Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 56 dk.
Sayfa Sayısı:
280
Basım Tarihi:
Ocak 2022
İlk Yayın Tarihi:
14 Kasım 2017
Yayınevi:
Timaş Yayınları
ISBN:
9786051143095
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Serbest İnceleme :)
8/10
·280 syf.·
2024 19. kitabı
Yazarın iki romanını okuduktan sonra ilk kez denemesini okumuş bulundum. Deneme pek sevdiğim bir tür değil. Lakin Nazan Bekiroğlu ne yazsa okurum. Karalama kağıdını yayınlasın, onu da okurum, orası ayrı:) Yol Hali’ne Besmeledeki Be harfiyle başlayıp yolculuğuna Tolstoy’un hikayesinin sonuyla tamamlamış. Yazıları, eğer birden fazla okuma yapıyor, ders çalışıyor ya da okumak için pek vakit ayıramıyorsanız yemekten sonra tatlı yemek kadar lezzetli geldi bana.. :) (Yemek tarifi vermiyorum, sakin olun:)) Kendi yazın hayatında tecrübe ettikleri, şahit oldukları, etkilendikleri üzerinden anlatımlar mevcut. Cemil Meriç’in Bu Ülke eserini okurken, bu kitapta Cemil Meriç’in hayatından kesite rastlamak güzel oldu. İki kitap yolda karşılaşmış gibiydi. Selamlaşıp hasbihal ettiler, ayrıldık yola devam ettik. İkisine de ayrı ayrı eşlik etmiş hissiyatı, kendi alemimde güzeldi. Kendime özel an yaşattım:D Kitapta en uzun yazısını bu önemli şahsa ayırmış, bu açıdan da güzel bir tevafuk oldu benim için. Sayın Meriç dışında son yazılarından Dostoyevski, onun karakterlerinden Raskolnikov, Tolstoy ve hayatına büyük etki eden eşini anlattığı kısımlar güzeldi. Tolstoy’la tanışmıştım daha önce, ama Dostoyevski için zaman var. Henüz tanışmayanlar için bu kısım da genel bir fikir veriyor. Sevdim. Bunların yanında bazı yazıları kelam, kavram olarak ön plana çıkıp doyuruyor ki en sevdiğim “yağmur” temalı yazısı "su damlasının hallerini de anlatamazsın artık" dediğim sevdiğim bir yazıydı. Bazıları bir film ile alakalı, ya da efsane bir film aktristi.. Farklı coğrafyalarda, farklı şehirlerin sokaklarında gezdiriyor. Her gün birkaç yazısını okumak, tura çıkmış ve bir yerde soluklanmış hissiyatı verdi. Çok az yazısı “ne okuyorum” şu an dedirtti, o kadar da olsun. :) Sonuç olarak, deneme tercih
Edebiyat
Yol HaliNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20221,643 okunma
9/10
·280 syf.··
2018 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2018 20:43
Süslü girizgahlar bulamadım bu sefer, direkt derdime geçiyorum. Ankara artık dayanılmaz bir şehir oldu benim için. Canım seyahatler çekiyor, yol çekiyor, gezmek çekiyor. Ben oldum olası sevdim zaten yolculuk yapmayı. Hatta belediye otobüsüyle eve dönüş yolundan bile zevk alırım bazen (Tabi eğer ayakta değilsem, oturuyorsam :D) Ama işte gidemiyorum bu şehirden uzağa, koşullar uygun değil. Günübirlik bi yerlere gideyim bari diyorum, o bile olmuyor çünkü yanıma benimle gelecek kimseyi bulamıyorum. Yoldaş olmadan yol kolay olmuyor, bilirsiniz. İçim o kadar çok sıkıldı hiçbir yere sığmıyorum. Daha bir yıl önce "Ben ömrümün sonuna kadar bu mahalleden bile ayrılmak istemiyorum" cümlesini kuran ben olduğum halde; şimdi gencecik yaşıma rağmen bir şehre sığamıyorum, ne değişmiş olabilir? (Cevabı biliyorum aslında ama tecahül-i arif sanatını sevdiğimden sordum, neyse geçelim.) İşte ne diyordum, canım değişiklik istiyor ama benim tek