Giz, Önüm Arkam Sağım Solum Dönek'i inceledi.
12 Nis 18:50 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Bazı yazılarını köşesinde okumuştum. Esprili bir dille anılarına ve politik eleştirilerine yer vermiş. Okurken de bazı noktalarda düşünmeden edemedim. Üslubu çok akıcıydı.

Bir Öykümüz Var
Bir zamanlar bu ülkenin televizyonlarında da nitelikli programlar yayınlanıyor, özellikle de çocuklara edebiyatı sevdirmek için hem de şimdiki tabirle 'prime time'da yayınlar yapılıyordu.
Yıl 1975. Tek kanallı TRT yılları. Televizyon yayıncılığı rating denen o canavara teslim olmamış henüz. TRT'de Bir Öykümüz Var diye bir program izleyiciyle buluşuyor. Dönemin ünlü sinema, tiyatro ve ses sanatçıları, sunucuları her programda Türk edebiyatından bir öyküyü izleyiciye anlatıyor tane tane. Kimler yok ki anlatanlar, anlatılanlar arasında; Türkan Şoray, Ayhan Işık, Halit Kıvanç, Yıldız Kenter, Levent Kırca... Aziz Nesin, Orhan Kemal, Sait Faik...
Eski Türkiye'ye özlemle...

1. Bölüm - Anlatıcı: Levent Kırca, Öykü: Çivici Bekir (Ahmet Önel), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-1-bolum

2. Bölüm - Anlatıcı: Toto Karaca, Öykü: Zeytinler (Ahmet Önel), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-2-bolum

3. Bölüm - Anlatıcı: Ayten Alpman, Öykü: Gamsız (Reşat Nuri Güntekin), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-3-bolum

4. Bölüm - Anlatıcı: Halit Kıvanç, Öykü: Zorla Hastalık (Kenan Hulusi Koray), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-4-bolum

5. Bölüm - Anlatıcı: Günseli Akol, Öykü: Özsuyu (Nezihe Meriç), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-5-bolum

6. Bölüm - Anlatıcı: Taner Şener, Öykü: Eskici (Refik Halit Karay), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-6-bolum

7. Bölüm - Anlatıcı: Ayten Gökçer, Öykü: Al Balonun Mor Balona Sevdası (Ümit Denizer), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-7-bolum

8. Bölüm - Anlatıcı: Can Akbel, Bir Çocuğun Öyküsü (Bilgin Adalı), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-8-bolum

9. Bölüm - Anlatıcı: Olcay Poyraz, Öykü: Parasız Yatılı (Füruzan), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-9-bolum

10. Bölüm - Anlatıcı: Şakir Öner Günhan, Öykü: Bando Takımı (Muzaffer İzgü), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-10-bolum

11. Bölüm - Anlatıcı: Nesrin Sipahi, Öykü: Semaver (Sait Faik Abasıyanık), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-11-bolum

12. Bölüm - Anlatıcı: Tekin Akmansoy, Öykü: Eşek (Memduh Şevket Esendal), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-12-bolum

13. Bölüm - Anlatıcı: Füsun Önal, Öykü: Seyyid (Füruzan), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-13-bolum

14. Bölüm: Anlatıcı: Filiz Akın, Öykü: Uyku Böceği ile Düş Böceği (Cemal Ünlü), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-14-bolum

15. Bölüm - Anlatıcı: Macide Tanır, Öykü: Son Kuşlar (Sait Faik Abasıyanık), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-15-bolum

16. Bölüm - Anlatıcı: Günseli Başar, Öykü: Şıp Şıp İle Pıt Pıt (Gülçin Alpöge), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-16-bolum

17. Bölüm - Anlatıcı: Mine Kürkçüoğlu, Öykü: Kiraz (Reşat Nuri Güntekin), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-17-bolum

18. Bölüm - Anlatıcı: Cenk Koray, Öykü: Hırsız (Talip Apaydın), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-18-bolum

19. Bölüm - Anlatıcı: Melike Demirağ, Öykü: Harika Çocuk (Orhan Kemal), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-19-bolum

20. Bölüm - Anlatıcı: Lale Oraloğlu, Öykü: Sarı Pabuçlu Selime Kadın (Lale Oraloğlu), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-20-bolum

21. Bölüm - Anlatıcı: Ayhan Işık, Öykü: Bizans Definesi (Oktay Akbal), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-21-bolum

22. Bölüm - Anlatıcı: Beyhan Hürol Saran, Öykü: Güvercin Avı (Yakup Kadri Karaosmanoğlu), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-22-bolum

23. Bölüm - Anlatıcı: Yasemin Kumral, Öykü: Güneşe Gidenlerin Öyküsü (Işıl Özgentürk), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-23-bolum

