Tan

İnsan mıyım, makine mi?
İnsan mıyım, makine mi? Geleneksel makinelerle ilişkide an­laşılmaz bir şey yoktur. İşçi bir biçimde makineye hep yabancıdır, yani makine tarafından yabancılaştırılmıştır. Yabancılaşmış insan olmanın getirdiği önemli niteliğini korur. Oysa ki yeni tek­nolojiler, yeni makineler, yeni görüntüler, interaktif ekranlar beni hiç yabancılaştırmıyor. Bunlar benimle birlikte entegre bir devre oluşturuyor. Video, televizyon, kompüter, Minitel; bunlar kontakt lensler gibi, bedene, adeta genetik parçası olacak kadar entegre olmuş şeffaf protezlerdir; P. K. Dick'in, bedene doğuştan yer­leştirilen ve biyolojik alarm sinyali olarak işgören küçük bir rek­lam aleti olan ünlü "papula"sı ya da kalp pilleri gibidir bunlar. Bilgisayar ağı ve ekranlarla, gönüllü olsun olmasın, tüm iliş­kilerimiz aynı niteliktedir: Köleleştirilmiş (yabancılaştırılmış değil) bir yapının, entegre bir devrenin ilişkisidir. Burada insan ya da makine olma niteliğine ilişkin karar verilemez.
Sayfa 57·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
... yapaylığın, gerçekliği üreten şeyle hiçbir ilgisi yoktur; gerçekliği başkalaştıran şeyle ilgisi vardır. Yapaylık, ya­nılsamanın gücüdür.
Sayfa 52·Kitabı okudu
Makinelere sanal denmesi boşuna değildir; düşünceyi eksiksiz bir bilginin ortaya çıkmasına bağlı belirsiz bir kararsızlık içinde tutarlar. Burada düşünce eylemi, sürekli olarak ertelenir. Hatta artık düşüncenin lafı bile geçmez; tıpkı gelecek nesiller için öz­gürlük lafının geçmeyeceği gibi: Bu nesiller, boşluktalarmış gibi kendilerini koltuklarına bağlayarak yaşayıp gideceklerdir. Aynı şekilde Yapay Akıl İnsanları da kendi zihin alanlarından, bil­gisayarları karşısında oturarak geçeceklerdir. Bilgisayarı önünde kımıldamadan duran Sanal İnsan ekran aracılığıyla sevişir, ders­lerini de telekonferansla yapar. O, sakat bir motor haline gel­miştir; kuşkusuz zihinsel olarak da sakattır. İnsanın işlemsel hale gelmesinin bedeli budur. Gözlüklerin ve kontakt lenslerin, gör­meyen bir türün ayrılmaz protezine dönüşeceğini ileri sürebiliriz; tıpkı bunun gibi yapay aklın ve bu aklın teknik dayanaklarının da artık düşünceye sahip olmayan bir türün protezi olmasından en­dişe duyabiliriz.
Sayfa 52·Kitabı okudu
mukadderat her zaman felaket değildir, öngörülemeyen şeye sevinilebilir de.
Bek­lenmedik gelişmeler üzerine, konjonktürel sürprizler üzerine bahse girebilirsiniz, olayların insanı yalancı çıkarması üzerine bahse girebilirsiniz. Kaybetseniz bile en azından bu nesnel ola­sılıklar budalalığına meydan okumuş olma zevkini tatmış olur­sunuz. Ortak kalıtımsal mirasın parçası olan yaşamsal işlevdir bu. Hem zaten yegane gerçek zihinsel işlevdir; çelişki, alay, tersini söyleme, eksikliğin keşfi ve tersine çevrilebilirlikle ilgili olan, ya­saya ve gerçekliğe her zaman karşı çıkacak işlevdir bu. Bugün en­telektüellerin söyleyecek hiçbir sözü olmaması da bu ironik işlev onların kontrolünde olmadığı içindir; çünkü entelektüeller ken­dilerini ahlaki, politik ya da felsefi bilinç alanıyla sınırlı tu­tuyorlar, oysa ki oyunun kuralı değişti ve tüm ironi, tüm kökten eleştiri rastlantısalın, zehirliliğin, felaketin, kazara ya da sistemli ani dönüşün tarafına geçti; oyunun yeni kuralı, bugün her şeye egemen olan ve yoğun bir entelektüel zevkin (kuşkusuz manevi bir zevkin de) kaynağı olan şüphelilik ilkesidir.
Sayfa 41·Kitabı okudu