Aynaya bakmıyorsun. Kendini kurumuş bir dal, çatlamış bir kadeh, çürümüş bir elma gibi görmekten korkuyorsun. Soyununca içine doğru açılmış bir delik fark edersen diye günlerdir yıkanmıyorsun. Güneşli havalar yüzünü güldürmüyor. Parkelerin üzerinde toz topakları döne döne yuvarlanıyor. Saçlarının uçları kırık. Dişlerin kamaşıyor. Elinde bir türlü bitiremediğin kalın bir kitap. Arada kafanı kaldırıp dışarıya bakıyorsun. Sokakta tek bir hareket yok. Yalnızca kuşlar. Dönüp dönüp bir apartmanın yanındaki ağacın yeşillenen dallarına bir yolun karşısındaki evin bacasına konuyorlar. O kadar. Canları sıkılmıyor. Bir avuç canları var, sıkılmaya yetmiyor.