24. Bölüm - Anlatıcı: Altan Kardındaş, Öykü: Kurt ve Kuzu (Anonim), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-24-bolum

25. Bölüm - Anlatıcı: Güneşi Özden, Öykü: Çiçek Dirilticileri (Tomris Uyar), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-25-bolum

26. Bölüm - Anlatıcı: Özay Gönlüm, Öykü: Kuduz (Talip Apaydın), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-26-bolum

27. Bölüm - Anlatıcı: Şükran Güngör, Öykü: Bir Kavak Ve İnsan (Şükran Güngör), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-27-bolum

28. Bölüm - Anlatıcı: Yıldız Kenter, Öykü: Şimdiki Çocuklar Harika (Aziz Nesin), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-28-bolum

29. Bölüm - Anlatıcı: Türkan Şoray, Öykü: Önce Selam Ederim (Işıl Özgentürk), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-29-bolum

Serdar Poirot, Telesafir "Bizde TV Böyle Başladı"'u inceledi.
28 Şub 15:24 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Dikkat spoiler içerir.
Meşhur TV yüzümüz Halit Kıvanç'ın yıllar süren kariyerindeki anıları ile renklendirdiği ve ülkemizde televizyon yayıncılığının nasıl geliştiğini anlatan bir kitap. İlk olarak 1950'li yıllarda İTÜ bünyesinde kurulan İTÜ TV ve sonra 31/01/1968 tarihinde ilk kez yayınlanan TRT Ankara ile başlayan televizyonculuk anlatılıyor. Yazarın bulduğu ve televizyon yayını olduğu gün misafirliğe gidenler için kullandığı Telesafir deyimi, sunduğu yatışma programları Bildiklerimiz-Gördüklerimiz-Duyduklarımız ve Yarış 73, TRT dönemindeki maddi yetersizlikler ve teknik aksaklıklardan dolayı yaşananlar, çoğu programın mecburen canlı olması ve bu konuda yaşananlar, hava durumuna yeterince önem verilmemesi, Münih olimpiyatlarında off-tube tekniğini öğrenmeleri ve orada yaşanan aksaklıklar anlatılıyor. Ayrıca Halit bey, Uğur Dündar, Erkan Yolaç, Hıncal Uluç, Levent Kırca gibi isimlere nasıl benzetildiğini de anlatıyor. O dönemlere nostaljik olarak bakmak isteyenlerin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.

KESİNLİKLE OKUYUN, ARAŞTIRIN, ÜLKEMİZİN GEÇİRMİŞ OLDUĞU TARİHİ DEĞİŞİMLERİ ÖĞRENELİM)
Yahudi asıllıların (Mason-Sabetayistler) Türkiye'de kurumlar içerisindeki yapılanmaları


(Kaynak hazırlayan; Mehmet Emre Güreli: Sabetaycı Yapılanmaya Karşı Bilinç ve Tercihli Alışveriş İnisiyatifi Başkanı)
Bu yazı, Türkiye'de Sabeytayist (Ilgaz Zorlu) "elit" kesimin yaptıklarına karşı çıkan **bir Sabetayist'tin** çalışmasından alıntılanmıştır... Kendisi şöyle diyor: "İsyanım Sabetayist cemaatimizin adını kötüye çıkaran, Türkiye'yi sömüren muhteris elitistleredir. Türkiye
yahudilerin huzurla yaşadığı bir ülke olmuştur; müslüman halkın 500 yıllık hoşgörüsüne ihanetle onu Orhan Pamuk'un sözlerinde ifadesini bulduğu bir yahudi devleti haline getirmeye kalkmak ihanettir, şeytanlıktır." **********
Şimdi bir önceki konumuzda bahsettiğimiz yahudi asıllı kişilerin yapılanmalarını kurumlar bazında açıklayalım.

