• 126 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Açıkça söylemek gerekirse kitaba -birisi şaka amaçlı- 2 önyargıyla başladım. Bunlardan birisi şaka olarak "bakalım Genç Wertherimizin ne acıarı varmış", diğeri de yorumları okuduğum kadarıyla, bir imkansız aşk konusunu kapsadığıydı.
    Yıllardır LGBT camiasıyla iç içe olduğumdan dolayı imkansız aşk konusu bana biraz notmal bir konu gibi geldi fakat hem doşum günümde alındığından dolayı hem de içimden bir ses okumam gerektiğini söyledi. Iyi ki de okumuşum. Kitapta kendimi buldum resmen. Kendi yaşadıklarımın çoğunu bana ışarıdan bir ses bana söylüyormuş gibi geldi. Yaptıklarımın farkına vardım ve bundan sonra daha da dikkatli olmam gerektiğini fark ettim aslında.
    Kitap iki önyargıyı da kökünden bitirdi. Bunları düşündüğüm için bile üzüldüm açıkçası.
    22 yaşındayım, tam 12 ay önce klasik okumaya başladım ve bu okuduğum ilk Goethe kitabıydı. Yazara resmen hayran kaldım.
    Normalde bu tür kitapları "neden daha önce fakk etmedim" diye üzülürdüm. Fakat bu kitabı daha güzel yapan şey aslında yaşanılanlar
    Ayrıca kitapta iki şey çok hoşuma gitti. Birincisi, mektuplarda sanki Wilhelm'in ne yazdığını biliyorsunuz, ikincisi de olayların uzatmadan, birden gerçekleşmesi
    kitap içeriğinden hiç bahsetmiyorum, alınız okuyunuz <3
  • 448 syf.
    ·10 günde·Puan vermedi
    Oğlan boğuldu; son anlarında umutsuz ve yalnızdı. Öldü.
    Sonra uyandı; çıplak yaralanmış ve susamıştı fakat hayattaydı. Bu nasıl olabilirdi? Ve bu tuhaf yer neresiydi?
    Neler olduğunu anlamaya çalışırken, oğlan umut etti. Bu son olmayabilir miydi? Daha ötesi olabilir miydi ya da belki de burası öbür dünyaydı?
    ------------------------------------------------------------
    Kitabın ilk sayfalarından itibaren "Neler oluyor ya?" sorusu sizi yiyip bitiriyor. Ama bu soru birisini daha yiyip bitiriyor; ana karakterimiz Seth. Kitabı okurken sanki bir arkadaşınız ile bu kitabı okuyorsunuz da onunla fikir alışverişi yapıyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Çünkü Seth de sizinle aynı şeyleri düşünüyor, aynı tahminlerde bulunuyor, aynı soruları soruyor. Daha önce hiçbir karakter ile böyle bağ kurduğumu hatırlamıyorum. Karakterin iç dünyasını rahatlıkla hissedebiliyorsunuz.

    Kitapta en çok Seth'İn önceki hayatına yapılan kısa yolculukları sevdim. Olayları ve Seth'in ruh halini daha iyi anlamamızı sağlıyor.

    Seth'in eşcinsel olması ve yaşadığı zorluklar, LGBT+ bireylerinin maruz kaldığı zorbalık ve mobinge güzel bir örnek. Fakat kitapta sevmediğim ve beni üzen tek şey, sürekli yapılan erkek yüceltmesi. ''Erkek'' olmanın üstün bir şey olması gereksiz ve saçmaydı. 21. Yüzyılda yaşıyoruz sonuçta.

    Kitabın sonu o kadar açık bitti ki okuduktan sonra yüzlerce senaryo kurdum kafamda. Küçük bir umutta olsa diğer kitabının çıkmasını çok isterdim.

    Son ve Ötesi: 7/10
  • Kızcağız 16-17 yaşındayken evlenmiş. Çocukları var, eşiyle mutlu. Bir gün kapıya polis/jandarma dayanıyor. Eşi de babası da çocuk hakkında nitelikli cinsel istismarından tutuklanıyor. Birine 8 yıl 4 ay diğerine 3 yıl 8 ay ceza veriliyor.

    Kızcağız, "Beni kimse istismar etmedi, ben kendi isteğimle (hatta kimileri kocama kaçtım) evlendim." diyor.

    Devlet diyor ki "Hayır", seni istismar ettiler.

    Kızcağız diyor ki, "Yahu kocam da babam da hapse girdi, çocuklarla ortada kaldık. Bakanımız, gözetenimiz yok! Kendi rızamla evlendim!"

    Çok adaletli hukuk sistemimiz "Hayır, seni istismar ettiler!" diyor.

    Anlayan, akıl sır erdiren varsa beri gelsin! Çığlıklar âfâkı sardı, yetkililerden "çıt" yok tabiri caizse.

    Yahu bu nasıl bir adalet, hukuk, ceza, müeyyide anlayışıdır? Ellerinde nikah cüzdanları var, Devlet diyor ki "Evet o cüzdanı ben verdim, sizi içeri de ben attım! Var mı itirazınız?!"

    Daha acısı şu: Fiilen aynı durumu gayrimeşru yoldan yaşayanlara hiçbir müeyyide yok. Tabi canım... Diyelim ki (herkesten özür dileyerek) genç kız nikahsız birliktelikle hamile kaldı ve kendi rızamla yaptım, yaşadım dedi. Babasına yahut gayrimeşru durumlar yaşadığı erkeğe ceza veriliyor mu? Tabii ki hayır.

    18 yaşın altında olduğu cümle alemce bilinen sözüm ona yeni yetme "sanatçı" kızlar babaları yaşındaki adamlarla yatlarda, sahillerde rezilliğin kitabını yazarken kimse onlara bir şey diyor mu? Elbette ki hayır.

    Yazık günahtır şu evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış kızlara reva görülen muamele. Böyle bir şeyi aklı başında hiç kimse kabul edemez. Nikahlı yuva kurmanın karşılığı cezaevi, nikahsız kepazeliklere hatta cinsel sapkınlıklara (lgbt derneklerini meşrulaştırarak) alkış öyle mi?!

    Tek cümleyle: Yazıklar olsun.

    He he Müslüman ülkeyiz...

    (Yunus Emre Gördük-14/01/2020)
  • 320 syf.
    ·4 günde
    Kitap, algı yönetimi ve manipülasyonun işleyiş sürecini anlatıyor. 6 bölümden oluşan kitapta sırayla;
    Manipülasyonun dayandığı temeller, algı yönetiminde özgürlük kavramı, tarihte üç büyük manipüle örneği ve Alfred Kinsey'in raporlarını anlattıktan sonra; peygamberimiz döneminde Velid b Muğire, İfk hadisesi ve Mescid-i Dırar üzerinden örnek vermiş. Firavun'un manipüle tekniklerini ayetler ışığında açıklamıştı. Sonrasında ilk kandırılmanın Hz. Adem ile başlaması üzerinden kandırılmaya yatkın insanların kişilik özelliklerini incelemişti. Son bölümde de algı yönetimine direnme ve eleştirel bakış kazanmanın yollarını anlatarak kitabı bitirmişti.
    Kitap, LGBT'nin nasıl dünyaya kabul ettirildiğini en ince tarihi verilerine kadar almış.
    Çok titiz, kaliteli ve veri tabanlı çalışılmış. Tavsiye edilebilir, güzel kitap