Kötülüğün Şeffaflığı (Aşırı Fenomenler Üzerine Bir Deneme)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.355
Gösterim
Adı:
Kötülüğün Şeffaflığı
Alt başlık:
Aşırı Fenomenler Üzerine Bir Deneme
Baskı tarihi:
Aralık 2012
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755395722
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Transparency Of Evil
Çeviri:
Işık Ergüden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baudrillard, Kötülüğün Şeffaflığı adlı bu eserinde, Batı'yı var eden temel kavramlardan olan gelişme, ilerleme ve kendini koruma ilkesinin, her yerde, yok oluşun ve ölme halinin sürekliliğine dönüştüğünü gösterir. 1960'ların "cinsel devrim"i, cinsel özgürlüğe değil; travestiliğin hükümranlığına, kadın ve erkek kategorilerinin birbirine karışmasına yol açmıştır. "Sanatta devrim" ile iyi ve kötü gibi estetik düzeye dair kategoriler terk edilerek "kötünün de kötüsü" türünden trans-estetik kopyalar hayatlarımızı doldurmuştur. Sibernetik devrim, makine ile insan arasındaki ayrımı makine lehine ortadan kaldırmış; politikanın sonuna yol açan "politik devrim" ise eski politik biçimlerin simülasyonu olan "trans-politika"nın egemenliğini kurmuştur...
Batı'nın politik bağışıklık sistemi, kendi bünyesindeki virüsler nedeniyle tehdit altındadır. Sömürgecilikten bu yana, farklı olanı ve "öteki"ni yok etmiş olan Batı, artık "aynı"nın aynasında, kendi kendinden üreyen ve türeyen cinsiyet ve zihniyetleriyle birbirinin kopyası olan bireylerin dünyasıdır. Artık "öteki cehennemi"nde değil, kendi cehenneminde yaşayan bu insanın bir diğerinde keşfedebileceği hiçbir şey kalmamıştır; çekici tek şey nesnelerdir...

Geçmişte Batı'nın sayısız kötülük tohumu gönderdiği "öteki dünya" olan Üçüncü Dünya da bugün, yıllarca benimsemiş gibi gözüktüğü modern değerleri reddedişiyle Batı'dan rövanşı almanın peşindedir...

Kendisini "kuramsal terörist ve nihilist" olarak tanımlayan Baudrillard'ın bu eseri, insanın ve insanlar arası ilişkilerin yok oluşuna bir ağıt, bir çığlıktır. Seçimi insandan yana olan ve bu çığlığı güçlendirip bir karşı çıkış manifestosuna dönüştürmek isteyen herkesin okuyarak, düşünerek ve tavır alarak katılabileceği bir eser...
(Tanıtım Bülteninden)
176 syf.
Bu eseri sonlandırırken keşke diyorum, Baudrillard biraz daha yaşasaydı da sosyal medya denilen fenomeni de yerle bir etseydi.

Batı medeniyetini kendi özgünlüğüne kavuşturan kavramlar üzerinden öyle bir saldırıyor ki batıya, onu yerle bir etmekte Nietzsche ile yarışıyor diyebilirim. Bu eserinde batının (liberalizmin), trans-politik, trans-estetik, trans-seksüalizm, trans-ekonomik gibi kavramları üzerinden ciddi bir eleştiriye tutuyor hem insanlığı hem de batıyı. Geçerliliğini sorguladığı bu kavramların birer yanılsama olduğunu ve atılım gerçekleştirmek yerine bir döngü içerisinde çoğalarak yok olduklarını, sürekli kendilerini tekrar ettiklerini anlatıyor bizlere yazarımız.

Anlatımı oldukça yoğun bir kitap. Dili akıcı olsa da ciddi bir konsantrasyon gerektiriyor.

