• Abu’l Rayhan Muhammed Bin Ahmet El-Biruni El Harezmi ya da bildiğimiz adıyla Biruni. Gökbilim, Matematik, Doğa, Coğrafya ve Tarih uzmanı. Atatürk Din Düşmanı Değildi ve Siyah Sancak kitaplarının (sadece bunları bulup okumuştum) yazarı Ali Kuzu’nun kaleminden.
    Dünyanın yuvarlak olduğunu savunan kişinin kendinden 500 yıl sonra gelip bunu söylemesi mi yoksa Biruni’nin bunu 1051 yılından önce söylemesinin çekilmemesi mi? Sözünü alıntı olarak da paylaşmıştım zaten.
    Onun dönemini ve yaptıklarını düşününce çağın genel durumu hakkında şu yorumu yapıyoruz. İslam kesinlikle yücedir ama İslamı anlamayan ve kendilerine ‘Müslüman’ sıfatı takan bağnazların durumunu da en iyilerden biri olarak Levent Kırca özetlemiştir. Şimdi bile ‘Okuyup da ne olacaksın’ sorusunu kafasından atmayan bir neslin çocukları ‘Ne olcam’ sorusuyla sonunu intihara dahi götürürken bunu anlamamak da tamamen kişisel bir sorun bana göre.
    https://www.youtube.com/watch?v=WY607wVXH_4
    Dünyanın Çapı, Ümit Burnu, Amerika, Japonya gibi konularda buluşlar ve çalışmaları yaptığı bilinmektedir. Oruç ve Namaz vakitleri gibi İslam için önemli çalışmaları Astroloji ile birleştirecek şekilde çözümlemesi de onun zekâsının önemli kanıtlarındandır.
    Onun bilimsel çalışmalarının düz hesap 30 tane olduğunu düşünürsek; bu alanda birkaç tanesini tam olarak sayıp örneklendirelim istiyorum. Nasılsa kitap fazla okunmadığından (2) bu tanıtımı yapmak da güzel olur kanaatindeyim.
    Arapça, Farsça, İbranice, Rumca, Süryanice, Yunanca ve Çince gibi dillerin yanında; Matematik, Geometri, Astronomi, Fizik, Kimya, Tıp, Eczacılık, Tarih, Coğrafya, Filoloji, Etnoloji, Jeoloji, Din ve Mezhepler Tarihi gibi çalışmaları mevcut. Bunları incelemek istiyorum.
    Astronomi: El-Kanunül-Mesudi, Astronomi ve Astrolojide Mesut Kanunu (Kanun El-Mesudi fi El-Hey’e ve El-Nücum) ve Eski Yıldızbilim Sanatının Aktarımı (Kitab El-Tefhim li-Evail Sına’at El-Tencim) en bilinen ve ondan sonra 16. yüzyılda kullanılmaya başlayan tekniklerini içerdiği kitaplarıdır.
    Jeoloji ve Coğrafya: Tahdidu Nihayati’l-Emakin ve Kitabü’l-Cemahir fi Marifeti’l-Cevahir adlı eserleri.
    Matematik: Trigonometriyi bulan adam! Yaptığı çalışmalar biz sözelcileri oldukça incitecek cinsten.
    Fizik: Isı, ışık ve ses üzerine çalışmaları görülüyor. Birleşik Kaplar İlkesi ve 23 farklı maddenin özgül ağırlığını hesaplaması.
    Tıp ve Eczacılık: Kitab-üs Saydala.
    Bilim ve Din: Tahdid Nihayat El-amakin ve Kanun El-Mesudi.
    Sosyal Bilimler ve Felsefe: Burada kendisi hakkında yapılan ve yayımlanan yazarları okurken hiçbir eserinin dilimize çevrilmemesi ve yazarımızın onun bir Türk olduğu üzerine inatla yazmış olması da oldukça ironik. Böyle bir Türk’ün tek eserinin bile çevrilmemesi ama adına gerek hikaye gerek bilimsel kitaplar hazırlanmış olması da garip!
    Biruni ve Dinler: Lievaili sinaati’t-Tencim. Zaten özellikle de Hristiyanlık alanında öyle bir çalışmalar yapmış ki yaşasa gidip bizzat Papa gidip tebrik eder! Aynı şekilde uzun (hatta uzuuuuun) bir Hristiyan mezheplerine (Melkaiyye [ki bu Melkani dedikleri olabilir mi?], Nesturilik, Yakubilik, Ariusçuluk, Merkunilik, Deysaniyye) dair girizgah var.
    En sonda eserlerinin belirtildiği kaynak kısmımız var ki burası kitabın en acı kısmı. Böyle bir büyük ilim adamı olun ama döneminizin şartları gereği eserleriniz kaybolsun. 180 eserinizden sadece 22 tanesi bilinsin. Olacak iş değil. Gerçi günümüzde unutulan Markunilik kurucusu Marcion olmasaydı Hristiyanların da asla toplu bir incili olmayacaktı. Eski dönem şartlarıyla günümüz şartları gerçekten çok farklı. Bilimsel olarak da halen 1000 yıllık adamların incelenmesi ise ayrı bir ironi.
    Finali de yazarımızın çok beğendiğim bir sözüyle yapıp kapatalım mı? Yapalım. Çok güzel yağmur var biraz onu seyredelim. Netice olarak denilebilir ki Biruni, ortaya koyduğu eserlerle tarihimizin yüz akı ve insanlığın ilmî gelişmesinde de öncü olmuştur. Bugün ise onun daha o zamanlar yaşadığı ve varlığını haber verdiği coğrafyalarda kalp ve kafa gözü açık binlerce potansiyel Biruni adayı, geleceğin ilim dünyasına hazırlanmaktadır.
    Kendinize iyi bakın, bol keyifli okumalar..