yapabildiğim okul dönüşü ana caddeden değil de ara sokaktan yürümek -sanki onun da her adımını ezbere bilmiyormuş gibi- Tam da bu ruh hali içinde cebelleşirken Nazan Hoca'nın "yollarına" konuk oldum. Onunla birlikte sadece coğrafi yolları değil, hayat yolunu da yürüdük. Şimdi dalga geçmezseniz bir şey bir şey diyeceğim. İnsanın canı çölden geçmek ister mi? İstiyorum, vallahi de istiyorum! Nazan hocanın anlattığı o susuzluğu ben de yaşamak istiyorum.Sadece çölleri değil, dağları, ırmakları da aşmak istiyorum. Yalnız dürüst olayım bir yerden sonra gezdiği yerlerle ilgili yazdıklarını çok zevkle okumadım çünkü gezi türündeki yazılar okumaktan zevk almıyorum. Gerçi Nazan Hoca normal bir gezi yazısı yazmıyor, gördüğü yerlerin kendindeki yankılarını yazıyor ama yine de çok tarzım değil işte. Sanırım ben "Çok gezen mi bilir, çok okuyan mi?" sorusuna "Çok
Yol HaliNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20221,643 okunma
7/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
Yazarın deneme türünde okuduğum ilk eseri. İlk kısımlarda biraz sıkıcı gibi gelse de orta ve son bölümler gayet akıcı ilerliyor. Ben roman kalemini daha çok beğendiğime karar verdim. Benim için birinci eseri okuduğum beş kitabına rağmen hala “Nar Ağacı” dır.
Yol HaliNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20221,643 okunma
9/10
·280 syf.··
2022 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2022 17:32
Nazan Bekiroğlu’nun deneme türündeki kitabı, Yol Hali. İlk denemenin ilk cümlesini okumaya başlamamla teslim oldum bu yolculuğa. Hani güzel şeyler çabuk biter ya, ağırdan aldım; her cümlenin tadını çıkardım doyasıya. Ah o üslup yok mu.. Bir cümle yumru olur oturur mu insanın boğazına, yaş olup akar mı pervasızca? Hayattan edebiyattan tarihten gezilerden yazılarıyla gönlünüze ince bir hüzün sızdıracak, cana dokunacak; edebi anlamda da sizi doyuracak bir kitap.
Yol HaliNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20221,643 okunma
Mevzu: Hasbihâl.
Puan vermedi·280 syf.·
2020 34. kitabı
“Siz yazıyı seçiyor değilseniz de yazı sizi seçiyorsa, yani yazmak ölümcül bir zorunluluğa dönüşüyorsa, üstelik artık yazmak da yetmiyorsa bir seçimden söz edilemez.“ diyordu bir röportajında Bekiroğlu. Ne kadar acı varsa o kadar yazı mı var o halde ? Denemeleri hep vardı. Şiirden, romandan çok denemeler ile kalemi mevcudiyetine hakimdi. Bir ara şiire başvurduysa da Mustafa Kutlu’nun tavsiyesi ile pek devam edemedi. Ama şiirsel üslubu kendini hep muhafaza etti. Şiir gibiydi. Gibiden biraz fazla benim icin,öğrencisi olan arkadaslarıma da imrenmişimdir belki de hala... Kalem tutuşundan, kelamın dili ile bütünleşmesine kadar tanıklardı. İmzası olmasa dahi yazılarında ezberlerttiği üslubu ile tanıyordum Nazan hocayı oysaki. Eksiltili cümleleri, kelime oyunları, virgülleri nokta ile müşterek olmasından benim de üslubum bu diyordu adeta. Her kitabı lezzetli fakat yol hali ile bilmediğimiz yollarda yürütmesi pek hoştu. Kitabın sayfalarını aralarken gönül hanesine davet eder gibiydi. İcabet ile müşerreftim. Bunlar benim kederlerim bakınız burada sevinçlerim, birkaç tane de hatıralarım var. Çevirin sayfaları gezdiklerim, gördüklerim, sevdiğim filmler, kitaplarım, öğrencilerim, öğretirken