Kötülüğün Şeffaflığı (Aşırı Fenomenler Üzerine Bir Deneme)Jean Baudrillard

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.468
Gösterim
Adı:
Kötülüğün Şeffaflığı
Alt başlık:
Aşırı Fenomenler Üzerine Bir Deneme
Baskı tarihi:
Aralık 2012
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755395722
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Transparency Of Evil
Çeviri:
Işık Ergüden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baudrillard, Kötülüğün Şeffaflığı adlı bu eserinde, Batı'yı var eden temel kavramlardan olan gelişme, ilerleme ve kendini koruma ilkesinin, her yerde, yok oluşun ve ölme halinin sürekliliğine dönüştüğünü gösterir. 1960'ların "cinsel devrim"i, cinsel özgürlüğe değil; travestiliğin hükümranlığına, kadın ve erkek kategorilerinin birbirine karışmasına yol açmıştır. "Sanatta devrim" ile iyi ve kötü gibi estetik düzeye dair kategoriler terk edilerek "kötünün de kötüsü" türünden trans-estetik kopyalar hayatlarımızı doldurmuştur. Sibernetik devrim, makine ile insan arasındaki ayrımı makine lehine ortadan kaldırmış; politikanın sonuna yol açan "politik devrim" ise eski politik biçimlerin simülasyonu olan "trans-politika"nın egemenliğini kurmuştur...
Batı'nın politik bağışıklık sistemi, kendi bünyesindeki virüsler nedeniyle tehdit altındadır. Sömürgecilikten bu yana, farklı olanı ve "öteki"ni yok etmiş olan Batı, artık "aynı"nın aynasında, kendi kendinden üreyen ve türeyen cinsiyet ve zihniyetleriyle birbirinin kopyası olan bireylerin dünyasıdır. Artık "öteki cehennemi"nde değil, kendi cehenneminde yaşayan bu insanın bir diğerinde keşfedebileceği hiçbir şey kalmamıştır; çekici tek şey nesnelerdir...

Geçmişte Batı'nın sayısız kötülük tohumu gönderdiği "öteki dünya" olan Üçüncü Dünya da bugün, yıllarca benimsemiş gibi gözüktüğü modern değerleri reddedişiyle Batı'dan rövanşı almanın peşindedir...

Kendisini "kuramsal terörist ve nihilist" olarak tanımlayan Baudrillard'ın bu eseri, insanın ve insanlar arası ilişkilerin yok oluşuna bir ağıt, bir çığlıktır. Seçimi insandan yana olan ve bu çığlığı güçlendirip bir karşı çıkış manifestosuna dönüştürmek isteyen herkesin okuyarak, düşünerek ve tavır alarak katılabileceği bir eser...
(Tanıtım Bülteninden)
Jean Baudrillard'ın trans-estetik, trans-politik ve trans-seksüellikle başlayıp "kötülüğün" türler ve kavramları eritip her şeyi birbirine karıştırdığına, böylece her tutum ve tavrın estetik ve politik olduğuna, sonuç olarak estetiğin ve politiğin yittiğine dayandırdığı kitap..

Bir alıntı yapalım:

"Bu muhteşem gereksizlikte bulantı verici özel bir şey var: Hızla çoğalan aşırı şişen; ama doğuramayan bir dünyanın bulantısı. Bir düşünce doğurmayı başaramayan tüm bu bellekler, arşivler, belgeler; bir olay doğurmayı başaramayan tüm bu planlar, programlar, kararlar; bir savaş doğurmayı başaramayan tüm bu yüksek teknoloji ürünü silahlar!"

Bir alıntı daha:

"Yoksunluk hiçbir zaman feci değildir;öldürücü olan doygunluktur."