ÜNİVERSİTE:
Ülkemizin hemen bütün önemli üniversitelerinin rektörleri yahudi asıllıdır. Bu da başörtüsünün neden siyasal islam'ın simgesi olduğu aldatmacasıyla çarpıtıldığını, rektörlerin neden yeni hükümete böylesine şaşırtıcı bir çıkışta bulunduklarını açıklıyor zannederim.
YÖK Başkanı Kemal Gürüz, İstanbul Üniv. rektörü Kemal Alemdaroğlu ve medyatik yardımcısı Nur Serter, Koç Üniv. rektörü Seha Tiniç, Galatasaray Üniv. rektörü Erdoğan Teziş, Bilgi Üniv rektörü Lale Duruiz ve eski rektör Ilter Turan, Bogaziçi Üniv. rektörü Sabih Tansal ve eski rektör Üstün Ergüder, Işık Üniv. rektörü B. S. Yarman, Marmara Üniv. rektörü Tunç Erem sabetaycı (yahudi asıllı)dır.
Medyada çok görülen ve kanaat önderi olarak sunulan Asaf Savaş Akat ve eşi Nilüfer Göle, Eser Karakaş, Ahmet İnsel, Taner Berksoy, Kenan Mortan gibi hocalar ve medyada ismi çok geçen hukuk profesörlerinin çoğunluğu sabetaycıdır.
**********
ORDU:
28 Şubat'ın mimarı olan ve laiklik ve Atatürkçülük konusunu şaşırtıcı üsluplarda dile getiren Çevik Bir, Doğu Aktulga, Doğu Silahçıoğlu (Sultanbeyli ilçesine dindar çoğunluğa nispet olsun diye izinsiz Atatürk heykeli diktiren paşa) ve Yalçın Işımer (GATA'nın açılışında 'belleyeceğiz' konuşmasını yapan paşa) yahudi asıllıdır. Yalçın Paşa aynı zamanda masondur.
Ülkemizde Atatürkçülük açık ara bir numaralı istismar konusudur. 1930'ların dünyasında Atatürk'ün cumhuriyet yönetimini oturtmak ve reelpolitik gereği yaptığı bazı köşeli uygulamalar gerçek ilkeleriyle sanatlı bir biçimde karıştırılıp retorikle süslenerek 'doğru budur' diye sunuluyor. Her kurumun içinden cemaatimiz mensubu birileri dezislamizasyonu rasyonalize etme, çıkar sağlama ve temayüz etme adına onu daha çok sahiplenir görünüp istismar ederken bazı saf müslüman Türkler de onlardan geri kalırlarsa suçluluk hissedeceklerinden peşimize düşüyorlar.
Ordu, Sabetayist cemaatin dışişleri kadar olmasa da oldukça güçlü olduğu bir kurumdur, çesitli dönemlerde genelkurmay başkanına kadar her düzeyde paşalarımız oldu. Halen de Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman cemaatimiz mensubu. Her seviyede bir çok general ve kurmay subaylarimiz bulunuyor. Terfilerde ve atamalarda cemaat mensupları gözetilir, harp okulları ve sınıf okullarına mutlaka yeterli sayıda öğretmen gönderilmesine dikkat gösterilir. ASAL'da her zaman birileri bulundurulur; eğer aynı yüksek gelir düzeyine sahip aileler arasında bir araştırma yapılsa sabetaycı olanların müslüman Türklere göre çok daha rahat yerlerde askerlik yaptıkları görülecektir.
Bir diğer nokta askerî alımlardır: ordunun alım yaptığı ekipman ve silah tüccarları/aracıların önemli bir bölümü sabetaycı ya da sabetaycı bağlaşığıdır.
Ordu içindeki sabetaycı yapılanmanın gücüne örnek olarak Oyak Şirketi olan Renault MAİS'in son üç genel müdürü Ateş Ünal Erzen, Onur Baytok ve İbrahim Aybar'ın ve Aselsan'ın genel müdürü Necip Kemal Berkman'ın sabetaycı olduğu örneğini verebilirim. Oyak grubu sabetaycıların yoğunlukta olduğu ve terfilerin çoğunlukla cemaat içinden gerçekleştiği bir gruptur.
**********
SİYASET:
Tansu Çiller ve eşi Özer Uçuran, Rahşan Ecevit (her iktidar döneminde ve özellikle 1974'te cemaatin devlet içinde gizlenmesini sağlamış çok önemli bir isimdir), Erdal Inönü'nün eşi Sevinç Inönü (Sohtorik'lerden), DTP'nin başına geçirilen Mehmet Ali Bayar, Ismail Cem (dedelerinden biri hahamdır), Kemal Derviş, Sükrü Sina Gürel, Bülent Tanla, Sefa Sirmen, Hüsamettin Özkan'ın dünürü Erdoğan Alkın, Cem Uzan'ın eşi Alara Koçibey, Altan Öymen, eskilerden Haluk Bayülgen, Barlas Kuntay, Hayrettin Erkmen, Ahmet Isvan yahudi asıllıdır. Ayrıca komünizmin Türkiye'deki ilk öncüsü Mustafa Suphi, 80 öncesi komünist liderlerden Mehmet Ali Aybar ve Behice Boran, günümüzden Ercan Karakaş da sabetaycıdır. Osmanlı imparatorluğunun çöküşüne sebep olmuş İttihat ve Terakki'nin önde gelenleri ve birer mason olan Cavit bey ve Dr. Nazım sabetaycıdır. (Talat ve Cemal paşalar da masondur, masonluk Osmanlı devletinde Mustafa Reşit Paşa'dan sonra üst mevkileri sarmıştır)