öğrendiğim mesleğim, çocuklarımın mezuniyetleri, sevdiğim hocalarım, içimde ukte kalan babam, ayracının nerde kaldığını dahi unutamadığım annem, babamdan yadigar kalan yazarlığım ve niceleri... Kalbini açması, kalemindeki mürekkebin,samimiyet ile hemhal olmasıydı. O dividini hokkasına batırdıkça kanattığı yalnız kendisi değildi. Evet roman olarak Nar ağacı âla, ama denemelerinde yol hali ile aliyyül-âla indimde. Nahifliğinin demlendiği, kitap dizdiği raflarda tekrar tekrar müşahede ettim. Rikkate bakınız efendim. Raflarında yazar iki dostu sırt sırta vermesi, altta kalsa olmaz, üstte koysam
1000Kitap
Yol HaliNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20221,643 okunma
8/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2017 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2017 01:24
"Gerçek yolculuk sadece mekanda değil zamanda yapılır." diyen Nazan Bekiroğlu'nun rehberliğinde  nereye gideceğimi bilmeden  eşlik ettiğim yolculuğun sonuna gelmiş bulunmaktayım. Yine çok zor okuduğum ama büyülendiğim bir kitap oldu. Nazan Bekiroğlu bu kitabı yazmaya karar verdiğinde bir şeylerden çok sıkılmış, bunalmış olmalı. "Kimin umurunda simdi acıyı yazıya çevirmenin felsefesi? Dostoyevski? Ya da Sophoklos' in üçlemesi? Her şey öyle yitik ki..." İşte bu ruh hali... Anlıyorsunuz ki kalem dokunduğu yeri kanatacak. İlk Cemil Meriç alıyor nasibini. Kendisi bu kadar anlatabilir miydi, kalbinin en gizli köşelerinde kalmış arzularını, hayallerini, çelişkilerini. Bilemiyorum. Ama kendini bu kadar iyi anlayabilen bir insanın varlığından sonsuz mutluluk duyardı. Sonra hızını alamıyor yazar. Kah "ırmak unutmaz" deyip Nil'e döküyor içini. Kah Ölü Deniz 'e dalıp Köln katedralinin önünden çıkıyor. Kah bir rüzgar olup Çanakkale'ye esip, şehre cesedi çiğnenerek girilip işgal edilen Hector'un selamını yıllar sonra "Geldikleri gibi giderler "diyen Mustafa Kemal ve askerlerine ulaştırıyor. Sarıkamış 'a varıyor. Askerleri bağrında taşıyan dağa dönüşüyor. Öyle ki en üşüdüğünüz ana hayalen gidip "soğuktan ölmek" kavramını anlamaya çalışıyorsunuz. Gitgide cümleler ağırlaşıyor. Geçit vermiyor. İtiraf etmeliyim ki artık ilerletemeyince kitaba bir kaç gün ara vermek zorunda kaldım. Derken kitabın seyri değişti. Yazar dokunduğu yeri kanatmayı bırakıp yaralarını sarmaya başladı. Nasıl mı? En sevdiklerini hatırlayarak... Vefat etmiş anne babasını, ögrencilerini, arkadaşlarını hatırlayarak, onlara içini dökerek... Vefat eden bir meslektaşına: "Söz aramızda hocam, bir zamansızlık zamanında bu yazıyı okuyacağınızdan emin olmasaydım tek satır yazamazdım. Ve sizin için yazdığım ilk ve tek
Yol HaliNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20221,643 okunma
Yol Hali
9/10
·280 syf.··
2020 1. kitabı
Daima yol yorgunu olanların kitabı diyerek tek cümlede özetlenebilir belki. Ama bu kitap özetlenebilecek bir kitap değil. Yazar gidip gördüğü tüm adresleri tek tek fotoğraflamış sanki. Bol bol kendi dünyanızın ve herkesin dünyasının hiç bilinmeyen yollarında dolaşmanıza sebep oluyor. Aman dikkat Nazan Hanım çıkmaz sokakları unutmamış :)
Edebiyat
Yol HaliNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20221,643 okunma
FE EYNE TEZHEBUN?
