aybüke

Bırakalım insanlar görülüyor olmaktan büyülendikçe büyülensin. Sevip sevilmenin, sevildiğini bilmenin, sevdikçe sevesi gelmenin tadını çıkarsın
Reklam
Tuttukları takım için "hadi hisset bu hislerimi" diye şarkılar yazıp on binlerce kişinin önünde avaz avaz bağırabilen, karşı takımın taraftarıyla sevişmek istediğini şarkılı türkülü davullu zurnalı bir koro halinde kan ter içinde dile getiren adamlar maazallah kız kardeşlerine filan asla "Seni seviyorum, benim için kıymetlisin" diyemezler. “Doğru düzgün araba kullanmaktan bile aciz kadından” çok daha akıllı, marifetli, teknik zekası yüksek bu adamlar iş çamaşır makinesini çalıştırmaya geldi mi birden aptallaşıverir, “sevimli” bir çaresizlikle etraflarındaki kadınlara muhtaç olurlar...
kuşaktan kuşağa aktarılmış, çocukların iradesini ezip geçmeyi huy edinmiş, hatta marifet bilmiş ebeveyn refleksleri
Yüzmekle havada süzülmek arasında bir duygudaşlık olmalı diye düşünüyorum.. Bu kuşları ve balıkları akraba yapan şeylerden biri sayılabilir.. Kendini suyun kaldırma kuvvetine bırakmak, ömrü boyunca yerçekimine maruz kalmış kanatsız bir canlı için ne büyük bir deneyim. Muhtemelen uçmak da böyle bir şey. Ağırlığın ne olursa olsun seni kaldıran bir şeylerin olması. Tek şart kendini bırakmak. Hayatın kulağına biteviye fısıldadığı bütün "Sakın bırakma kendini!" nasihatlerine tezat…Bırak bana kendini. Ben suyum, rüzgârım taşırım
Büyük duyguların deli bir nehir gibi kayalardan aşağı akıp akıp sonunda denize döküldüğü bir yer var. Akış hızının azaldığı bir yer..Yeryüzü eğimini yitirdikçe nehrin suya doğru çatallanarak başka kollara ayrıldığı, taşıdığı ne varsa her şeyin dibe çöktüğü, bu çöküntünün su bitkileriyle sıkıca bir arada tutulup verimli bir toprağa dönüştüğü bir an. Bir delta ovasına dönüştüğün yaşlar..Dalga ve gelgitlerin olmadığı yerler.. Burası dünyanın nispi ağırlığının azaldığı, daha kolay döndüğü bir yer..Hayatı nihayet doğru okuduğun bir zaman..Ben herhalde şu anda oradayım