********** DIŞİŞLERİ:
Dışişleri cemaatin iş dünyasıyla birlikte en güçlü olduğu alandır. Dışişleri bakanlarımızın ve diplomatlarımızın önemli bir kısmı yahudi asıllıdır. İsmail Cem, Şükrü Sina Gürel, İlter Türkmen, Emre Gönensay, Coşkun Kırca, Onur Öymen, Kaya Toperi, Zeki Kuneralp, Özden Sanberk, Yalım Eralp, Filiz Dinçmen yahudi asıllıdır. Bu diplomatlar emekliliklerinden sonra medya tarafından uzman ve kanaat önderi olarak sunulmaktadır.
********** DİĞER BÜROKRASİ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Merkez Bankası eski başkanı Gazi Erçel, şimdiki Hazine Müsteşarı Faik Öztrak, Cumhurbaşskanlığı sekreteri Tacan İldem yahudi asıllı bürokratlardır. MİT müsteşarı olmanın şartı sabetaycı ya da mason olmaktır. Kendisi de mason olan Şenkal Atasagun'un (babası bir generaldi) selefleri olan Ziya Selışık, Fuat Doğu ve Sönmez Köksal, vs. masondurlar. Hiram Abas da masondu. 12 Eylül yönetimi tarafından kendisine MDP'nin kurdurulduğu orgeneral Turgut Sunalp 80 öncesinin kontrgerila örgütü Ergenekon'un başıdır ve aileden masondur.
********** SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ:
ÇYDD ve ÇEV tamamen sabetaycı insiyatifle kurulmuş sivil toplum örgütleridir. ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Atatürk'ün bir araç olarak kullanılması amacıyla cemaat tarafından kurulmuştur. Üç onur kurucusundan biri Kapancılar kolundan Münci Kapani'dir ki diğer iki onur kurucusundan da en az birinin cemaatten olduğunu sanıyorum, ayrıca derneğin 1. numaralı kurucusu kayıtlarda Hıfzı Veldet Velidedeoğlu olarak geçer ki kendisi sabetaycıdır.
Gazeteciler Cemiyetinin son iki başkanı Nezih Demirkent ve Nail Güreli yahudi asıllıdır. TÜSİAD da yarı yahudi-insiyatifli bir kurumdur. YASED başkanı Faruk Yöneyman da sabetaycıdır. Cemaatin en güçlü ve kamuoyunu yönlendirmede en çok umut bağlanan sivil toplum örgütü TESEV'dir ki 16 yönetim kurulu üyesinden benim tanıdığım şu isimler yahudi asıllıdır:
Özden Sanberk, Yılmaz Argüden, Can Paker, Üstün Ergüder, İlter Turan, İlter Türkmen, v.d. **********
BASIN:
Cumhuriyetin kuruluşundan beri Türkiye'de basın sabetaycı güdümlü olmuştur. Ahmet Emin Yalman, Sedat Simavi, Haldun Simavi, Abdi Ipekçi, Zekeriya Sertel yahudi asıllıdır. Sabah ve ATV'nin sahibi Dinç Bilgin yahudi asıllıdır. Bu grubun hemen bütün önemli isimleri yahudi asıllıdır; Güngör Mengi, Ruhat Mengi, merhum Gülçin Telci, Murat Birsel, Okay Gönensin, Levent Tözemen, İlker Sarier, Sedat Sertoğlu, Ercan Arıklı vs. NTV'nin sahibi Ferit Şahenk (Doğuş grubu) yahudi asıllıdır (NTV bugün cemaatin Can Paker ve TESEV güdümlü programlarla kamuoyunu yönlendirdiği en önemli TV'dir). Dünya gazetesinin kurucusu Nezih Demirkent ve genel yayın yönetmeni Osman Arolat sabetaycıdır. Milliyet, Hürriyet, Radikal, Posta,Kanal D ve CNN-Türk'ün sahibi Doğan grubu ve Akşam, Show TV ve Cumhuriyet'in % 40 hisse sahibi Çukurova grupları da İş Dünyası bölümünde anlattığım gibi cemaat bağlaşığıdır. Vatan gazetesi de...
Hep basındaki sabetaycı yazarlardan bahsedilir ama Zeynep Göğüş ve Mehmet Altan gibi eşleri sabetaycı olan yazarlar unutuluyor. Gazeteler ve televizyonlarda toplumu yönlendirmek için kanaat önderi olarak sunulan kimseler arasında sabetaycılar ağırlıktadır ve iş dünyasının genelinde olduğu gibi sabetaycı birilerini çalıştırmak bir medya kurumunun başarısı için olmazsa olmaz bir parametredir.
**********
İŞ DÜNYASI:
Koç Grubu ve Çukurova Grubunun üzerinde hem büyüklükleri hem de yapılarının ilginçliği sebebiyle özellikle duracağım.