Okuyun!..
Kitap üzerine birkaç şey yazmadan önce, Fransız felsefeci ve toplumbilimci -ki bana göre sosyolog tarafı daha baskın- Jean Baudrillard üzerine şu iki videoya göz atmanızı tavsiye ederim.
Kitabın içeriğinde de farklı terimlerle karşılaşabilirsiniz, en azından yazar hakkında bir fikir edinmiş olursunuz diye düşünüyorum.
-->https://www.youtube.com/watch?v=EFpIJDsemx8

--> https://www.youtube.com/watch?v=1LUMU-U7L10

--> https://www.youtube.com/watch?v=R3HwniJWyQs

Öncelikle, anlaması ve bihassa da anlatması, yorumlaması zor bir kitap. Bir oturuşta bitirilebilecek ya da bir okunuşta içindeki derin kavramları çözümlenebilecek bir eser değil. Dolayısıyla, boş bir zihinle yoğunlaşarak okumanızı tavsiye ederim.
Kitap toplamda 22 orta veya kısa uzunlukta bölümlerden oluşuyor. Baudrillard, her bir bölümde toplumsal meselelere bağlı kalarak birbirinden farklı konuları ele almış.
Sadece sosyolojik değil antropolojik, felsefik, ve psikolojik çıkarımları da yapılabilir bu metinlerin. Çünkü alt metinlerin de pek çok gönderme var -Freud'dan, antropolojinin kuramlarına kadar- özellikle antropolojiye, evrimsel teoriye ve biyolojiye meraklı iseniz Jared Diamond'ın ''Tüfek Mikrop ve Çelik'' kitabını da okumanızı tavsiye ederim. Minik bağlantılar yakalamak mümkün bu sayede.
Kitabın içeriğinde yer alan belli başlı konular ise ; ''modernizm,medya, medyanın ve reklamcılığın hayatımızdaki yeri, teknolojinin ne boyutlara geldiği, klonlama, terörizm, makineleşme, 'ötekinin' yok oluşu, sanatın geçirdiği değişim ve kötülük sorunu''

Kitapta altını çizdiğim pek çok kısım oldu bunlardan birkaçını da paylaşmak isterim, bahsettiğim konular çerçevesinde güzel noktalara parmak basmış Baudrillard.

** (..) ''her şeyi istila eden medyatik ve reklamcı göstergeleşme tarzı; kültürün fotokopileştiği nokta.''

** ''Sanatsal ütopyaların en köktencisi olan karşı sanat bile, Duchamp'ın ''Şişe tutacağı''nı yerleştirmesinden ve Andy Warhol'un bir makineye dönüşme isteğinden bu yana gerçeklemiş oldu. Dünyanın tüm sanayi makineleri estetikleşti, dünyanın tüm anlamsızlığı estetik tarafından güzelleştirildi.''

** ''İnsan, Dünya gezegeniyle, toprağıyla ve bedeniyle, günümüzde, kendi yarattığı ve yörüngeye yerleştirdiği uyduları karşısında uydulaşmış durumdadır. İnsan, bir zamanlar aşkındı, şimdi yörüngesinden çıktı.''

**'' Artık büyümüyor, ur halini alıyoruz. Hızlı çoğalma toplumundayız; hiçbir belirgin hedefe göre kendini düzenlemeden büyümeyi sürdüren bir toplumdayız. Urlaşan bir toplum kendi tanımına aldırmadan, kontrolsüz biçimde gelişen ve nedenlerin yitimiyle birlikte sonuçları yığıldığı bir toplumdur.''

**'' İnsanlar akıllı makineler yaratıyor ya da düşlüyorlarsa gizliden gizliye kendi akıllarından umut kestiklerinden ya da dehşet verici ve gereksiz bir aklın ağırlığı altında ezildiklerindendir : O zaman bu akılla oynayabilmek ve onunla eğlenebilmek için aklı makinelere hapsederler. İktidarı politikacılara bırakmanın bize her tür iktidar isteğine gülme olanağı tanıması gibi aklı makinelere emanet etmek de bizi her tür bilme iddiasından kurtarır.''

