a... : Buraya yazmak hoşuma gitmiyor ama emin olmam lâzım. Artık geleceğinizi sanmıyorum ama müsterih olmak istiyorum.Pencereden dahi hiçbir şekilde sayfama bakmanızı, hiçbir zaman buraya gelmenizi istemiyorum, rızam yoktur.
Hülasa edebiyatımız, insanın içsel yolculuğunu “arayış” temasıyla sık sık ele alırken, insana dair bir buluşun mutlak mutluluk getirmeyeceğini de vurgular.
“Bir ruh ancak benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya bile lüzum görmeden meydana çıkıyordu… Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, ruhumuzla yaşamaya başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek birbirine koşuyordu.” (sf.87)
Ne için yorgun sahra? Rüyalarımızın üzerini kaplayan sis? Ne için gözlerine kum kaçan çocukların yanağındaki yağmur? Uçarı gamze, yaralı martı, kalbimize hançer gibi dokunan sükût; ne için?