Akkök grubunun sahibi Dinçkök'ler, Şahenk'ler (Doğuş grubunun sahibi olan bu ailenin Ayhan Şahenk Vakfı'nın logosu Davud yıldızının stilize edilmiş halidir), Eczacıbaşı'lar, Koçman'lar, Cem Boyner, Tekfen'in sahiplerinden Feyyaz Berker, Feyyaz Toker, Bezmen'ler, Edin'ler, Özgürkey'ler, Atabek'ler, Dedeman'lar, Merzeci'ler, Kurttepeli'ler, Şahap Kocatopçu, Ömer Çavuşoğlu, Ahmet Kozanoğlu, Ali ?stay, Arman Kırımlı, Alp Yalman, Faruk Süren, Nur Akgerman, Mehmet Üstünkaya, YKM'nin sahibi Tan ailesi, Ibrahim Betil, Akin Öngör, Kahraman Sadıkoğlu, Henkel'in yönetim kurulu başkanı Can Paker, Siemens'in yönetim kurulu başkanı Zafer İncecik, STFA'nın kurucularinin manevi oğlu Eser Tümen (CNN-Türk'te çalışan kızı Esra Tümen Raif Dinçkök'le evlenmek üzere) ve torunları ve daha niceleri...
Gazetelerde çıkan ve Hazine ya da BDDK tarafından doğrulanan Isviçre bankalarında Türklere ait 65 milyar dolar olduğu haberini size biraz açayım:
İşin içinde olduğum için biliyorum ki bu paraların büyük kısmı cemaatimiz mensuplarınındır. Bu topraklarda yapılan ticaretle ele geçen paranın çeşitli yollarla bu toprağın dışına kaçırmanın gidişi de güven ya da ekonomik istikrarsızlığa tepkiden öte, 'Türkiye'li değil Türkiye'de yaşayan bir sabetayist' hissetmekten ileri geliyor. Ekonomi istediği kadar iyiye gitsin, o servet buraya gelmez.
**********
KOÇ Grubu:
Vehbi Koç müslüman Türk'tür. Peki acaba şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin çoğunluk yahudi asıllı olmasının (örneğin şimdiki Koç Holding'in CEO'su Bülent Özaydınlı - Orgeral İrfan Özaydınlı'nın oğludur-, Mehmet Ali Berkman, Tuğrul Kutadgobilik, Arçelik'in genel müdürü Nedim Esgin, Hasan Bengü , Mehmet Ali Neyzi, Mehmet Barmanbek yahudi asıllıdır, Tofaş'ın eski CEO'su Jan Nahum ise İshak Alaton gibi 'resmen' yahudidir. Sabetaycı Orhan Pamuk'un babası Gündüz Pamuk da Koç'ta çalışmış ve Aygaz'ın genel müdürlüğünü yapmıştır) tek sebebi yukarıda anlattığım bağlaşık mantığı mıdır?
Şimdi Koç ailesinin yapısına bakalım. Bu örneği sabetaycı ailelerin akrabalık ilişkilerine güzel bir örnek olmasından dolayı biraz geniş tutacağım. Bir başka güzel örnek için İsmail Cem'in ilişkilerini anlatan kitabı okuyabilirsiniz.
Vehbi Koç'un eşi Sadberk hanım, Vehbi bey'in teyzesinin kızıdır. Sadberk hanım'ın baba tarafından kuzeni Hürriyet'i kuran Sedat Simavi'dir. Sedat Simavi, Hürriyet'i kurarken bütün sermayeyi Koç'un ortağı Eli Burla sağlamıştır (Aydın Doğan'ın Milliyet'i Ercüment Karacan'dan almasına aracılık eden de yine Koç olmuştur). Sadberk hanım, Sadullah-Nadire Aktar çiftinin ikinci çocuğudur. Birinci çocukları Adile Hanım, Akfil'in kurucusu İhsan Mermerci'yle evlenmiştir. Oğul Rahmi Koç Çigdem Meserretçioğlu'yla evlenmiş, bu evlilikten Mustafa, Ömer ve Ali Koç doğmuştur. Çigdem Meserretçioğlu yine İzmir'in eski çok zengin ailelerinden sanayici ve armatör Avni Meserretçioğlu ile eşi Suat hanım'ın kızıdır. Çigdem hanım, Rahmi Koç'tan sonra Erol Simavi'nin oğlu Günaydın'ın sahibi Haldun Simavi'yle evlendi. Mustafa Koç, İzmir'in ünlü zenginlerinden İzmir Yün Mensucat'ın sahibi olan Giraud'ların kizi Caroline ile evlendi... Bu böyle gider.
Dolayısıyla Koç ailesinin bugünkü üçüncü neslinde hem anne hem baba tarafından yahudi kanı vardır. Bir yanlış anlamaya sebep olmamak için Rahmi beyin cuma namazlarına giden bir müslüman olduğunu söylemeliyim; bunun takiyye olmadığını düşünüyorum. Oğulları da yahudi inancında olmayabilirler ancak kanbağından ve aile geleneğinden dolayı sabetaycı etkisi ve bağlaşıklığı hayatlarında her zaman önemli bir parametredir. Koç tarafından büyütülen Aydın Doğan da bu bağlaşık mantığını uygulayarak büyümüştür, en önemli tepe yöneticisi İmre Barmanbek de sabetaycıdır.
**********
ÇUKUROVA Grubu:
