Okumayanlara kitabi tanıtma kısmını atlayıp kisaca düşüncelerimi yazacağım.
Kitap boyunca okuduğum 4 kişinin hayatı harcama yöntemlerini empati yapmasam bile anladım. Muhtemelen okumak için okuyan insanların ortak derdi karakterlerle bağ kuramamalarıdır. Bağ kurulacak bir taraflarıda yok zaten. Önemli hiçbir sorunu düşünmeyip sürekli alkol alan, geldikleri zengin ve üstlerine düşen ailelerine rağmen sokağa düşmeyi başaran, birbirlerinin sevgililerine tcavüz etmeyi bile düşünen insanlar okuyorsunuz. Yeraltı edebiyatında bunlar normal olsa da karakterleri insandan ittiği de bir gerçek. Yaptıklarına hak vermesem de anlayabildiğim nokta hayata bakış açıları ve düşünceleriydi. Bu şekilde de hiçbir şey yapmayarak gerekli hiçbir şey düşünmeyerek hayatın geçebileceğini, bunu başarabilecek insanlar olduğunu biliyordum bir de kurgu şeklinde okumuş oldum.
Bağ kurma potansiyelimin olduğu tek karakter galiba afgandı. Diğerlerinin aksine bu hayata kaymasının (en azından benim gördüğüm kadarıyla) bir nedeni vardı. Sokağa düştükleri zaman bile kendisini "sen çok başarılı olacaksın ben unutulacagim" tarzı sözlerle terk eden sevdiği kadın aklına geliyordu. Muhtemelen o kadın olmasa afgan bu hayata sürüklemezdi kendini. Yine muhtemelen spordan ilerleyip başarılı bir adam olurdu.
Bir diğer nokta ise cenkin ben kimseyi öldüremem korkarım dedikten birkaç sayfa sonra finalde 3 kişiyi öldürmesiydi. Yazarın tabiriyle piçlerin sözü olmayacağı için onlara güven de duyulamaz. Afganın ölümü hariç final beklediğim türden bir finaldi zaten.
Bu hayatları bir noktada tercih meselesiydi. Gerçekten son noktaya gelmeden önce gerekenleri düşünebilirlerdi. Finalde hakanın yaptığı gibi yalvararak belki ailelerine dönebilirlerdi. Tabii böyle olsa muhtemelen okuduğumuz baştaki 150 sayfanın bir önemi