hêvî

hêvî
@lajakond
romanımı yaktım, çok kötü bir şiir yazdım
Beni hoyrat bir makasla Eski bir fotoğraftan oydular

hêvî

@lajakond
·
Beni küçükken bir fotoğraftan çağırdılar, Vardığımda hüzünlü bir genç kadındım. -işe yarar bir şey
Sinema
Reklam
"Haykır acını ey halk! baş eğme haykır! bir yol kavşağındasın ve ancak yaraların haykırışlarla onarılır bir yol kavşağındasın ve senin değişmek için çırpınıyor kaderin kuşan alnında biriken o kara teri sırtında şakırdayan kırbacı kopar soluk al ışıldat o mazlum yüreğini bak korlaştı acıların, kozalandı Ey halk! parçala şu nankör suskunluğunu başkaldır artık bunu bekliyor şu ıslak çukurlarda üşüyen çocuk bunu bekliyor gözevleri kurutulmuş analar bunu bekliyor zincirin oyduğu bilek bunu bekliyor açlık, kuraklık, ılık ılık akan kan bunun için en genç yerimizi ölümle tanıştırdık kuşan kendini artık biraz da gövdeni yüreğinle kırbaçla ey halk! haykır acını! bu kara dumanı dağıt" youtu.be/WsdL9LED5CM?si=...
"Ne kadar değişmişsin görmeyeli, Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan, Hüzün rengi almış saçlarının her teli Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan, Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli Ne kadar değişmişsin ben görmeyeli Böyle mahzun kederli değildin eskiden Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi Baygın kokusuna anılarla beraber giden Böyle mahzun kederli değildin eskiden Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar Ağlamaktan mı karardı gözlerin Bir zamanlar gözyaşını sevmezdin Şimdi nerden yaşardı gözlerin Hasta mısın, yorgun musun nen var Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar" youtu.be/UaO65SFOdI0?si=...
“atlar yalnız kalmamak için bu kadar koşarlar diyen o at yalnızlar koşarken de yalnızdır diyen o at yalnızlar öperken de yalnız ben sana sımsıkı sarılırken de o at buramdaydı bu ses nereden geliyor dediğim o gün göğsümdeki at kardeşlerim göğsümdeki at yere uzandı dünyada çok önemli şeyler oldu hem ölmedim yüzükoyun hem alnımda yeryüzü” “ölürüm dediğim yerde ev yaptım” youtu.be/kFUeijXc0iw?si=...
“Acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun izlerime rastlıyorsun, bıraktıklarıma, orada, o yolda çekmiştim ruhumu patlatan fitili benden savrulan parçalar kurusa da, izleri var hala yolun kenarında. İzini sür yolun, acının ormanı büyütür insanı vakit geniştir, ufuk sandığından daha yakın acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun, ustası olacaksın içine gerdiğin tellerin hangi sızıyla titrer içinde, hangi sesle büyük bir aşk, hangi sesle ölür, bileceksin. Ne zamandı bilmiyorum. Yaşadıklarından sana kalan tortu, seni olduğun yere çakan, olduğun yerde fırtına koparan korku. Kendi sarmalında döndün, döndün, sanma ki daha dönmeyeceksin kalsan da bir yer için, aslında hep gidiyorsun. Şimdi, acının ormanından geçiyorsun her şey bir daha kanasa da ne geçtiğin yola ne sana dokunabilirim ben geç meleğim, senin de şarkıların olsun içindeki telleri titreten.”
Reklam