Ruh, dünya ve irade birbirinden ayrı gibi görünse de aslında insanın içinde sürekli konuşan üç farklı sestir. Dünya bize koşulları sunar yaşadığımız olayları, karşılaştığımız insanları ve değiştiremeyeceğimiz gerçekleri getirir. Ruh ise bütün bunların içinde anlam arar, hisseder, kırılır, iyileşir ve büyür.
İrade ise bu ikisinin arasında duran sessiz güçtür. Dünyanın getirdiklerini seçemeziz belki, fakat onlara nasıl karşılık vereceğimizi seçebiliriz. Ruhumuz bazen yorulur, dünya bazen ağır gelir fakat irade, insanın yeniden ayağa kalkmasını sağlayan köprüdür.
Hayatın sırrı belki de dünyayı kontrol etmeye çalışmakta değil, ruhu tanımakta ve iradeyi doğru kullanmaktadır. Çünkü dünya sürekli değişir, şartlar sürekli dönüşür. Fakat insanın karakterini belirleyen şey başına gelenler değil, başına gelenler karşısında gösterdiği iradedir.
Ruh derinlik verir, dünya tecrübe verir, irade ise yön verir. Ve insan, bu üçünün dengesi kadar kendisi olur.