  • Arthur Calder-Marshall'ın 36 sayfalık büyük önsözü sonrası başlıyoruz kitabımıza. En iyi, en edebi ve en çok ses getiren eseri olduğunu duyunca buna bir başlayayım dedim. Bu arada Sakarya çok güzel, gelsenize.
    Yahu Charmian niçin kadınlara oy hakkı verilmesin? Kadın, erkek fark eder mi? Hepimiz insanız. İçki neden mi yasak olunca güzel? Ben Kadıköy'de oturuyorum. Siz genelde sahile gelen o tarafta kafede oturan insanlarsınız. Orada oturan yerlisi biliyor ki modanın arka tarafından itibaren, Alex heykelinin olduğu, Acıbadem Metrobüs yolundan Fikirtepe aralarının durumu belliydi. En azından artık herkes yerinde içiyor ve en önemlisi ağzıyla içiyor. Halen Barlar Sokağı dediğimiz yerde dayak yiyen sarhoşlar var. İçen içsin ama ağzıyla içsin. Bu mühim. Jack'a katılıyorum.
    Peki, kim bu John Barleycorn? Bunun cevabı da sizde artık.
    Sarhoşluk maceraları bana Levent Kırca'yı anımsattığı kadar güldürdü de. Hele birinin yazar diye bir direğe sarılması olayına kahkaha attım. (ki bunu rezilane bir şekilde millet varken yapmak)
    Kitap bitti. Hemde nasıl. İlk ve tam metin olarak Milliyet yayınlıyor, sene 1971 Temmuz. Ve ben bu çeviriyi okudum. Ah ne güzel, ne güzel. Bol keyifli okumalar efendim..
  • Sözlerime bir takıntı olduğum konuyla başlayacağım. Kimse, kimsenin okumasına kendi kafasından asla yorum yapamaz. Bir insan kendi istediğini yapmak da özgürdür. Başkalarının okumalarını yerip; kendi okumalarını arşa çıkarmak kimsenin haddine olamaz. Bir kitabın dolu ya da boş olduğuna onu okuyandan başkası karar veremez. Hele ki birinin okuduğu kitaba yahut seyrettiği bir şeye bir başkasının okumadan, seyretmeden, ilgilenmeden üstünkörü yorum yapmasına zerre mana veremiyorum. Hele bunu bir de tanıdıklarımız yaparsa artık daha farklı konuşurum.
    Bir insanın Nihal Atsız okuması aynı zamanda Nazım Hikmet şiirleri sevmesine kim ne hakla karışır? Kimin haddine? Bir insan Alparslan Türkeş’in yolunu seçtikten sonra kim hangi hakla onun Levent Kırca seyredemeyeceğinden bahsedebilir? Hangi hakla? Hangi mantıkla bunu konuşur? Bahane uydurmayı bırakın derim ben. Kimse sizin sağcı solcu olduğunuza bakmaz; birini görmek, tanımak, eserleri hakkında fikir sahibi olmak onun yolundan gitmek değildir. Sizlere fazladan bilgi hazinesidir. Fazlasının zararlı olmadığı tek şey tüm yaşam boyu sadece %10 oranında kullandığımız ‘Beyindir’ ki baktığınız zaman bazılarında o “1” rakamı bile mevcut değil. Bu yüzden ben “1” rakamına sahip olanları konuşmaya değer bularak onlara hitap ediyorum, o kardeşlerimde (veya büyüklerim) beni zaten rahatlıkla anlamışlardır.
    Şimdi gelelim bu güzel kitabımızdan bahsetmeye. Hep beraber ilginç ve kimine göre de ‘BOŞ’ noktalara değineceğiz. Kitabımız aynı zamanda Türk Hükümdarı Selim kitabının yazarı Robert Greene tarafından yazılan Pandosto’dan alınmıştır. Kitapla aradaki fark da finaldeki Ölmek-Ölmemek hususuyla alakalı olarak beliriyor. Kitapta bir de Zaman üzerinden atlama yapılıyor. Camillo’nun yurt özlemiyle geçirdiği 15 yıl 4. Perde de atlanmış olarak karşımıza çıkıyor.
    Evet arkadaşlar bugün biraz kafa dinlemek adına birkaç saat kitaba ara vereceğim bende dinleneyim istiyorum artık. Sizlere keyifli okumalar. Bu arada birbirinizi kırmadan, birbirinizle ‘Kapışmadan’ mutlu bir gün geçirmeniz dileklerimle..
  • Bazı yazılarını köşesinde okumuştum. Esprili bir dille anılarına ve politik eleştirilerine yer vermiş. Okurken de bazı noktalarda düşünmeden edemedim. Üslubu çok akıcıydı.
  • Bir zamanlar bu ülkenin televizyonlarında da nitelikli programlar yayınlanıyor, özellikle de çocuklara edebiyatı sevdirmek için hem de şimdiki tabirle 'prime time'da yayınlar yapılıyordu.
    Yıl 1975. Tek kanallı TRT yılları. Televizyon yayıncılığı rating denen o canavara teslim olmamış henüz. TRT'de Bir Öykümüz Var diye bir program izleyiciyle buluşuyor. Dönemin ünlü sinema, tiyatro ve ses sanatçıları, sunucuları her programda Türk edebiyatından bir öyküyü izleyiciye anlatıyor tane tane. Kimler yok ki anlatanlar, anlatılanlar arasında; Türkan Şoray, Ayhan Işık, Halit Kıvanç, Yıldız Kenter, Levent Kırca... Aziz Nesin, Orhan Kemal, Sait Faik...
    Eski Türkiye'ye özlemle...

