Bir söz sadece bir yerde hakikattir. Aynı söz başka bir yerde geçersizdir. Belli bir dönemde özgürlük ve birliği meydana getiren etken ve öğreti, başka bir yerde özgürlüğü ve birliği yok etme görevi görür.
Aydınların doğu toplumunda yaptığı ilk iş, dine karşı mücadele vermek oldu. Avrupa’da dine karşı verilen mücadelenin neticesi, fikir hürriyeti, düşüncenin gelişmesi, parlak bir medeniyet, acaip ilerlemeler, hayatın bütün sahalarında hızlı ilmi gelişmeler oldu. Ama, islam ve doğu ülkeleri toplumlarında, dine karşı verilen mücadele veya dinin tesirsiz bırakılmasına çalışma eylemlerinin en seri ve en büyük neticesi, emperyalizmin nüfuzu önündeki engeli kaldırmak, iktisadi sömürü saldırılarının yolunun açılması, masrafların hücumu ile yıkımı kolaylaştırmak; doğu toplumlarında fikri sapmanın meydana gelmesine vesile olmak ve bunlara benzer yüzlerce saldırı ve hücum. Meseleye bakın ve kıyaslayın.
Din ve millilik, hakim ve mahkum, varlıklı ve yoksul arasında yer aldığı vakit, aldatıcı bir etken ve sakinleştirici bir madde olur. Mahkum ile zindancı veya köle ile efendi, yakın bağ ile akraba arasında yer alan her etken, mahkumun eli ayağı üzerindeki başka bir zincirdir ve kölenin boynuna baskı yapan yeni bir prangadır. Ne diyorum ben? Zincir mi? Pranga mı? El, ayak ve boyun üzerinde mi? Hayır! Onun düşüncesi, ruhu, akletmesi ve görüşü üzerinde. Onun kölelik ve esaretini bundan daha iyi koruyan başka bir faktör yoktur. Bir faktör ki onu esir ve köle yapar ve yetiştirir! Bir madde ki onun kanına ve beynine enjekte edilir.