Kâinat kitabını okuyup hayret etmeyen, Allah’ın(c.c.) cemalini ve güzelliklerini görmeyen bir insan, namazda o manayı yaşaması mümkün değildir. Zira bir fıçıda bal varsa dışına bal sızar; sirke varsa sirke sızar. İnsan kalbinde de namazın manası varsa dışarıya amel olarak namazın kendisi sızar. Bu nedenle dilinden “Elhamdulillah” kelimesi dökülen bir insanın amelinde namaz olması gerekir. Çünkü namaz, Rabbimizin bize Cemâlî isimleriyle muamele etmesine mukabil bir şükürdür.
Allah’ın(c.c.) sanatına ve sanatındaki güzelliklere bakarak O’nun(c.c.) güzelliğini görebiliriz. Çünkü bir sanat güzelse o sanatı ortaya çıkaran fiil de güzeldir. Fiil güzelse fiile ait esmalar, yani isimlerde güzeldir. İsim güzelse bunların tamamının sahibi olan zatın kendisi sonsuz güzeldir.
Kâinat bize Allah’ı (c.c.) tanıtan bir kitap hükmünde olduğu için; kişinin öncelikle kâinatı inceleyip Allah Azze ve Celle’nin kudretini, rahmetini, cömertliğini; yani esmalarını keşfetmesi gerekir.
Allah(cc), maddi ihtiyaçları belirli periyotlara ayırdığı gibi, manevi ihtiyaçları da periyotlara ayırmıştır. Mesela, bir gün çok yemek yesek bile, bu yemek bise bir hafta yetmez; bir sonraki öğünde veya günde tekrar acıkırız. Aynı şekilde, manevi ihtiyaçların en güzel şekilde karşılanması için de namaz vakitleri her bir inkılabın başına konulmuştur. Demek ki namazın beş vakit olmasının sebebi; her bir namaz vaktinin, büyük bir dönüşümün başlangıcı olmasıdır.
Günümüzde bazı insanlar namaz kılmazken, bazıları da namazı yalnızca yerine getirilmesi gereken bir görev olarak görür. Kâinat namaz için dönerken, namazın yalnızca bir zorunluluk gibi, aradan çıkarılacak bir ibadet olarak algılanması gafletin en üst noktasıdır. Bu düşünceyi değiştirebilmemiz için en güçlü aracımız ise, sağlam bir iman ve bilinçli bir ibadet anlayışıdır. Bu nedenle, iman dersleri alarak ruhumuzu manevi gıdalarla beslememiz gereklidir. Zira ihmal edilen her şey zamanla solar; bu ister bir çiçek olsun ister bir kalp olsun…