Batının çöküşünün manifestosu niteliğindeki bu eserde hastalıklardan, terörizmin niteliğine, holganizmden yapay zekaya, bilimsel bazı buluşlardan fotoğrafçılığa kadar daha bir çok konuda yoğun bir eleştiri getiriyor Baudrillard.

Evet bir devrim yaşadık ve bu sessiz sedasız gerçekleşti. Peki ya sonucu?

Sonucu olmayan her şey döngüseldir. Sürekli kendini tekrarlar. ve bu bir birikmedir. Çünkü çoğalmakta olan haliyle tıkanmayı doğurmaktadır ve insan bu şekilde kendi cehennemine hapsedildi. Baudrillard da bu insanların diğerinde keşfedebileceği hiçbir şey kalmamıştır der.

Orji bitti anlayacağınız.
Peki şimdi ne yapacağız?
176 syf.
·7/10
Kitap üzerine birkaç şey yazmadan önce, Fransız felsefeci ve toplumbilimci -ki bana göre sosyolog tarafı daha baskın- Jean Baudrillard üzerine şu iki videoya göz atmanızı tavsiye ederim.
Kitabın içeriğinde de farklı terimlerle karşılaşabilirsiniz, en azından yazar hakkında bir fikir edinmiş olursunuz diye düşünüyorum.
-->https://www.youtube.com/watch?v=EFpIJDsemx8

--> https://www.youtube.com/watch?v=1LUMU-U7L10

--> https://www.youtube.com/watch?v=R3HwniJWyQs

Öncelikle, anlaması ve bihassa da anlatması, yorumlaması zor bir kitap. Bir oturuşta bitirilebilecek ya da bir okunuşta içindeki derin kavramları çözümlenebilecek bir eser değil. Dolayısıyla, boş bir zihinle yoğunlaşarak okumanızı tavsiye ederim.
Kitap toplamda 22 orta veya kısa uzunlukta bölümlerden oluşuyor. Baudrillard, her bir bölümde toplumsal meselelere bağlı kalarak birbirinden farklı konuları ele almış.
Sadece sosyolojik değil antropolojik, felsefik, ve psikolojik çıkarımları da yapılabilir bu metinlerin. Çünkü alt metinlerin de pek çok gönderme var -Freud'dan, antropolojinin kuramlarına kadar- özellikle antropolojiye, evrimsel teoriye ve biyolojiye meraklı iseniz Jared Diamond'ın ''Tüfek Mikrop ve Çelik'' kitabını da okumanızı tavsiye ederim. Minik bağlantılar yakalamak mümkün bu sayede.
Kitabın içeriğinde yer alan belli başlı konular ise ; ''modernizm,medya, medyanın ve reklamcılığın hayatımızdaki yeri, teknolojinin ne boyutlara geldiği, klonlama, terörizm, makineleşme, 'ötekinin' yok oluşu, sanatın geçirdiği değişim ve kötülük sorunu''

Kitapta altını çizdiğim pek çok kısım oldu bunlardan birkaçını da paylaşmak isterim, bahsettiğim konular çerçevesinde güzel noktalara parmak basmış Baudrillard.

** (..) ''her şeyi istila eden medyatik ve reklamcı göstergeleşme tarzı; kültürün fotokopileştiği nokta.''

** ''Sanatsal ütopyaların en köktencisi olan karşı sanat bile, Duchamp'ın ''Şişe tutacağı''nı yerleştirmesinden ve Andy Warhol'un bir makineye dönüşme isteğinden bu yana gerçeklemiş oldu. Dünyanın tüm sanayi makineleri estetikleşti, dünyanın tüm anlamsızlığı estetik tarafından güzelleştirildi.''

** ''İnsan, Dünya gezegeniyle, toprağıyla ve bedeniyle, günümüzde, kendi yarattığı ve yörüngeye yerleştirdiği uyduları karşısında uydulaşmış durumdadır. İnsan, bir zamanlar aşkındı, şimdi yörüngesinden çıktı.''