10/10
·280 syf.··
2019 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2019 16:02
Bir noktayla başlar hikaye. Başlamak Besmele'siz olur mu hiç? Besmele noktasız başlar mı hiç? İsterdim ki bu kitabı Ankara'dan Kars'a doğru yol alan bir Doğu Ekspresi'nde okuyayım. Adı malûm, 'Yol Hali'. İnsanın canı seyahatler çekiyor. Hâlden hâle geçmek, bir yola revan olmak istiyor insan. Velhasıl yazar da seyahatlerini dillendirmiş arada. En önemlisi de hayalini kurduğum Ortadoğuya dair notlarını sıralamış bir bir. Kudüs, İran, Şam... Yine bir Nazan Bekiroğlu güzelliği var karşınızda. Her tele dokunmuş, her derdi dillendirmiş, her gidişi anlamlandırmış. Tarihe şöyle bir dokunup, kavimleri, sultanları, helak olanları, kısacası bu dünyadan gelip de geçenleri dile dökmüş... Gidişe dair aklına geleni, gönül süzgecinden geçirmiş. Gidiş ki bazen vuslata çıkar yol bazen Hakk'a. Bu gidişlerden en acı vereni, en kalbe dokunanı ise Şeb-i Yeldâ, 1914 gecesi... Allah cümlesine rahmet eyleye... Hayır olsun gidişlerimiz derken, insanlığın yaydığı şer nokta koyuyor hayata. Yine bir sorgulama alıyor benliğimizi. Fe eyne tezhebûn? Gezebildiğin kadar gez, hatta toprağına kök sal gittiğin yerin yine de yabancı gelir sana bir şeyler. İşte o zaman anlarsın diyor yazar, Adem'den bu yana bu yer'li olmadığını. Bağlıyor aitlik hissini sahiplik hissine ve vurguluyor özellikle, ne aitsin, ne de sahibi değilsin bu yeryüzünde hiçbir şeyin. Üstünlüğün de yok, anla! Böyle böyle yollardan, dağlara oradan da yağmura coğrafyaya, şehirlere bağlıyor bu gidiş gelişleri. Beklemeyi öğretiyor, özlemeyi, kavuşmanın heyecanını anlatıyor bazen, bazen de ebedî ayrılıkları... Nihayete erdiğinde ise size yolculuktan dönmüş olmanın mutlu bir yorgunluğu çöküyor. Kalemin daim olsun. Sen hep yaz ki bu yol hali hiç bitmesin...
Edebiyat
Yol HaliNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20221,643 okunma
Yol Hali bu.