Karamehmet ailesi müslüman Türk'tür. Ancak eğer benim bildiğim Eliyeşil'lerle aynı aile ise eşinin gelmekte olduğu aile yahudi asıllıdır. Ağabey Samsa Karamehmet'in kızı Show TV'nin genel müdürü Zeynep Karamehmet de bir sabetaycı olan Fırat Gönenç'le evlidir. Çukurova Holding'in yönetim kurulunun aile dışındaki üyeleri üç kişi haricinde sürekli değişir: Osman Berkmen, Sezer Birgili ve Sadi Göcüm. Bu üç kişi de sabetaycıdır.. Grubun çok sayıdaki sabetaycı profesyonelleri arasında Nejat Yalım, Bülent Ergin ve Melih Araz'ı da saymalıyım. Çukurova'nın Turkcell'deki ortakları Murat Vargı ve Kavala ailesi de sabetaycıdır. Turkcell'in eski genel müdürü Cüneyt Türktan, finans müdürü Tokay'lardan Ekrem Tokay ve Digiturk genel müdürü Ertan Özerdem de sabetaycıdır. Çukurova'nın borçlarına karşılık İsviçre'deki paraları borcunu ödemeye yeter de artar bile!..
Karamehmet son 15 yıldır devletle işlerini Güneş Taner aracılığıyla yürütürdü. Turkcell'in değerinin bu kadar artmasına sebep olan GSM ihalesinin iki yıl geciktirilmesinin altında Taner'in imzası vardır. Bilin bakalım Güneş Taner'in kimliği nedir? Bildiniz; sabetaycıdır.
********** CEMİYET HAYATI:
İstanbul sosyetesinin motoru ve trend belirleyicisi sabetaycı zenginlerdir: trendy yerler (Ayşe Kapancı ve Ayla Sevand'ın açtığı yerlerin her zaman tutulması), alışveriş mekanları (Akmerkez'in bu kadar popüler olması), antikacılık (Rafi Portakal ve Tuncay Artam'ın elindedir), emlak geliştirme (Alkent, Edin'lerin Kemer Country'si) vs..
Cemaat, tutmasını istediği işletme için mutlaka gerekli sirkülasyonu sağlar ve çekim merkezi yapar. Cem Boyner'in banka sahibi olmamasına rağmen Advantage Card'ı tutundurmayı başarmasının sebebi budur. (Ilgaz Zorlu cemaatin iyice asimile olduğundan şikayet etmede haksızdır; en azından benim bildiğim son 20 yıl içinde elitist ve zengin zümrede cemaat dayanışması gücünden hiç bir şey yitirmedi. Fakat halka karışan orta düzey cemaat için dediklerini bir parça kabul edebilirim.)
Sabetaycıların tamamı 1924 mübadili değildir; Eczacıbaşı ailesi gibi... Selanik gibi Milas, Tarsus ve İzmir de önemli sabetaycı merkezlerdir. Cemaatin eskiden Nişantaşı-Teşvikiye-Şişli üçgeninde yoğunlaşan yerleşimi son yıllarda Etiler'e ve özellikle Alkent ve çevresine kaymıştır. Bülbülderesi sabetaycıların gömüldüğü tek mezarlık değildir. Feriköy ve Karacaahmet (özellikle 8. ada) de sabetaycıların gömüldüğü yerlerdir.
Sanıyorum derin devlet ya da derin irade denen şeyin ne olduğunu, bazı kimselerin laiklik anlayışının neden rasyonelin ötesine geçtiğini, başörtüsü sorununun gerçek nedenini, Çevik Bir'in 28 Subat çıkışını ve sonrasında neden Sabah gazetesince cumhurbaşkanı adayı olarak lanse edildiğini, genelkurmaydaki Hasan Tahsin Harekat Odasına neden bu adın konduğunu (Hasan Tahsin -Osman Nevres- bir sabetaycıydı ve düşmana ilk kurşunu onun attığı sabetaycı basın tarafından uydurulmuştur ancak bunun gerçekdışılığı sonradan kanıtlanmıştır), eski Dışişleri bakanı Coşkun Kırca'nın açık islam karşıtlığı ve din eğitimi hakkındaki çirkin söylemininin altında yatanları, Can Paker'in neden protestan bir islam talep ettiğini, Mina Urgan'ın kitabında neden Necip Fazıl ve Yahya Kemal'den aşağılamayla sözettiğini, özünde bir sabetaycı hareket olan Yeni Türkiye Partisi'nin kuruluş aşamasında Asaf Savaş Akad ve Bülent Eczacıbaşı'nın neden rol aldığını şimdi anlamışsınızdır.
Müslüman Türk halka buradan bir çağrım olacak. Bu şebekemsi yapı içinde sizin hiç kimsenin elinizden alamayacağı iki özgürlüğünüz bulunuyor; kime oy vereceğiniz ve paranızı nereye harcayacağınız; bunları doğru kullanırsanız ülkenizde bir şeyleri değiştirebilirsiniz. Kurtuluş savaşı sürerken İstanbul'daki müslüman halk alışkanlıkla Türk bakkallardan değil Rum bakkallardan alışveriş ederdi; cebinden çıkan paranın Yunan ordusuna bir biçimde yardım olarak silah almakta verileceğini düşünmeden. Bir yandan şikayet edip bir yandan da bu düzeni yöneten muhteris sabetayistlere itibar ederek ve ürünlerini kullanarak destek olamazsınız. "Hepinizi Sabetaycı Yapılanmaya karşı durmaya, yakın çevrenizi sabetaycılık hakkında bilgilendirmeye ve 'Tercihli Alışveriş?' yapmaya çağırıyorum. Bu çağrı antisemitik değil, antisiyonisttir ve vatandaşlık sorumluluğudur.