**'' Artık büyümüyor, ur halini alıyoruz. Hızlı çoğalma toplumundayız; hiçbir belirgin hedefe göre kendini düzenlemeden büyümeyi sürdüren bir toplumdayız. Urlaşan bir toplum kendi tanımına aldırmadan, kontrolsüz biçimde gelişen ve nedenlerin yitimiyle birlikte sonuçları yığıldığı bir toplumdur.''

**'' İnsanlar akıllı makineler yaratıyor ya da düşlüyorlarsa gizliden gizliye kendi akıllarından umut kestiklerinden ya da dehşet verici ve gereksiz bir aklın ağırlığı altında ezildiklerindendir : O zaman bu akılla oynayabilmek ve onunla eğlenebilmek için aklı makinelere hapsederler. İktidarı politikacılara bırakmanın bize her tür iktidar isteğine gülme olanağı tanıması gibi aklı makinelere emanet etmek de bizi her tür bilme iddiasından kurtarır.''

**''Kişi artık ötekiyle yüz yüze gelmiyor, ama kendi kendisiyle çatışıyor. Bağışıklık sürecinin saldırgan biçimde tersyüz oluşuyla, bağışıklık kodundaki bir bozuklukla ve kendi savunma sistemlerinin yok olmasıyla birey kendi antikoruna dönüşüyor. Dolayısıyla tüm toplumumuz -mikroplardan arıtırılarak içinde- ötekiliği etkisiz kılmayı, doğal gönderme olarak ötekini yok etmeyi amaçlıyor. İletişim yüzünden bu toplumun kendisine karşı alerjisi artıyor. Kendi genetik, biyolojik ve sibernetik varlığı karşısındaki şeffaflık yüzünden beden, kendi gölgesinden bile alerji kapıyor. Yadsınan tüm ötekilik hayaleti kendi kendini yıkan bir süreç olarak diriliyor. Bu da kötülüğün şeffaflığıdır.''

Daha onlarca altını çizdiğim ve üzerine düşünülmesi gereken satır var.
Eğer sosyoloji, psikoloji, antropoloji, felsefe, medya veya siyaset bilimi gibi bir alana ilginiz varsa bunlardan herhangi biri üzerine okumalar yapmayı seviyorsanız güzel bir tercih olabilir. Özümsemesi zor bir eser olsa da okunmadan geçilmemeli diye düşünüyorum.
Derida
Derida Kötülüğün Şeffaflığı'ı inceledi.
@Derida·27 Mar 17:27·Kitabı okumadı
Tüm zamanların en kafa açıcı metinlerinden biri.Modernite liner bir tarihin içine meseleleri yerleştirir ve bu yerleştirme faaliyetinin temel güdüsü çizgi üzerinde ilerleyen kapitalist toplumun güvenli ereğine doğru yükselmesidir. Ve fakat baudrilard işin hiç de böyle olmadığını ne tür için ne de cosmos için varoluşu garanti eden bir ilerlemenin söz konusu olmadığını söyler. Onun aşırı fenomenleri yani transandantal fenomenler pek fena şeylere tekabül eder ki bu metastaz yapmış bir hücrenin türe ve evrene karşı doğrudan tehditi gibi bir şeye denk gelir...
176 syf.
·30 günde·10/10
Hissizligin ve yapaylığın doruklara ulaştığı bu çağı acımadan eleştiren yazar, çağı oluşturan kimliklerden daha çok gölgelerinin altına gizlenen insanları şeffaf bir şekilde tanımlıyor.
Görüntüleri yok edenlerden değil , görülecek hiçbir şeyin olmadığı bir görüntü bolluğu üretenlerdeniz.
Jean Baudrillard
Sayfa 23 - Ayrıntı yayınları
Her kişi kendi görünümünü arıyor. Kendi varoluşunu ileri sürmek artık olanaklı olmadığından, ne var olmayı ne de bakılıyor olmayı dert etmeksizin boy göstermekten başka yapılacak bir şey kalmıyor geriye. Varım, buradayım değil; görülüyorum bir imajım; bak bana, bak!
"İnsanlar akıllı makineler yaratıyor ya da düşlüyorlarsa gizliden gizliye kendi akıllarından umut kestiklerinden ya da dehşet verici ve gereksiz bir aklın ağırlığı altında ezildiklerindendir.