8/10
·280 syf.·
2018 65. kitabı
Kitaba başladığım ve ilerlediğim zaman ilk kez Bekiroğlu'na karşı önyargım oluştu, böyle de sürecek sandım, beni böyle düşündüren Truva (Troya) tarihçesi oldu, bu yere ait oldukça detay, yer yer bilgilendirici olduğunu düşünsem de, bi yerden sonra tamam hadi başka bir yola koyulalım dedim :) Fakat dediğim gibi bu önyargı başlarda olmuştu, okudukça yine en sevdiğim kelimeleriyle döktükçe içini sevdim..Yağmurdan bahsederken "Öyle üç beş kelimeye sığmaz yağmur bu." "Hüznün iflâh olmaz heveslilerine hayat.Onca kırılmış ümidin ama yine de tükenmemiş güzellik niyetinin üzerine inmesi var.Göz pınarına düşeni, yanaktan süzüleni, kana tere karışanı,her hikâyenin sonunda yağanı var." 'Yol hali'ni okurken hem birden fazla kitap okuyormuşum gibi hem Bekiroğlu'nun diğer kitaplarını tekrar ber tekrar okuyormuşum gibi hissettim..Fakat bu kendini tekrarlamak değil herbirinde farklı hissedebiliyorsunuz, bence yazar her defasında farklı hissiyatla yazmış. Okurken bi cümleyle bir başka kitabının bi başka karakterine atıfta bulunuyor, bazen 'Cam ırmak taş gemi' deki kül rengi küçük kuşu okudum,  'Ya Nakkaş' diye seslenirken 'Nun masallarına' gittim geldim. "Şurada Şair Nigâr Hanım . Beni bir Ramazan Bayramı'nın son günü dünyaya getirip kendisi de bir başka Ramazan Bayramı son gün bu dünyadan göçen annemin, hasta yatağında,okumaya başlayıp da ancak elli dördüncü sahifeye kadar gelebildiği kitap. Elli dördüncü sahife biliyorum, çünkü elceğiziyle koyduğu işaret kâğıdı hâla yerinde duruyor. Ah annem! Mavi Lale 'nin yitiğine,Mor Mürekkep 'in dağılmışlığına bakıyorum. İsimle Ateş Arasında 'nın yeni kapağına, nefti gölgeli o meşum karanlığa değil de bir
Edebiyat
Yol HaliNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20221,643 okunma
7/10
·280 syf.··
2017 151. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2017 09:57
Yarım bırakmayı bile düşündüğümü itiraf ederek başlamak zorundayım. Fakat şöyle de bir gerçek var ki Nazan Bekiroğlu’nu okuyup tekniğine, bilgisine, kültürüne saygı duymamak mümkün değil. Nar Ağacı’nı okuyanlar hatırlar Settarhan ile Batum’a, Tiflis’e, Yezd’e ; İsmail ile Çanakkale’ye uzandık ve kitabın insanı bu denli içine çekişindeki en önemli sebeplerden biri belki de aynı yollara yazarın bizzat kendisinin de düşmesiydi. “Yol Hali”, Nar Ağacı’nın ön hazırlığıymış anlaşılan. Yazarımız hem İran, hem Çanakkale yolculuğunun gezi notlarına yer vermiş çünkü bu kitapta. Dil aynı güzellikte ama içerik tekrarlanmış gibi geldi bana. Yine de söz konusu Nazan Bekiroğlu olunca sevmedim yazmaya elim varmaz. Diğer kitapları kadar çok sevmedim diyebilirim :)
Yol HaliNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20221,643 okunma

Yazar Hakkında

Nazan BekiroğluYazar · 23 kitap
3 Mayıs 1957 tarihinde Trabzon'da doğdu. İlk ve orta tahsilini aynı kentte yaptıktan sonra Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1979). Dört yıl lise öğretmenliği yaptı. KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü'ne öğretim görevlisi olarak girdi. (1985). Orhan Okay yönetiminde sürdürdüğü Halide Edib Adıvar'ın Romanlarının Teknik Açıdan Tahlili konulu doktorasını tamamladı (1987). Aynı bölümde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Şair Nigar Hanım konulu çalışmasıyla doçent oldu (1995). 