Gelişmesine önem verilmemiş bir çocuk millî servete ihanettir. Vatandaşın çözüm üretmek yerine şikayet etmeye harcadığı zaman da, damlayan musluk gibi ulusal bir israftır.
Örnek vermek gerekirse, çocuk sigara içmiyor ama akranları içiyorsa muhtemelen o da deneyecektir. Diğerleri rahatlıkla küfrediyor ama o etmiyorsa, onun da küfretmeye başlaması olasıdır. Ancak aile, çocuğunun iç tanığını geliştirip iyi oturtmuşsa, akran tanıklığı derinlerde kök salamaz.
Önerim, mümkünse her yemekten sonra en azından on beş yirmi dakika ailenin yemek masasında sohbet etmesidir; çünkü en verimli sohbet ortamı o zaman oluşur. Ancak bu sohbette bazı şeylerin “olmamasına” dikkat etmeli. Evvela yargılama olmayacak. Anlatılan bir şeye “iyi”, “kötü”, “saçma” denmeyecek. Tekrar altını çiziyorum; bu güven meselesi oldukça önemli…
Geliştiren Anne Baba kitabımda sohbetin tüm aile arasında haftada en az bir kere olması gerektiği üzerinde ısrarla duruyorum. Çünkü en güçlü tanıklık ortamı tüm aile bir aradayken oluşur. Çocuk iyi yaşında bile olsa ona da üç dört dakika vereceksin. Hatta bir aylık bile olsa herkes ona bakacak, sadec bakacak. O ne yapıyorsa sevgiyle, önemseyerek bakıldığını bilecek. “Ben varım, ben ailemin bir parçasıyım,” duygusu önemli ve bunu bebekler bile hissediyor.