Ölüme gece yakışıyor. Bir de bana ölüm yakışıyor. Bir kandil aydınlığında aktık birbirimize ölü gözlerimizle. Bende çoktandır diri olmayan kelime. Onda bir suskunluk. İçimde faniliğin sakinesi. Başımda bir hoşluk.
Doğruymuş dara düşenin kendisini çöllere vurduğu ve çölün, ismine açılan yepyeni bir defterde durduğu. Bileğimdeki yaşam bağı kopmak üzere, saçlarımın arası kum sızısı. Ağzım dilim, gözüm kulağım kum dolu. Yeni yeni anladım bir ırmakta akıyorum zannederken çöl olduğunu.