1998'den itibaren aynı fakültede açılan Türkçe eğitimi bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan Nazan BEKİROĞLU 4 Mayıs 2001'de profesör olmuştur Şehirli bir ailenin üç çocuğundan en küçüğü olan Nazan Bekiroğlu; kendi ifadesiyle 'ehl-i kalem ve kelam' bir baba ile titiz ve oldukça eğitimli bir annenin, iki de ağabeyin ikliminde epey nazlanarak, korunarak, esirgenerek büyümüştür. Çocukluğunda Türkçesi bozulur diye sokak yasaklanmış ve arkadaşları seçilmiştir, bunun için konuşurken Karadenizliliği hiç hissedilmez. Bekiroğlu, Türk Edebiyatı dergisi röportaj yazarı Belkıs İbrahimhakkıoğlu'na verdiği bilgilerle, kendini ve (birbirini andıran) hikayeleriyle şiirlerini şöyle anlatmıştır. Doğduğu ay (3 Mayıs), ruh dünyası ve ardından şiir ve hikayelerinde hep yer almıştır. Altı yaşına kadar oturdukları, konak yavrusu denilebilecek büyük evde yaşadıkları, hikayelerinin şuur altı malzemesini hazırlamıştır; 'Çini dolap tutamakları, billur kapı kolları, vitraylardan süzülen efsunlu hava, kapı yanında açan filbahri çiçekleri, taş duvarlardan fışkıran yabani incir dalı, kocaman halının göbeğine düşen sarı ikindi güneşi, geceleri yatağa uzanan dalga sesleri ve bu seslerle karışan martı çığlıkları.' Bütün bunların izdüşümleri daha çocukluk yıllarında sanatkar ruhunu yoğuran dünyanın temelini teşkil etmişlerdir. On dört yaşında babasının vefatıyla beraber ailenin ekonomik ve sosyal rengi değişir. Konaktan apartman dairesine geçiş yazarın içe dönük ruh yapısının teşekkülünde ve duyarlılığının şekillenmesinde etkili olmuştur. Daha sonra yüksek tahsil için aileden uzaklaşması bakışlarını dış dünyaya çevirmesini Anadolu'yu ve insanını tanıtmasını sağladı. Öğrencilik yıllarında halk edebiyatı ve Orta Asya estetiğinin peşinde idi. Bunu bir ölçüde ilk hikayelerine de yansıttı. (Hava Hanım Öldü) . Gerek sanatkar, gerekse akademik kişiliğinin gelişmesinde hocası Orhan Okay'dan teşvik ve destek gördü. Kendi ifadesiyle, kendini asıl buluşu mezuniyet sonrası yıllara rastlar. 1979 yılında apartmandan tekrar eski, müstakil ve bahçeli bir eve taşınırlar. Böylece sanatkarımız, ruhunu harekete geçiren atmosfere yeniden kavuşur. Daha sonra bir İstanbul seyahatinde hayatına Osmanlı ve Topkapı girer ve bu saray giderek, adeta bir tutkuya dönüşür. Ama onu çeken Osmanlı'nın zaferleri ya da yenilikleri değildir. 'Saray'ı özellikle insani yanı ile yakalamaya çalışır. Bekiroğlu, edebiyata ve özellikle şiire meraklı bir aileden geliyor. Baba ve anne şiiri duyan ve duyuran insanlar. Babası 'Hedef' adlı bir mahalli bir gazetenin sahibiydi. Basılmamış roman denemeleri ve pek çok şiirleri bulunan, tarihe ve bilhassa Osmanlı tarihine meraklı bir zattı. Bekiroğlu 'güzele ilgi duymayı' babasından öğrenmiştir. Okumayı, kendisine sevdiren babasıdır. 'İçinde Bir Sızı Var' hikayesinde kahraman da babasıdır. Bir zamanlar Tanpınar'ın etkisinde kaldığını şu anda bu etki üzerinden attığını söyler. Hayran olduğu Dostoyevski'den insan ruhunun labirentlerini vermesi bakımından etkilenir. Oscar Wilde'ın insan ruhunun evrensel prensipler doğrultusunda ve çok sade çizgilerle hikayeler yazmasından etkilenir. Nun Masalları döneminde Oscar Wilde gibi hikayeler yazmak ister. Nun Masalları'nın sade görünümünde onun etkisinin olduğunu söyler. Mustafa Kutlu'dan teknik anlamda geleneğe yaslanması yönünden etkilenir. Sezai Karakoç'tan geleneğin dönüştürülerek bugün nasıl kullanılabileceğini öğrendiğini söyler.