http://gercektarihvekultur.blogspot.com/...planmaya-karsyz.html

http://www.islamustundur.com/sabetaizmnedir.html

Ruhun Şad olsun ustaaa
İnsan olarak birbirimizi sahiplenmek, birleşebilmek için uzaylıların dünyayı istila etmesi mi gerekir?

-- Levent Kırca

Saygı ve Rahmetle...
“1974’te TRT ile girdim hayatınıza. O günden bu yana bayağı bir zamanınızı aldım. 41 yıl... Teşekkür ederim size, anılarınızda bana yer açtığınız için. (...) Güzel şeyler paylaşabildiysek sizinle, ne mutlu bana. Benim jenerasyonumda bir insan çabalarının meyvesini görememe durumuna mı üzülmeli, yoksa daha kötülerini yaşamayacak olduğu için teselli mi bulmalı şu an bilemiyorum. (...) Woody Allen, ‘Bir yönetmenin en büyük hatası, bu kötü senaryoyu çekerek adam ederim demesidir’ der. Siz de yönetmensiniz. Ailenizi yöneten, işinizi yöneten. Etrafınızı yöneten. ‘Şu an’ yöneten. Birlik olup bu senaryoyu değiştirin ki, filminiz de iyi olsun. Dik durun. Adil olun, sabırlı olun, enerjinizin sirayet etmesine müsaade edin. Daha iyi bir dünyada görüşmek ümidiyle. Atatürk’le kalın, Cumhuriyet’le kalın, hoşça kalın!”

-Levent Kırca-

Gün İlke Yıldırım, İsim Şehir Hayvan'ı inceledi.
15 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ben böyle gazeteci/yazar görmedim arkadaş. Gazete okumadığımız istatistiklerden belli oluyo zaten, okuyorum diyip kimseyi kandırmayayım. Yılmaz Özdil'in kitaplaştırılmış köşeyazılarını okuyayım bari dedim, başladım bir yerden. Bir sayfada güldüysem diğerinde ağladım. Demek ki gazete okusak, adam bir gün güldürüp bir gün ağlatacak bizi. Güldürüyor dediysem goy goy yaparak değil, Levent Kırca üslubu ile. Bazen hafif hafif laf dokundurarak bazen o lafı ciddi ciddi sokarak güldürüyor. Trajikomik olaylar bize sıradan bir gün gibi geldiği için, ülke olarak gazetecilere yazarlara verecek malzememiz bol zaten. Kalemin keskin, yolun açık olsun Sevgili Yılmaz Özdil. Elbette tavsiyemdir. =)