**''Kişi artık ötekiyle yüz yüze gelmiyor, ama kendi kendisiyle çatışıyor. Bağışıklık sürecinin saldırgan biçimde tersyüz oluşuyla, bağışıklık kodundaki bir bozuklukla ve kendi savunma sistemlerinin yok olmasıyla birey kendi antikoruna dönüşüyor. Dolayısıyla tüm toplumumuz -mikroplardan arıtırılarak içinde- ötekiliği etkisiz kılmayı, doğal gönderme olarak ötekini yok etmeyi amaçlıyor. İletişim yüzünden bu toplumun kendisine karşı alerjisi artıyor. Kendi genetik, biyolojik ve sibernetik varlığı karşısındaki şeffaflık yüzünden beden, kendi gölgesinden bile alerji kapıyor. Yadsınan tüm ötekilik hayaleti kendi kendini yıkan bir süreç olarak diriliyor. Bu da kötülüğün şeffaflığıdır.''

Daha onlarca altını çizdiğim ve üzerine düşünülmesi gereken satır var.
Eğer sosyoloji, psikoloji, antropoloji, felsefe, medya veya siyaset bilimi gibi bir alana ilginiz varsa bunlardan herhangi biri üzerine okumalar yapmayı seviyorsanız güzel bir tercih olabilir. Özümsemesi zor bir eser olsa da okunmadan geçilmemeli diye düşünüyorum.
Yine insanlar özgün ve dâhi makineler düşlüyorlarsa, kendi özgünlüklerinden umut kestikleri ya da bundan vazgeçip üçüncü şahıs olan makineler aracılığıyla bu özgünlükten yararlanmayı yeğledikleri içindir. Çünkü bu makinelerin sunduğu şey düşüncenin gösterisidir; insanlar da makineleri kullanarak, kendilerini düşüncenin kendisinden çok düşüncenin gösterisine verirler.
Her kişi kendi görünümünü arıyor.
Kendi varoluşunu ileri sürmek artık olanaklı olmadığından, ne var olmayı ne de bakılıyor olmayı dert etmeksizin başka yapılacak bir şey kalmıyor geriye.
"Varım, buradayım" değil; "Görülüyorum, bir imajım, bak bana bak!"
Narsisizm bile değil bu; sığ bir dışa dönüklük, herkesin kendi görünüşünün menajeri haline geldiği bir tür reklamcı saflığı.
Türlerin karışımı yasası dayatıliyor bize.Her sey cinseldir; her şey politiktir; her şey estetiktir; hem de aynı zamanda.Her şey politik bir anlam kazandı, özellikle de 1968'den bu yana sadece gündelik yasam değil; delilik, dil, medya ve hatta arzu bile politik bir anlam kazandı.Her şey özgürleşme ve kolektif kitlesel süreçler alanına girdiği ölçüde politiklesiyor.Aynı zamanda her şey cinsel hale geldi, her şey arzu nesnesidir.İktidar, bilgi, her şey fantasma ve bastırma terimleriyle yorumlanıyor, basmakalıp bir cinsellik her yere egemen durumda.Aynı zamanda her sey estetiklesiyor:Politika gösteri içinde, cinsellik reklamcılık ve pornoda, her tür etkinlik kültür olarak adlandirilan şeyin içinde estetik nitelik kazanıyor; her şeyi istila eden medyatik ve reklamcı gostergelesme tarzi; kültürün fotokopilestigi nokta.Her kategori mümkün olduğunca genellesir ve böylece tüm ozgullugunu yitirir ve tüm diğer kategoriler tarafından emilir.Her şey politik olduğunda artık hiçbir şey politik değildir ve politika sözcüğünün anlamı kalmaz.Her şey cinsel olduğunda artık hiçbir şey cinsel değildir ve cinsellik tüm belirlenimini yitirir.Her şey estetik olduğunda artık güzel ya da cirkin olan bir şey kalmaz ve sanat da yok olur.Bir düşüncenin tamamen gerçekleşmesi ve modernlik eğiliminin kusursuz biçimde ortaya çıkması olduğu kadar, aynı zamanda da bu düşüncenin aşırıligi, kendi sınırlarının ötesine uzanarak yadsinmasi ve ortadan kalkması anlamına gelen şeylerin bu paradoksal durumunu tek bir simgede kavramak mümkündür:Trans-politik, trans-seksüel, trans-estetik.
Düşüncesini yitiren bir şey gölgesini yitirmiş adama benzer; bu şey, kendini kaybettiği bir çılgınlığın içine düşer.
