Librarian, bir alıntı ekledi.
 09 Eki 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Librarian
Dev Airbus 340 tıklım tıklım dolu. Koltuklarda çeşit çeşit insan uyuyor. Kadın, erkek, genç, yaşlı, çocuk bir sürü insan. Birbirlerine yabancılar ama kader birliği ettiklerinin farkında değiller.
Uçak düşecek olsa hepsi aynı dakikada ölecekler ve bu ölüm onları sonsuza kadar bağlayacak. Şu yaşlı kadınla, ona yaslanmış uyuyan torunu, öteki koltukta oturan genç adam, business class'taki iş adamları, hatta pilotlar, gecenin o saatinde bile giysileri kırışmamış olan hostesler. Onlara bakarken "Her yolculuk bir kader birliğidir" diye düşünüyorum, "ama insanlar bunu bilmiyor."
Üstelik hangi boyuttan bakarsak o kadar büyük bir gerçek bu. Örneğin insan türünün bu gezegendeki serüveni de bir yolculuk olarak görülemez mi? Ekolojik dengeyi bozmaya başlayan bir yolculuk. Ve bu dengenin bozulması, bütün insanlar için bir kader birliği değil mi?Birbirini tanısın tanımasın, her bireyin kaderi birleşmiyor mu? Her anlamdaki yolculuk böyle bir şeye neden oluyor.
İnsanlar başlarına bir şey gelmeyince durumu anlayamıyor, her yolculukta insanları birbirine bağlayan kaderi algılayamıyor.

Serenad, Zülfü Livaneli (Sayfa 100 - Doğan Kitap)Serenad, Zülfü Livaneli (Sayfa 100 - Doğan Kitap)
Librarian, bir alıntı ekledi.
 28 Eki 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Librarian
Tanrı merhametten de, şefkatten de daha büyüktür. Tabii şiddet ve cezadan da.Onda hepsi vardır, onda hepsi birdir. Bir olmak demek, çok olanı bir görünümde toplamak demektir, ama farklılıklarını silmeden, aynılaştırmadan, birbirine benzetmeden. Çünkü her varoluşun bir anlamı, bir gereği vardır. Çoğu zaman mesele Tanrı'nın ne olduğu değil, bizim onda ne gördüğümüzdür. Sevgi dolu olanlar merhameti görür, zalim olanlar şiddeti. Zeki olanlar aklı görür, aptal olanlar kör inancı, alimler bilimi görür, cahiller mucizeyi.

Bab-ı Esrar, Ahmet Ümit (Sayfa 33)Bab-ı Esrar, Ahmet Ümit (Sayfa 33)
Librarian, bir alıntı ekledi.
 03 Eki 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · 2/10 puan

Librarian
Hayat can sıkıntıları okyanusunda vecde gelme adalarıdır ve otuz yaşından sonra kara nadiren görünür. En iyi durumda, aşınmış bir kumsaldan diğerine dolaşıp dururuz ve çok geçmeden üzerine bastığımız bütün kum tanelerini tanır gibi oluruz.

Zar Adam, Luke Rhinehart (Sayfa 10)Zar Adam, Luke Rhinehart (Sayfa 10)