Tyler DURDEN, Hayvan Çiftliği'yi inceledi.
 08 Haz 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Eğer yanımda fazladan 3 tl daha olsaydı yazarla tanıştığım ilk roman 1984 olacaktı ama kısmet bunaymış diyelim.
Öncelikle yazarın cesaretine hayran kaldım. Cesaretini de eleştirel komedi tarzında Levent Kırca'ya benzettim. İki isim de zira içinde bulunduğu topluluğu ancak bu kadar haklı olarak eleştirebilirmiş.
Yazar cümleleri oldukça anlaşılır ve kısa biçimde kullanmış, cümleleri süslemeden vermiş, okurken takılacağınız bir kısım yok.
Kitap ise Koca Reis'in önderliğinde başlayan, çiftlikte geçen, devrimi konu alıyor.

Kitap hakkında bir şeyler yazmak isterken içimden geçen sadece: kendi çıkarları doğrultusunda diğerlerini salak yerine koyan, zevküsefa peşinde koşan, hatta insanlara lanet okuyup gene kendi çıkarları doğrultusunda insanlarla kadeh tokuşturan domuzlara bağırıp çağırmak istiyorum ''neden?'' diye.
Acıdığınız hayvanlar ise ölen masum birkaç tavuk ve, kurdukları cumhuriyet için sonuna kadar faydalı olmaya çalışan, hiçbir çıkar gözetmeyen Boxer..

(Okurken de ''acaba George abimiz türk mü, türkleri mi eleştiriyor ?''gibisindan olmadım değil.)

gökçe c., Tanıdıklarım'ı inceledi.
03 May 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Müjdat Gezen'in ilk okuduğum kitabı. Onun Kemalist, dobra, renkli ve esprili kişiliğini çok severim. Tanıdıklarım kitabını bir çırpıda okumuştum. Sohbet havasında sanki sana anlatıyormuş gibi yazmış Sevgili Müjdat Gezen. Yaşayan/yaşamayan dostlarından, sevdiklerinden, tanıdıklarından bahsetmiş. Bir de verdiği tavsiye çok güzel; "Hayatım boyunca insan biriktirdim diyor, bu beni mutlu etti. Tavsiye ederim insan biriktirin. Lazım olur diye değil, iyi geldiği için.." O güzel dostlarına gelince; Mustafa alabora, Perran Kutman, Levent Kırca, Tarık Akan, Uğur Dündar, Zülfü Livaneli, Zeki Alasya bunlardan sadece bir kaçı..İyi hissetmek için okuyun derim.

Oğuz Aktürk, Tanıdıklarım'ı inceledi.
 20 Şub 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Müjdat Gezen Sanat Merkezi'ne yapılmış kundaklamanın gecesinde okumaya başlamıştım bu kitaba, tesadüf ya işte. O da hayatına etki etmiş insanları anlatmış bu kitabında. Nereden bilsin binbir emekle açtırdığı sanat merkezini sevmeyenlerin olduğunu? Karşıt görüşlere yapılmış, yapılıyor ve yapılacak olan her türlü kötülüğü kınıyorum.

Çok samimi bir dil, akıp giden bir üslup. 40 yıllık arkadaşımızmış gibi konuşuyor sayın Müjdat Gezen, hemen alışıyorsunuz onu okumaya. Okuduğum ilk kitabıdır. İnsan biriktirmemizi tavsiye eder bize bu kitabında, Zira kendi biriktirdiği insanlar sayesinde yaşadıkları zaman içerisinde mutluluğu, ölümlerinde hüznü öğrenmiştir.

Kitapta iğneleyici bir anlatım da mevcut. Bazı kişiler adı söylenmeden eleştirilmiş. Zaten tiyatro, sinema ve edebiyat kültürü de böyle olmalı, isim belirtmeden eleştirmek arkada kocaman bir yorum havuzu bırakıyor insana bence. İsteyen istediği gibi çekiyor dediklerini, bazıları kalemini konuşturuyor bazıları da kundaklıyor işte.

İçerisinde İlker Başbuğ'un samimi ve mizahi yönlerinden Süleyman Demirel'e ve Ahmet Necdet Sezer'e, daha ölümünden habersiz bir şekilde ölümünden kısa bir süre önce Tarık Akan için yazılmış olan bölümünden Zeki Alasya, Levent Kırca, Müzeyyen Senar gibi sanatçılara kadar çok sayıda anı içeriyor. 90 sayfalık da olsa yüzünüzü güldürmeye yeten çok sayıda kısım var.