bir hayat coşkunluğu duyanlar dünyanın biricik hâkimleridir. Bütün diğer hükümdarlıklar bu saltanatın maddîleşmesi, fakirleşmesidir: Bir nevi tiyatro krallığı. Gerçek hükümdarlar ebediyen hükümrandırlar. Hazineleri yağma edildikçe zenginleşirler. Meclisten tahıl için kanunlar geçirdiniz. Şimdi başka bir tahıl söz konusu. Daha nefis, daha besleyici bir ekmek sağlayacak, bir tahıl: Susam. Bu susam, kapıları açan büyü. Harami mağaralarının kapılarını değil, hükümdar hazinelerinin kapılarını: Kitap.
1