    1. Bölüm - Anlatıcı: Levent Kırca, Öykü: Çivici Bekir (Ahmet Önel), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-1-bolum

    2. Bölüm - Anlatıcı: Toto Karaca, Öykü: Zeytinler (Ahmet Önel), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-2-bolum

    3. Bölüm - Anlatıcı: Ayten Alpman, Öykü: Gamsız (Reşat Nuri Güntekin), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-3-bolum

    4. Bölüm - Anlatıcı: Halit Kıvanç, Öykü: Zorla Hastalık (Kenan Hulusi Koray), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-4-bolum

    5. Bölüm - Anlatıcı: Günseli Akol, Öykü: Özsuyu (Nezihe Meriç), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-5-bolum

    6. Bölüm - Anlatıcı: Taner Şener, Öykü: Eskici (Refik Halit Karay), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-6-bolum

    7. Bölüm - Anlatıcı: Ayten Gökçer, Öykü: Al Balonun Mor Balona Sevdası (Ümit Denizer), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-7-bolum

    8. Bölüm - Anlatıcı: Can Akbel, Bir Çocuğun Öyküsü (Bilgin Adalı), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-8-bolum

    9. Bölüm - Anlatıcı: Olcay Poyraz, Öykü: Parasız Yatılı (Füruzan), link: http://www.trtarsiv.com/...-oykumuz-var-9-bolum

    10. Bölüm - Anlatıcı: Şakir Öner Günhan, Öykü: Bando Takımı (Muzaffer İzgü), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-10-bolum

    11. Bölüm - Anlatıcı: Nesrin Sipahi, Öykü: Semaver (Sait Faik Abasıyanık), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-11-bolum

