Çocukluk, bir bakıma mazi demektir. Mazi ise milletlerin de, cemiyetlerin de, fertlerin de süt emdikleri analarıdır. İnsanoğlu, her ne kadar anasını inkar edecek kadar vicdansız da olsa gene de bu inkar onu, kendisini doğuranın devamı olmaktan kurtaramaz.
"Çocuklardan not tutmalarn için bir defter getirmelerini istedim. Sınıfın tek Musevi talebesi hariç, iki gün içinde hepsi isteğimi yerine getirdiler. Her ders aynı talebi Yahûdi kızına tekrarladımsa da, hali vakti yerinde olduğu halde deftersiz gelmekte devam ediyordu. Nihayet, aradan bir hafta daha geçtikten sonra dediğimi yapmadığı takdirde kendisini sınıfa almayacağımı söyleyince de ağlamaya başladı. Ailesinin çok geniş imkânı olduğunu bildiğim için bu direnmenin sebebini öğrenmem lazımdı. Kızdan aldığım cevap, bir siyonist prensibinin genç bir Yahûdi kızında ifade bulmasından ibaretti. Kız, ağlamakta devam ederek "Ne yapayım öğretme nim, Yako on gündür dükkânını açmadı. Herhalde hasta olmalı!" dedi. Yako'dan başkasından alış veriş etmeyi prensibine ihânet addedecek kadar ırki bir taassupla Yahüdiliğine gösterdiği bu sadakatin kaçta kaçı Türk gençlerinde bulunmaktadır?
Zelzele olmadan kafesinde titremeye başlayan kuşun, ahırında kişneyen atın, insanoğlundan evvel, vukua gelecek felaketi hissetmekte akıllara durgunluk veren bir gizli antene sahip olduğu nasıl inkar olunabilir?