-> Çok sevdiğim bir dostum “dünya Ayn Rand okuyanlar ve okumayanlar olarak ikiye ayrılır. Benim de yakın zamanda Ayn Rand okuyanlar tarafına geçtiğim göz önüne alındığında seni de doğum gününden dolayı Ayn Rand okuyanlar tarafına alma gereği hasıl olmuştur.” diye bu kitabı hediye etmişti geçen sene. Ancak okuyabildim.
-> Ayn Rand bireylerin kendilerini başkaları için feda etmeden ve aynısını başkalarından beklemeden kendi amaçları için yaşamaları gerektiğini savunan Rus asıllı bir felsefeci.
-> Objektivizmin tohumlarını eken ve Ayn Rand’a uluslararası ün kazandıran edebiyat eseri. Bu modern klasik, karakteri granit kadar sağlam, hiçbir şekilde uzlaşmaya yanaşmayan genç mimar Howard Roark’un hikâyesi. Ve inanılmaz derecede güzel ve tutkuyla Roark’a âşık olduğu halde onun en büyük düşmanıyla evlenen Dominique Francon’un… Aynı zamanda muhteşem bir dehaya sinirlenen öfkeli kalabalıkların çılgın ithamlarının… İlk basıldığı gündeki tazeliğini ve önemini koruyan, Ayn Rand’ın bu kışkırtıcı romanı edebiyat tarihinin en büyük iddialarından birini sunuyor: İnsanın egosu ilerlemenin ve hayatın kaynağıdır.
-> Birkaç yorumlarada baktım tabii. Kitap mimari bir çerçevenin içine oturtulduğundan mimari ilgisi ve bilgisi olanların daha bir zevkle okuyacağından, çok fazla mimari terim kullanıldığından, binaların ruhu, yapım süreci, mimari akımlar uzun uzun anlatıldığından bahsedilmiş. Ancak ben bu fikre çok katılmıyorum. Evet mimari bir çevreye oturtulduğu bir gerçek; ancak kitapta asıl anlatılmak istenen amacın insanın hayatının kaynağının egosu olduğu. Bu egoyu yerinde kullanarak, özellikle kibre dönüştürmeden kullanarak başarı sağlayacağını güzel, sade, akıcı bir şekilde anlatmış Ayn Rand.
->Özetleyecek olursak Ayn Rand bu kitapta “Bencillik değil, benliğin yokluğu" hakkında