Jean Baudrillard
Sayfa 13 - ayrıntı yayınları
Günümüzde bir kadına 'vajinanız ilgimi çekiyor' diyerek onu baştan çıkarabilirsiniz. Bu iffetsiz biçim sanatta da galip geliyor: Sanatta karşılaşılan kabalıklar yığını şu tip bir açıklamayla aynı değerdedir: 'Geri zekalılığınız, zevksizliğiniz ilgimi çekiyor.' Ve bu toplu şantaja, bu kurnazca kötü niyet şırıngalanmasına teslim oluyoruz.
Sömürgecilikten bu yana, farklı olanı ve "öteki"ni yok etmiş olan Batı, artık "aynı"nın aynasında, kendi kendinden üreyen ve türeyen cinsiyet ve zihniyetleriyle birbirinin kopyası olan bireylerin dünyasıdır. Artık "öteki cehennemi"nde değil, kendi cehenneminde yaşayan bu insanın bir diğerinde keşfedebileceği hiçbir şey kalmamıştır; çekici tek şey nesnelerdir...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kötülüğün Şeffaflığı
Alt başlık:
Aşırı Fenomenler Üzerine Bir Deneme
Baskı tarihi:
Aralık 2012
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755395722
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Transparency Of Evil
Çeviri:
Işık Ergüden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baudrillard, Kötülüğün Şeffaflığı adlı bu eserinde, Batı'yı var eden temel kavramlardan olan gelişme, ilerleme ve kendini koruma ilkesinin, her yerde, yok oluşun ve ölme halinin sürekliliğine dönüştüğünü gösterir. 1960'ların "cinsel devrim"i, cinsel özgürlüğe değil; travestiliğin hükümranlığına, kadın ve erkek kategorilerinin birbirine karışmasına yol açmıştır. "Sanatta devrim" ile iyi ve kötü gibi estetik düzeye dair kategoriler terk edilerek "kötünün de kötüsü" türünden trans-estetik kopyalar hayatlarımızı doldurmuştur. Sibernetik devrim, makine ile insan arasındaki ayrımı makine lehine ortadan kaldırmış; politikanın sonuna yol açan "politik devrim" ise eski politik biçimlerin simülasyonu olan "trans-politika"nın egemenliğini kurmuştur...
Batı'nın politik bağışıklık sistemi, kendi bünyesindeki virüsler nedeniyle tehdit altındadır. Sömürgecilikten bu yana, farklı olanı ve "öteki"ni yok etmiş olan Batı, artık "aynı"nın aynasında, kendi kendinden üreyen ve türeyen cinsiyet ve zihniyetleriyle birbirinin kopyası olan bireylerin dünyasıdır. Artık "öteki cehennemi"nde değil, kendi cehenneminde yaşayan bu insanın bir diğerinde keşfedebileceği hiçbir şey kalmamıştır; çekici tek şey nesnelerdir...

Geçmişte Batı'nın sayısız kötülük tohumu gönderdiği "öteki dünya" olan Üçüncü Dünya da bugün, yıllarca benimsemiş gibi gözüktüğü modern değerleri reddedişiyle Batı'dan rövanşı almanın peşindedir...

Kendisini "kuramsal terörist ve nihilist" olarak tanımlayan Baudrillard'ın bu eseri, insanın ve insanlar arası ilişkilerin yok oluşuna bir ağıt, bir çığlıktır. Seçimi insandan yana olan ve bu çığlığı güçlendirip bir karşı çıkış manifestosuna dönüştürmek isteyen herkesin okuyarak, düşünerek ve tavır alarak katılabileceği bir eser...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 42 okur

  • Uğur Köstekçi
  • Baran Sarkisyan
  • Hümeyra Eroğlu
  • arturo bandini
  • İklim
  • Leyla Aydin
  • erdalertan
  • Eylül Türk
  • Buse Koparal
  • Vincenzo Mizar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%36.8
25-34 Yaş
%31.6
35-44 Yaş
%26.3
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%5.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%43.2
Erkek
%56.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%14.3 (2)
8
%35.7 (5)
7
%35.7 (5)
6
%7.1 (1)
5
%7.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0