    12. Bölüm - Anlatıcı: Tekin Akmansoy, Öykü: Eşek (Memduh Şevket Esendal), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-12-bolum

    13. Bölüm - Anlatıcı: Füsun Önal, Öykü: Seyyid (Füruzan), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-13-bolum

    14. Bölüm: Anlatıcı: Filiz Akın, Öykü: Uyku Böceği ile Düş Böceği (Cemal Ünlü), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-14-bolum

    15. Bölüm - Anlatıcı: Macide Tanır, Öykü: Son Kuşlar (Sait Faik Abasıyanık), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-15-bolum

    16. Bölüm - Anlatıcı: Günseli Başar, Öykü: Şıp Şıp İle Pıt Pıt (Gülçin Alpöge), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-16-bolum

    17. Bölüm - Anlatıcı: Mine Kürkçüoğlu, Öykü: Kiraz (Reşat Nuri Güntekin), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-17-bolum

    18. Bölüm - Anlatıcı: Cenk Koray, Öykü: Hırsız (Talip Apaydın), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-18-bolum

    19. Bölüm - Anlatıcı: Melike Demirağ, Öykü: Harika Çocuk (Orhan Kemal), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-19-bolum

    20. Bölüm - Anlatıcı: Lale Oraloğlu, Öykü: Sarı Pabuçlu Selime Kadın (Lale Oraloğlu), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-20-bolum

    21. Bölüm - Anlatıcı: Ayhan Işık, Öykü: Bizans Definesi (Oktay Akbal), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-21-bolum

    22. Bölüm - Anlatıcı: Beyhan Hürol Saran, Öykü: Güvercin Avı (Yakup Kadri Karaosmanoğlu), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-22-bolum

    23. Bölüm - Anlatıcı: Yasemin Kumral, Öykü: Güneşe Gidenlerin Öyküsü (Işıl Özgentürk), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-23-bolum

    24. Bölüm - Anlatıcı: Altan Kardındaş, Öykü: Kurt ve Kuzu (Anonim), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-24-bolum

    25. Bölüm - Anlatıcı: Güneşi Özden, Öykü: Çiçek Dirilticileri (Tomris Uyar), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-25-bolum

    26. Bölüm - Anlatıcı: Özay Gönlüm, Öykü: Kuduz (Talip Apaydın), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-26-bolum

    27. Bölüm - Anlatıcı: Şükran Güngör, Öykü: Bir Kavak Ve İnsan (Şükran Güngör), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-27-bolum

    28. Bölüm - Anlatıcı: Yıldız Kenter, Öykü: Şimdiki Çocuklar Harika (Aziz Nesin), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-28-bolum

    29. Bölüm - Anlatıcı: Türkan Şoray, Öykü: Önce Selam Ederim (Işıl Özgentürk), link: http://www.trtarsiv.com/...oykumuz-var-29-bolum
  • Dikkat spoiler içerir.
    Meşhur TV yüzümüz Halit Kıvanç'ın yıllar süren kariyerindeki anıları ile renklendirdiği ve ülkemizde televizyon yayıncılığının nasıl geliştiğini anlatan bir kitap. İlk olarak 1950'li yıllarda İTÜ bünyesinde kurulan İTÜ TV ve sonra 31/01/1968 tarihinde ilk kez yayınlanan TRT Ankara ile başlayan televizyonculuk anlatılıyor. Yazarın bulduğu ve televizyon yayını olduğu gün misafirliğe gidenler için kullandığı Telesafir deyimi, sunduğu yatışma programları Bildiklerimiz-Gördüklerimiz-Duyduklarımız ve Yarış 73, TRT dönemindeki maddi yetersizlikler ve teknik aksaklıklardan dolayı yaşananlar, çoğu programın mecburen canlı olması ve bu konuda yaşananlar, hava durumuna yeterince önem verilmemesi, Münih olimpiyatlarında off-tube tekniğini öğrenmeleri ve orada yaşanan aksaklıklar anlatılıyor. Ayrıca Halit bey, Uğur Dündar, Erkan Yolaç, Hıncal Uluç, Levent Kırca gibi isimlere nasıl benzetildiğini de anlatıyor. O dönemlere nostaljik olarak bakmak isteyenlerin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.
  • İnsan olarak birbirimizi sahiplenmek, birleşebilmek için uzaylıların dünyayı istila etmesi mi gerekir?

    -- Levent Kırca