Burada esas olarak aranan denklik kadının erkeğe denk olup olmaması değil erkeğin kadına denk olup olmamasıdır. yani bir erkeğin evleneceği kadına Müslümanlık, dindarlık, hür olma, meslek ve zenginlik gibi niteliklerde denk durumda bulunmasıdır.
Fıkıh literatüründe “kefâet” serim ile ifade edilen denklik ile evlenecek eşler arasına dini iktisadi ve sosyal bakımdan bir denklem bulunması kastedilir. Kabul edilmiştir.
Nişanlıların bir araya geldiklerinde rahat hareket edebilmek için haram işlemek adına kendi aralarında dini nikah kıydırmaları İslam hukukun öngördüğü mahiyette bir nikah olmadığı gibi bir çok sakıncayı da beraberinde getirmektedir.
Çünkü İslam hukukunda sadece görüşmek konuşmak için kıyılan bir nikah türü yoktur.
Nişanlı olmakla taraflar birbirlerine karşı evli gibi davranamazlar. Nişanlılıktan sonra da önceden olduğu gibi aralarında iki yabancı insanın görüşmesinde bulunan bütün sınırlar mevcuttur.
Nişan, İslam hukukunda “hıtbe” kelimesiyle ifade edilmiş ve bizim örfümüze de nişan olarak geçmiştir. Nişan, “iz,belirti ve alamet bırakmak” anlamında kullanıldığından, birbirileriyle evlenme isteklerini bir söze bağlayan kız ve erkeğe, evlenme arifesinde olduklarının bir göstergesi olarak yüzük takılmış ve bu yüzük de o kişinin evlenme basamağında olduğunun bir nişanı olarak addedilmiştir.