O zaman bu akılla oynayabilmek ve onunla eğlenebilmek için aklı makinelere hapsederler. İktidarı politikacılara bırakmanın bize her tür iktidar isteğine gülme olanağı tanıması gibi bu aklı makinelere emanet etmek de bizi her tür bilme iddiasından kurtarır."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kötülüğün Şeffaflığı
Alt başlık:
Aşırı Fenomenler Üzerine Bir Deneme
Baskı tarihi:
Aralık 2012
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755395722
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Transparency Of Evil
Çeviri:
Işık Ergüden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baudrillard, Kötülüğün Şeffaflığı adlı bu eserinde, Batı'yı var eden temel kavramlardan olan gelişme, ilerleme ve kendini koruma ilkesinin, her yerde, yok oluşun ve ölme halinin sürekliliğine dönüştüğünü gösterir. 1960'ların "cinsel devrim"i, cinsel özgürlüğe değil; travestiliğin hükümranlığına, kadın ve erkek kategorilerinin birbirine karışmasına yol açmıştır. "Sanatta devrim" ile iyi ve kötü gibi estetik düzeye dair kategoriler terk edilerek "kötünün de kötüsü" türünden trans-estetik kopyalar hayatlarımızı doldurmuştur. Sibernetik devrim, makine ile insan arasındaki ayrımı makine lehine ortadan kaldırmış; politikanın sonuna yol açan "politik devrim" ise eski politik biçimlerin simülasyonu olan "trans-politika"nın egemenliğini kurmuştur...
Batı'nın politik bağışıklık sistemi, kendi bünyesindeki virüsler nedeniyle tehdit altındadır. Sömürgecilikten bu yana, farklı olanı ve "öteki"ni yok etmiş olan Batı, artık "aynı"nın aynasında, kendi kendinden üreyen ve türeyen cinsiyet ve zihniyetleriyle birbirinin kopyası olan bireylerin dünyasıdır. Artık "öteki cehennemi"nde değil, kendi cehenneminde yaşayan bu insanın bir diğerinde keşfedebileceği hiçbir şey kalmamıştır; çekici tek şey nesnelerdir...

Geçmişte Batı'nın sayısız kötülük tohumu gönderdiği "öteki dünya" olan Üçüncü Dünya da bugün, yıllarca benimsemiş gibi gözüktüğü modern değerleri reddedişiyle Batı'dan rövanşı almanın peşindedir...

Kendisini "kuramsal terörist ve nihilist" olarak tanımlayan Baudrillard'ın bu eseri, insanın ve insanlar arası ilişkilerin yok oluşuna bir ağıt, bir çığlıktır. Seçimi insandan yana olan ve bu çığlığı güçlendirip bir karşı çıkış manifestosuna dönüştürmek isteyen herkesin okuyarak, düşünerek ve tavır alarak katılabileceği bir eser...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 171 okur

  • Samet Taşdemir
  • Halil Cihangir
  • Axpîn
  • M.M.A
  • Zelal Gündüz
  • X
  • Seylan Mir
  • Ahmet Yıldırım
  • Umut DERSİM
  • yumacka

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%36.8
25-34 Yaş
%31.6
35-44 Yaş
%26.3
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%5.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%43.2
Erkek
%56.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.4 (6)
9
%20.5 (8)
8
%33.3 (13)
7
%17.9 (7)
6
%5.1 (2)
5
%5.1 (2)
4
%2.6 (1)
3
%0
2
%0
1
%0