Sergen Özen, Montaigne'yi inceledi.
Dün 16:42 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Stefan Zweig. Yüzyıllar geçmesine rağmen iç dünyasındaki sıkıntıları, bireysel özgürlüklerle boğuşmayı, yaşadığı dünyaya karşı hoşnutsuzluğunu dile getirirken ilham kaynağı olduğu bir kişi vardır: Michel De Montaigne. Yaşamanın insanın kendi iradesine bağlı olmaktan çıktığı ikinci dünya savaşı dönemiyle, Montaigne’nin ortaçağ karanlık dünyasıyla çok bağdaşır, öyle ki Zweig, Denemeler’i okuduğunda kendisine yol gösteren birinin sesini duyumsarmış gibi hisseder, yaşadığı dünyadaki bütün haksızlıklara, zulümlere, savaşlara, kıyımlara karşı olurken, kaderini ve zamanını çok benzettiği Montaigne’i kendisine öğütler veren, onu üzmeyen bir arkadaş gibi görür.
“Montaigne'i okuduğumda benimle olan, edebiyat ya da felsefe değil, ama bir insandır; beni kardeşi sayan, teselli eden, bana öğütler veren, anladığım ve beni anlayan bir insan.”

Kendini arar Monraigne, kendi iç sesini hayatı boyunca bulmaya çalışır. Süreklilik onun için hoş bir şey değildir, hiçbir şeye sıkı sıkıya bağlı kalmaz, hafızası yeterince iyi değildir Montaigne’nin, yaşadığı önemli şeyler dışında belleği çoğu şeyi filtreler -ki hayatımızda unutmak istediğimiz onca şey varken doğuştan bu zaafa sahip olmak kötünün iyi halidir, hatta iyi bir şeydir bana göre.- çabuk sıkılan, baskın bir ruh hali vardır, Alışılmışın dışında olmayan sıradan bir yaşamı kabul etmeyen ve sürekli arayış içinde olan bir ruh…

Denemeler. İçinde mükemmel tespitler olan, bugün bile bu tespitlerin doğruluğunu içeren cümlelerle yükselen bir başyapıt. Gerçekten hayatımızın her dönemine Montaigne gibi seslenebilen yazarların sayısı azdır. Denemeleri 2 Cilt halinde okumayı düşünüyorum, tekrar, tekrar…
Kendi iç sesini aramak için, hayatında birçok şeylerden vazgeçmek için çaba sarf eden, ve bu çaba içerisinde geçen süreye “bireysel özgürlük için mücadele” diyen Montaigne… Hepimiz iç sesimizi aramıyor muyuz? Okuduğumuz kitaplar, yaptığımız tahliller, bir cümle üzerinde uzunca bir düşünme, kitabı okuduğumuz sırada, kendi hayatımızdan parçalar bulup, kitap yerine o parçaları düşünerek, kitaptan kopulduğunu dakikalar sonra fark etmek bunun unsurları değil midir... Hepsi, kendi iç sesimizi bulma yolunda bir yapbozu tamamlamak için parçalardan oluşmuyor mu? Kendi ruhumuzu dinlendirmek için, bir nebze olsun yaşanılmak istenen bir takım şeyleri kitaplarda bulmuyor muyuz, buluyoruz, hem de kurgu olmayan, o hayatın ta kendisi ‘gerçek’ten daha çok.

Montaigne bin kitap okuyarak-o döneme göre çok yüksek bir rakam- o ruhu bulmuştu, ve Denemeleri ortaya çıkarmıştı. Sürekli kitaplarla, kendi iç sesini dinlemek için Bordeaux belediye başkanlığını, birtakım devlet yetkilerini bırakmak için çaba sarf etmişti, vasatlaşmış, sıradanlığa gömülen yaşamını Tolstoy gibi ailesinden kaçıp geride bırakarak farklı hayatlar, kültürler, insanlar görmek için seyahat etmişti. Aynı şeyleri yaşamaktan dem vurduğumuz alışılagelmiş şeylerin, alışılmış çaresizliği içerisinde kalan bir insan silüeti gibi...
Bizim kaçımızın kendimize, farklı hayatlara dokunarak olsun, Okuyarak, tefekkür ederek, düşünerek, hayal kurarak, renklenerek, renklendirerek…

hissikablelvuku, bir alıntı ekledi.
26 May 21:57 · Kitabı okuyor

Sonunda herkes kendi yoluna dönse de hiçbir yolculuk başladığı gibi bitmiyor.

Yol Hali, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 129)Yol Hali, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 129)
hissikablelvuku, bir alıntı ekledi.
26 May 21:57 · Kitabı okuyor

Her zamanki gibi, en önemli parçayı değilse de birkaç önemli parçayı unutarak çıkarım dağlar yoluna.

Yol Hali, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 119)Yol Hali, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 119)
Elif ALTAŞ, Nar Ağacı'ı inceledi.
25 May 14:48 · Kitabı okudu · 38 günde · Beğendi · 10/10 puan

Nazan Bekiroğlu'ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-İstanbul hattında geçen muhteşem bir roman.

Balkan Savaşı döneminde başlayıp I. Dünya Savaşı'na uzanan bir öykü...

Trabzon'dan ve Tebriz'den doğup birbirlerine doğru yol alan iki hayat; önce deli akan sonra durgunlaşan iki ırmak... Aslında çok ırmak... Tebriz'in en büyük, en asil halı tüccarının deli fişek oğlu Settarhan ve Trabzonlu inci tanesi Zehra...

hissikablelvuku, bir alıntı ekledi.
25 May 12:33 · Kitabı okuyor

Yâ Nakkaş!

Biraz gez, dünyanın hiç kimsenin olmadığını anlarsın. Nereye kök salsan bir başkalık bir yabancılık taşıdığını. Nereye adım atsan sona kaldığını. O zaman anlarsın Âdem'den bu yana bu yer'li olmadığını. O ilk adımın hatırası yerli yerinde bu kadar taze dururken neyi neresinden kurcalasan arkasından bir iğretilik bir sonradanlık çıkacağını. Mülkün Gerçek Sahibi bu kadar zahirken, toprak üzerinde kimsenin kimseye öncelik hakkı bulunmadığını, sadece bazılarının biraz erken geldiğini, bazılarınınsa biraz geç kaldığını.

Yol Hali, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 113)Yol Hali, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 113)