Mucize diye nitelenecek olay doğa yasalarının ihlali ile değil, çok düşük olasılıkların gerçekleşmesiyle oluşabilir. bu olasılığın matematiksel açıdan imkânsız denecek kadar küçük olmasındandır. (Matematikte 10^50'de 1'den küçük olasılıklar genelde imkânsız kabul edilir.) Eğer Hz. Musa'nın deniz kenarına geldiği anda, denizdeki su moleküllerinin Hz. Musa'nın sağındakilerinin hepsinin sağa, solundakilerin hepsinin sola hareket ettiğini ve böylece denizin ikiye ayrılmış olabileceğini söylersek, fizik yasalarının ihlal edilmediği, çok çok düşük bir olasılığın gerçekleştiği bir mucize tanımı yapmış oluruz.
Evren yasaları determinist değil olasılıkçıdır; Tanrı, kuantum belirsizliklerini belirleyerek, olasılıklar arasında seçim yapar ve evrenin gidişatını yönlendirir. Buna göre, evrenin içinde indeterminizm vardır, ama Tanrı'yı işin içine kattığımızda, yine deterministik bir yapı karşımıza çıkar.
Kuantum belirsizliklerini belirleyen bir Tanrı anlayışı, Tanrı'nın nüfuz edemediği bir şansın olmadığını gösterir.
15 milyar yıl önceden (Big Bang başlangıcında) her şeyi bilen bir Tanrı için, 15 milyar yıl önce ile birkaç saniye önce müdahale etmek arasında fark yoktur. Özellikle Einstein'in izafiyet teorisi ile zamanın izafì olduğu ortaya konduktan sonra 15 milyar yıl ile birkaç saniye arasındaki farkın önemi de kalmamıştır.
Ayrıca izafiyet teorisinin gösterdiği 'mutlak olmayan zaman' tasarımı Tanrı'nın 'zaman üstü olarak tahayyül edilmesini kolaylaştırır; bu ise, Tanrı'nın geleceği 'bilmesi' ile 'belirlemesi' arasında olduğu düşünülen paradoksun çözümlenmesi için yeni açılımlar getirebilir.